Sözcü Plus Giriş

Sir Dominick Chilcott: Türkiye AB içinde kendisini en çok destekleyeni kaybedecek

Türkiye’nin 40 yıldan fazladır üye olmak için çabaladığı Avrupa Birliği, kritik eşikte: Birliğin en önemli üyelerinden İngiltere, AB’yi terk etmeye hazırlıyor. 29 Mart’ta sonlanması planlan ve “Brexit” olarak adlandırılan İngiltere’nin AB’yi terketme süreci, Türkiye’yi pek çok alanda yakından ilgilendiriyor. “Brexit’in gerçekleşmesi ile birlikte, Türkiye de AB içindeki kendisine destek veren en önemli ülkelerden birini kaybedecek” diyen İngiliz Büyükelçi, Türk-İngiliz ilişkilerinin ise Brexit sonrasında daha da gelişmesini beklediğini söyledi. 1980’li yıllarda yine Ankara’da diplomat olarak görev yapan Sir Dominick Chilcott, o yıllar ile bugünün Türkiye’si arasındaki farklara ilişkin kendi gözlemlerini de aktardı.

Zeynep GÜRCANLI
07:43 -
Sir Dominick Chilcott: Türkiye AB içinde kendisini en çok destekleyeni kaybedecek

İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Sir Dominick Chilcott, Brexit sürecini Sözcü'ye anlattı.

* Brexit'te son durum nedir?

AB ile müzakere edilmiş olan Brexit anlaşması Avam Kamarası tarafından reddedildi. Dolayısıyla bu anlaşma işlemeyecek. Mevcut anlaşmada bazı değişiklikler yapılması gerekiyor. Avrupa Birliği ise yeniden müzakereye hazır değiliz diyor. Bu da durumu çok zor hale getiriyor. Anlaşma metninin değişmesi gerekiyor, değişmiş metnin de Avam Kamarası tarafından yeniden oylanması ve onaylanması gerekiyor. Bir noktada müzakereler olmak zorunda. Sorun ise, saatin işlemeye devam etmesi.
Şu anda 29 Mart'ta yasal olarak Avrupa Birliği'ni terketmek durumundayız, eğer herhangi bir süre uzatması olmazsa.

* Süre uzatması mümkün mü?

Evet böyle bir şans var. Eğer tüm taraflar anlaşırsa, Büyük Britanya talep eder ve 27 AB ülkesi kabul ederse, takvimi genişletebiliriz.

* Büyük Britanya hükümetinde bu süreyi uzatmak gibi niyet var mı?

Hayır. Hükümetin görüşü hala anlaşmayı yeniden düzenlemek için zaman olduğu yolunda. Amaç da hala 29 Mart'ta AB'yi terketmek. Ancak bunun için AB'nin bizimle ciddi şekilde işbirliği yapması gerekiyor.

* Yasal olarak Brexit'ten vazgeçmek mümkün müdür?

Evet, Brexit'ten yasal açıdan geri dönmek mümkün. Büyük Britanya, istediği herhangi bir zaman, tek taraflı olarak Brexit sürecini durdurabilir. Ancak Büyük Britanya hükümetinin görüşü, Brexit konusunda yapılmış olan referandumun sonucu gerçekleştirmek ve ülkeyi, Avrupa Birliği ile yapılacak bir anlaşma uyarınca AB dışına çıkarmak. Brexit tamamlanınca da, AB ülkeleriyle ekonomik ve güvenlik alanında görüşmelere geçilmesi planlanıyor. Plan bu, bizim yapmak istediğimiz bu.

* Brexit'in Türkiye'nin AB üyelik sürecine etkisi ne olacak?

