Sözcü Plus Giriş
CAN ATAKLI

Ümmet başımıza çöktü

15 Ekim 2019

ANALİZ

Ümmet başımıza çöktü

AKP iktidarının 17 yıllık hakimiyeti boyunca en çok duyduğumuz tanımlardan biri hiç kuşkusuz “millet”tir.

Ancak başta Erdoğan olmak üzere nedense bu milletin hangi millet olduğunu söylemezler.

AKP'ye göre her şey milletle başlıyor, milletle bitiyor.

Zaman zaman millet tanımının “ümmet” olarak kullanıldığına da tanık olduk ki, aslında iktidar zihniyetinin temel felsefesi de bu zaten.

Milletten anladıkları aslında ümmet.

Yani Müslüman birliği.

AKP'nin Müslümanlık anlayışına göre, “millet” asla önemli değil, Müslüman olan herkes kendi milleti ne olursa olsun Müslüman milletindendir ve buna da ümmet denir.

Tabii ümmet aynı zamanda en çok Müslümanı içinde barındıran Arapları da çağrıştırdığı için bu iktidarın temel hayali de Türkiye'yi Araplaştırmak.

Bunda hayli mesafe aldıklarını da saklamak mümkün değil.

Türkiye giderek Araplaşıyor, bu ibret verici bir gerçek.

Ancak şimdi bu ümmet patladı.

Adeta başımıza çöktü bu ümmet denilen şey.

Bir iki Müslüman ülke hariç (Azerbaycan, Pakistan, Katar) hiçbiri, Suriye operasyonunda yanımızda değil.

Arap Birliği denilen grup ise açıkça “Türkiye işgalcidir, bir Arap ülkesini işgal etmektedir, derhal dışarı çıkmalıdır” diye bildiri bile yayınladı.

Erdoğan'ın en çok güvendiği şey olan “ümmet” bir anda en büyük hasmımız haline geldi.

Erdoğan buna çok öfkeli.

Bu öfkesi onu yıllardır bizlerin söylediği noktaya getirdi.

Erdoğan dedi ki; ‘'Bu bölge şu anda Suriye'de bir Arap ülkesi mi? Suriye kahir ekseriyetli Arap mıdır, Arap'tır. Terörün estiği bölge Arapların ağırlıklı olduğu bölge midir? Öyledir. Yerlerinden edilen Arapları kurtarıyoruz. Rejim YPG-PYD'yi de savunmuyor. Bütün bunlar ortadayken, Arap Ligi, hâlâ Türkiye'nin aleyhine karar çıkartıyor. Sizin topunuz bir araya gelseniz bir tane Türkiye etmezsiniz ve biz şu andaki duruşumuzla herhangi bir ülke için değil, mazlumların hakkını almak için bu mücadeleyi veriyoruz. Suriye'yi bölüp parçalamak isteyenlere karşı bu mücadeleyi veriyoruz.''

Ne yazık ki Erdoğan, Arap ülkelerinin tamamının bir Türkiye etmeyeceği gerçeğini ancak “ihanete uğradığını düşündüğü” sırada gördü.

Türkiye'yi Arap ülkelerinden ayıran özellik, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilke ve devrimleridir.

Laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olma özelliği, Türkiye'yi bütün Müslüman ülkelerden ayırmakta ve bir yıldız gibi parlamasına neden olmaktadır.

AKP zihniyeti ise işte bu yıldızı söndürmek, Türkiye'yi de diğer Arap ve Müslüman ülkeler gibi sıradan bir ülke haline getirmek için çok çabaladı.

Türkiye'ye bu açıdan ağır hasar verdi. Şimdi ihanete uğradıklarını düşününce bir anda yön değiştirdiler.

Oysa 12 Aralık 2017'de bütün yandaş yalaka medyada yayınlanan bir haber nedeniyle havalara uçuyorlardı.

Habere göre, Amerika merkezli araştırma kurumu Pew Research Center'in, Ortadoğu'da düzenlediği ankete göre; Arap halklarının yüzde 66'sının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a güvendiği ileri sürülüyordu.

Araştırma kuruluşu sonuç yorumunu, “Bu Erdoğan'ın, ümmetin lideri olduğunun tescilidir” olarak yapmıştı.

Şimdi durum tersine döndü.

Erdoğan da keşke “laik demokratik, sosyal bir hukuk devleti” ilkelerine dönse.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

‘Laf ola beri gele' cevapla baştan savıyorlar

Bu köşenin okurları, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'i yakından tanırlar.