Büyük Britanya geleneksel olarak Türkiye'nin AB üyelik sürecinin en büyük destekçilerinden biri. Türkiye'nin aktif bir üyelik sürecinin ardından, AB'ye tam üye olmasının stratejik bir süreç olduğuna inanıyoruz. Bu Avrupa için iyi olacak. Aynı zamanda bunun Türkiye açısından da doğru olacağına inanıyoruz.
Ancak açıkcası, AB dışında kaldığımızda, Büyük Britanya olarak bu rolü oynamaya devam edemeyeceğiz. Türkiye'nin üyelik süreci konusunda herhangi bir etkimiz kalmayacak. Ve bu süreç şu anda bile durmuş durumda ne yazık ki. Fiilen durmuş olması da, Türkiye ile AB arasında daha başka sorunların ortaya çıkmasına yol açıyor. Biz, Türkiye'nin üyelik sürecinin aktif olmasını, üyelik müzakere başlıklarının açılmasını istiyoruz. Ama bu görüş, tüm AB üyeleri tarafından paylaşılmıyor.
Büyük Britanya'nın AB'den ayrılmasının etkisi, Türkiye'nin AB içinde belki de en güçlü destek sesini kaybetmesi olacak. Bu da üzüntü verici.

* Brexit sonrasında Türkiye ve Büyük Britanya'nın birlikte AB dışında kalacaklar. İki ülkenin birlikte çalışma ihtimali var mı?

Kesinlikle böyle bir ihtimal var. Hem Ankara, hem Londra hükümetlerinin ortak görüşü, Brexit sonrasında ticaretimizin sekteye uğramaması. Çünkü biz Avrupa Birliği'nden ayrıldığımız zaman, hem ortak pazardan, hem de Gümrük Birliği'nden ayrılmış olacağız.
Dolayısıyla, Türkiye ile de bir Gümrük Birliği ilişkimiz kalmayacak. Şu anda Türkiye ile olan ticaretimizin yüzde 95'i Gümrük Birliği çerçevesinde yürütülüyor. Dolayısıyla yeni bir yol bulmak zorundayız. Türkiye ve Büyük Britanya, neler yapılabileceğini görebilmek için, iki yıldır çalışmalarını sürdürmekte olan bir ticaret işbirliği grubu oluşturdu.
bu konuda şu andaki sıkıntımız ise, Büyük Britanya'nın AB içinde olduğu süre boyunca serbest ticaret anlaşması görüşmesi yapmasının yasal olarak mümkün olmaması. Bu Londra tarafını bağlayan bir engel.
Ancak plan şu; AB'yi bir anlaşma yaparak terketmemiz halinde, bir geçiş dönemi olacak. 24 ay ya da biraz daha uzun süre olacak bu geçiş süreci boyunca Türkiye ile serbest ticaret anlaşmasını müzakere etmek konusunda özgür kalacağız. Eğer herşey plan dahilinde ilerlerse, bu anlaşmayı müzakere edip imzalamak için yeterince zamanımız olacak.
Ticaretimiz 2018'de yüzde 9 oranında arttı. Bir önceki yıl da artmıştı. Dolayısıyla karşılıklı ticaretimizde sağlıklı bir büyüme var. Hem Türkiye, hem de biz, bu büyümeyi devam ettirmek istiyoruz.

* Büyük Britanya, Türkiye ile AB arasında imzalanan Ankara anlaşmasını uygulayıp, Türk vatandaşlarına ülkede çalışma hakkı veren tek AB üyesi ülke. Brexit sonrasında, Ankara anlaşmasından yararlanıp, İngiltere'de yaşayıp çalışan Türk vatandaşlarının durumu ne olacak?

Ankara anlaşması çerçevesinde Büyük Britanya'ya gitmiş olan Türk vatandaşlarının durumunda herhangi bir değişiklik olmayacak. Eğer Brexit olduğunda zaten bu anlaşmadan yararlanmış durumda iseler, endişe edecek birşeyleri olmayacak.
Ama Büyük Britanya olarak, Avrupa Birliği'nden ayrıldığımızda, aynı zamanda Ankara anlaşmasından da çıkmış olacağız. Çünkü Ankara anlaşması, AB ile Türkiye arasında imzalanmış bir anlaşma. dolayısıyla bu anlaşmanın tarafı olmayacağız.
Brexit'in en önemli konularından biri, göçün kontrol edilebilmesi. Dolayısıyla kendi ulusal göç sistemimizi kuracağız Brexit sonrasında. Bu da halen görüşme aşamasında. Detaylarının ne olacağı daha şimdiden belli değil.
Ama yeni sistemdeki prensiplerden biri, Büyük Britanya'ya çalışmak ya da iş kurmak için gelmek isteyenler için, ülkeye getirdikleri yetenekler ya da yatırım, bizim iş hayatımızın gereklerini yerine getirip getirmedikleri belirleyici olacak. Hangi ülkeden geldikleri ise belirleyici olmayacak. Yani ilerde, Türkiye'den gelecek işadamları Büyük Britanya tarafından Alman ya da Fransız işadamlarıyla aynı muameleye tabi olacak.
Şunun altını çizmek gerekiyor. Biz hala başka ülkelerden gelecek insanlara ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü ekonomimiz başarılı olabilmek için göçe ihtiyaç duyuyor. Doğru yeteneklere sahip Türk insanları, gelecekte herhangi bir diğer ülkeden gelen insanlarla aynı şekilde kabul görecek. Ama bu Ankara anlaşması çerçevesinde olmayacak. Bir ulusal sistem olacak.
Ankara anlaşması şu anda karşılıklı olarak uygulanmıyor. Bizim açımızdan bu durum, yani Ankara anlaşmasıyla Türk vatandaşlarına tanınan hakların aynısının Türkiye tarafından tanınmıyor olması bizim şu an için bir konu değil. Ancak ilerde kurulacak sistemde elbette bir çeşit karşılılık bekleyeceğiz.

“80'LERDE ASKERLER HAYATIN HER ALANINDAYDI, KÜRT MESELESİ KONUŞULMUYORDU. TÜM BUNLAR DEĞİŞMİŞ...”
* 1980'lerde Ankara'da görev yaptınız. O yıllar ile bu yıllar arasında ülkede gördüğünüz en büyük değişiklikler neler? Nereden başlasam bilemiyorum, çünkü pek çok değişiklik yaşanmış. Türkiye artık çok daha zengin görünüyor. Altyapısı, köprüler, yollar çok daha iyi. Mesela benim Türkiye'de daha önce görev yaptığım dönemde İstanbul'da metro yoktu. Bu alandaki en belirgin fark, İstanbul-Ankara arasındaki otoyolda mesela; Türkiye'de daha önce görev yaparken Ankara'dan yola çıktığınızda yaklaşık bir saat otoyolda gidiyordunuz. Ardından Bolu'yu, tek şeritli bir dağ yolunu aşarak geçiyordunuz. Sonra tekrar otoyola girip İstanbul'a varıyordunuz. Kentlerde daha fazla alışveriş merkezi ve buralarda önemli markalar var. 1980'lerde İngiltere'den Türkiye'ye gelirken, yanınızda bazı şeyler getirmeniz normal karşılanırdı, çünkü Türkiye'de bulunmazdı başı şeyler. Şimdi bu değişti. Herşeyi bulmak mümkün. Şehirlerin ölçüsü de büyümüş. Ankara'da 1980'lerin ortalarında yaklaşık bir milyon kişi yaşıyordu. Şimdi beş milyondan fazla kişi yaşıyor Ankara'da. Köylerden kente yönelik yoğun göç de bu açıdan büyük fark o yıllara göre. O yıllarda mesela Bodrum'un, sadece birkaç sanatçının olduğu, bohem bir hayatı çağrıştıran küçük bir balıkçı kenti olduğunu hatırlıyorum. Şimdi yazları Bodrum'da bir milyondan fazla kişi oluyor. Antalya mesela: o zaman da önemli bir şehirdi. Ancak sınırları bu kadar geniş değildi. Geçen yıl Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ile görüştüğümde, bana Antalya'da tüm İspanya'daki beş yıldızlı otellerden daha faza beş yıldızlı otel olduğunu söyledi. Turistik altyapı da, 1980'lere çok çok fazla gelişmiş durumda. Ayrıca subjektif açıdan da bazı değişimler gördüğümüzü söyleyebilirim 1980'ler ile, bu yıllar arasında; Türkiye'ye 1980 darbesinden tam olarak 4 yıl sonra geldim. Demirel ve Ecevit siyaseten yasaklıydı. Askerlerin Türkiye'de günlük yaşam üzerinde çok büyük etkisi vardı. O dönemde bir Kürt partisi yoktu. Kürt sorunu açıkca konuşmak için son derece hassas bir konuydu. Tüm bunlar değişti. Bugünlerde askerler Türk toplumunda çok farklı bir rol oynuyorlar. Kürt partisi HDP var. Kürtçe yayın yapılabiliyor. Bunlar da önemli değişiklikler.

* Brexit Büyük Britanya'nın NATO üyeliğine, ya da güvenlik düzenlemelerine bir etki yapacak mı?

Hayır. AB'yi terketmek, bizim üyesi olduğumuz diğer kuruluşlarda daha çok çalışmamızı getirecek. NATO, her zaman bizim güvenliğimizin kilit taşı olmuştur. Dolayısıyla NATO çerçevesindeki taahhütlerimizde herhangi bir azalma yaşanmayacak. Şu anda Gayrı Safi Milli Hasılasının yüzde 2'sini Savunma giderlerine harcayan az sayıdaki NATO ülkesinden biriyiz. Ayrıca dünyada GSMH'sının yüzde 2'sini savunmaya,yüzde 0.7'sini BM'nin odaklandığı uluslararası kalkınma harcamalarına ayıran tek ülkeyiz. Uluslararası tahhütlerimizi koruyacağız, hatta belki de daha da arttıracağız.

* Brexit sonrasında Türkiye ile güvenlik alanındaki ilişkilerinizde de bir gelişme bekliyor musunuz?

Bu sorunun yanıtı evet. Bölgede Türkiye ile daha yakın çalışmak istiyoruz. Türkiye Ortadoğu'da ağırlığı ve etkisi açısından çok önemli bir oyuncu. Biz de, ortadoğu'da Türkiye'nin dostu ve müttefiki olarak onunla çalışmak istiyoruz.
Savunma sanayi alanında da işbirliğimizi arttırmak istiyoruz. Bu alanda TFX savaş uçakları en büyük başlık. Ama bunun dışında da savunma alanında Türk ve İngiliz şirketleri arasında pek çok şey yaşanıyor. Bu alan, İngiliz ekonomisi içinde güçlü bir alan. Ve bu alanda teknoloji transferi yapmayı da öngörüyoz Türkiye'ye.
Genel olarak Büyük Britanya, ihracatın kontrolü açısından, pek çok ülkeye nazaran, mesela ABD'ye nazaran, çok daha az kısıtlama içeren bir sisteme sahip.
Bu açıdan, Türkiye için savunma alanında iyi bir ortak olduğumuzu düşünüyorum.
Bunun Brexit sonrasında daha da artmasını umuyorum.

* Brexit, Türk-İngiliz ikili ilişkilerini nasıl etkileyecek?

AB'den ayrıldığımızda, AB içinde olmanın konforunu kaybedeceğimizden, ikili ilişkilerimizde çok daha fazla çaba harcayacağımızı düşünüyorum. En önemli hedefimiz de G-20 ülkeleri olacak. Türkiye de, hem NATO müttefiki, hem G-20 üyesi ve Avrupa Konseyi üyesi, büyüyen ekonomik bir güç, büyüyen bir pazar olarak bizim için son derece çekici bir ülke.
Bu elbette bir rekabet değil ama, şunu söyleyebilirim;
Türkiye ile ikili ilişkilerimiz, pek çok Avrupalı ortağımıza göre çok daha verimli.
Başbakanımız Theresa May ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki ilişki, iyi bir ilişki. Sadece son 9 ay içinde üç ayrı yüzyüze görüşme gerçekleştirdiler. Mayıs ayında Londra'da, Eylül'de New York'ta, son olarak da G-20 zirvesi kapsamında Buenos Aires'te görüşme yaptılar. Bakanlar arasında da görüşmeler sürüyor.
Brexit nedeniyle bu aralar görüşmelerin sıklığı biraz azaldı. Ama bunun tek nedeni Brexit'in Londra'nın enerjisinin büyük kısmını almakta olması.
Hükümetten hükümete ilişki son derece güçlü. Umudum, Brexit sonrasında bu ilişkinin daha da güçlenmesi.

* Ticari alanda beklentiniz nedir?

Ticari ilişkiler iki taraf açısından da çok önemli. Büyük Britanya, Türkiye'nin ikinci büyük ihracat pazarı. Biz de Türkiye'nin en büyük yatırımcıları arasındayız.
Ortak yatırımlar yapılmasını da bekliyoruz. Böylece teknolojiyi Türkiye'ye getirip, üretimi burada yapabiliriz.
Afrika'da ve Ortadoğu'da Türk şirketleriyle birlikte çalışmak istiyoruz. Birbirini tamamlayan yeteneklerimiz olduğuna inanıyorum.
Birleşik Krallığa yönelik Türk yatırımlarından da büyük memnuniyet duyuyoruz. Simit Sarayı, Kahve dünyası şu anda Londra'da sıkça görülen yerler arasına girdi.
Ülker de ülkenin en büyük bisküvi şirketlerinden birini satın aldı. Bunlar, ticari ilişkilerin ne derece olgun olduğunun göstergeleri.
Ticaret artıyor. Brexit sonrasında daha da artmasını bekliyorum.
İnsandan insana ilişkiler konusunda ise, sadece geçen yıl Türkiye'ye gelen İngiliz turist sayısı 600 bin kişi arttı. Toplamda yaklaşık 2.3 milyon İngiliz Türkiye'ye tatile geliyor. Tur operatörleri, 2019'un bir önceki yıla göre çok daha yoğun olacağını söylüyor. Bu çok sayıda İngliiz'in tatil için Türkiye'yi seçtiğine ilişkin önemli bir işaret.
Önümüzdeki hafta Londra'da yapılacak bir yüksek öğretim konferansına gideceğim. İngiliz üniversitelerinin Türk öğrencilere eğitim vermesine ilişkin görüşmeler olacak. Ayrıca bazı Türk üniversitelerinin yöneticileri ile de biraraya geleceğim. ülkelerimiz arasındaki eğitim ilişkisinde daha da büyüme potansiyeli görüyoruz.

“ALİ KOÇ'UN BAŞKAN SEÇİLMESİ, FENERBAHÇE TARAFTARLIĞIMDA ETKİLİ OLDU”
İngiltere Büyükelçisi Chilcott, sıkı bir Fenerbahçe taraftarı. İngiltere liginde Chelsea'yi tutan Büyükelçi, Türkiye'de neden Fenerbahçe'yi tercih ettiğini şöyle anlattı: “Türkiye'ye geldiğimde bir futbol kulübünün taraftarı olmanın önemli olduğunu gördüm. Benden önceki Büyükelçi güçlü bir Beşiktaş taraftarıydı. Benim farklı birşey yapmam gerektiğini düşündüm. Uzun süre bir Ankara takımını desteklemeyi düşündüm. Çünkü burada yaşıyorum. Ama insanlarla konuştukça, İstanbul'daki büyük takımlardan birini desteklemem yönünde bir beklenti farkettim. Bu aşamada gittiğim tek maç da Fenerbahçe-Rizespor maçı oldu. Fenerbahçe'yi izleyince sevdim. Ayrıca Fenerbahçe İstanbul'un Asya tarafında güzel bir semt. Bu aşamada Fenerbahçe'de yeni bir Başkan da seçildi. Koç ailesi, Koç Holding Türk-İngiliz ticaretinde önemli bir oyuncu. Türk-İngiliz ilişkileri için bu kadar fazla şey yapan bir ailenin yönetiminde olduğu futbol kulübünün taraftarı olmanın bir fırsat olduğunu düşündüm. Galatarasay hakkında fazla düşünmedim. Bunun tek nedeni, Galatasaray'ın daha çok Fransa ile ilişkilendirilmesi değildi. Neden Galatasaray'ı düşünmediğime ilişkin iyi bir yanıt veremem size. Çünkü 1980'lerde ben Türkiye'de görev yaparken, Galatasaray çok güçlüydü. O zamanlar Trabzonspor da çok güçlüydü. Bu yıl Türk futbolu açısından çok ilginç bir yıl. Fenerbahçe iyi gitmiyor. Bunun bir ayar dönemi olduğunu düşünüyorum. Bu ayar döneminden sonra daha iyi bir takım olacağına inanıyorum. Başakşehir şu anda ligi önde götürüyor, Trabzonspor, Kayserispor iyi gidiyor. Malatyaspor da ligde ön sıralarda. Bu pek alışıldık değil anladığım kadarıyla. Bu değişiklikler iyidir. Birleşik Krallık'ta ben Chelsea taraftarıyım. Ama Lester'ın Premier Ligi kazandığı yıl çok sevindim. Çünkü bu büyük takımlardan biri değildi. Sanıyorum ülkede pek çok kişi de Lester gibi görece küçük bir takımın lig şampiyonu olabilmesine çok sevindi. Sistemin biraz sarsıldığını görmek hoşuma gitti. Türkiye'de de bunun olduğunu görmek ilginç. Ama tabi, bu sarsılma Fenerbahçe'nin aleyhine olmadığı sürece...”

“PATLICANLI HER TÜRLÜ MEZEYİ ÇOK SEVİYORUM”

Büyükelçi, Türk yemeklerinden ise en çok meze ve ızgaraları sevdiğini anlattı.
“Türkiye'nin klasik mezeleri ve ızgaralarını çok seviyorum.
Mezeler içinde patlıcanlı herşeyi seviyorum. Acılı ezmeyi seviyorum. Ana yemek olarak da çoğunlukla Adana kebap yemeyi tercih ediyorum. Çünkü baharatlı. Baharatlı yemekleri tercih ediyorum.
Kıyma ile, soğan ve değişik sebzelerin birleşiminden oluşan kebapların, çok iyi bir kombinasyon oluşturduğunu düşünüyorum.
Türk mutfağı, içinde çok fazla taze sebzeyi barındırdığı için çok şanslı. Bir anlamda Akdeniz mutfağı, zeytinyağı ve taze sebze çok kullanılıyor.”

“SİR” ÜNVANI NEREDEN GELİYOR?

İngilere Büyükelçisi Chilcott aynı zamanda “Sir” ünvanı taşıyor. Bu ünvanın “Kraliyet ailesine mensup olmak anlamına gelmediğini” söyleyen Sir Dominick, kendisine neden “Sir” ünvanı verildiğini ise şu sözlerle anlattı:
“Kraliyet ailesinden gelmiyorum. Benim durumumda, “Sir” ünvanı bana yaptığım kamu hizmetleri için verilmiş bir onur. 37 yıldır diplomat olarak görev yapıyorum. Tüm bu yıllarda yaptığım hizmetin kabulü anlamına geliyor.
Türkiye'de benzer bir sistem yok.
Sadece kamu yönetiminde değil, Büyük Britanya'da her alanda ülkenize yönelik hizmetleriniz için bu ünvan verilebiliyor. Ben mesela, Colombo'da, Tahran, İrlanda'da büyükelçilik yaptı, Washington'da Büyükelçi yardımcısı olarak çalıştım. Şimdi de Ankara'da Büyükelçilik görevindeyim. Beş farklı Büyükelçilik. Bunun etkisi büyük.
Bu, sizin çalışmalarınız kamusal olarak tanınması anlamına geliyor.
Bir yazar, sanat alanında bir kişi, bir müzisyen, ya da bir önemli bir işadamına da verilebiliyor bu ünvan. Mesela Elton John da Sir ünvanına sahip bir müzisyen. “

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more