Meclis'in en çok soru soran milletvekili olan Gürer, ne yazık ki sorularının çoğuna cevap alamıyor.

Ola ki cevap aldığında da bu cevaplar genellikle “sade suya tirit” denilecek cinsten oluyor hep.

Ömer Fethi Gürer son olarak Cumhurbaşkanlığı'na ait makam araçlarını sormuş.

Sorulara “lütfedip” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay cevap vermiş. Tabii buna cevap denir mi orası ayrı.

Değerlendirmeyi siz yapın.

Bakın Gürer'in soruları şöyle;

– Cumhurbaşkanlığı'na ait makam aracı sayısı kaçtır?

– Cumhurbaşkanlığı'nca kullanılan araçlardan kiralık olan araç sayısı ne kadardır?

– Cumhurbaşkanlığı tarafından kullanılmasına karşın, bakanlık veya kurumlara ait olan araç var mıdır?

– Cumhurbaşkanlığı bünyesine 2019 yılında yeni makam aracı satın alınmış mıdır?

– Cumhurbaşkanlığı'nın koruma araç sayısı ne kadardır?

Görüldüğü gibi hepsi net ve cevabı çok basit sorular.

Şimdi gelin, bir de saraydan gelen cevabı okuyun;

“Cumhurbaşkanlığı'nın 2019 yılı bütçesinin T cetvelinde 28 adet taşıt alımı öngörülmüştür. Ancak 2019 yılında ihtiyaç duyulması halinde belirtilen araçların alımı gerçekleştirilecektir. Nitekim 2018 yılı bütçesinde 38 adet araç alımı öngörülmüş olmasına rağmen, bu araçların alımı gerçekleştirilmemiştir.”

Fevkaladenin fevkinde değil mi bu cevaplar?

Kamuoyu bu konuda eşsiz biçimde bilgilendirilmiş oldu.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Bir parti, seçmenleriyle birlikte terörist ilan edilmez

Suriye operasyonuyla birlikte kaba bir milliyetçilik söylemi yükselen değer haline geldi.

İster iktidar yalakası olsun, ister muhalif; ister samimi AKP, ister etliye sütlüye pek karışmayan vatandaş olsun, herkes hamaset yarışında.

Tabii bunda iktidarın eli sopalı tavrı da çok etkili.

Çünkü bu konuda asla muhalefet istemedikleri gibi en küçük bir eleştiriye de tahammülleri yok.

Her zaman olduğu gibi yine çetele tutanlar sardı ortalığı, “Kim operasyona destek açıklaması yaptı, kim hâlâ yapmadı?” telaşındalar.

Bunun da bir tür terör olduğunu ne kadar anlatsak boş tabii.

Tabii aslında böyle günler iç huzurun sağlanması açısından önemlidir.

Ancak bu sadece milli birlik ve beraberlik çağrısı yapılarak da sağlanamaz.

Samimi, inandırıcı olmak da gereklidir.

“Türklerle Kürtler kardeştir, biz Kürtlerle değil PKK terörü ile uğraşıyoruz” söylemi elbette çok güzel ama beğenilmeyen Kürt muhalefeti, düşman gibi gösterip “Bunların hepsi terörist” dediğinizde huzura kavuşmamız mümkün değil.

Bu konuda Erdoğan'a çok büyük bir görev düşmesine rağmen, ne yazık ki bu fırsatı adeta tekme ile kovalıyor.

Operasyonun başladığı gün HDP milletvekilleri için “PKK'nın desteği ile Meclis'e giren parti” demesi bana göre büyük talihsizlikti.

Çünkü Meclis'e girmenin koşulları belli. Seçim yapılır ve her parti, öncelikle yüzde 10 barajını geçmek durumundadır sonra da aldığı oy oranında milletvekilini Meclis'e sokar.

Eğer HDP için, “PKK'nın desteği ile Meclis'e girdi” derseniz, bu partiye oy veren 6.5 milyon insanı da terörist safına sokmuş olursunuz.

Ki bunun büyük haksızlık olduğunu herhalde bizzat Erdoğan da biliyordur. Bazı HDP milletvekillerinin terör örgütüyle fazla sıkı fıkı olmalarını, tüm halka mal ederek huzura kavuşamayacağımız ortadadır.

Erdoğan'ın da böyle önemli günler yaşarken herkesi kapsayıcı tutum içinde olması hepimizin yararınadır.

BUNU YAZMAK GEREK

İmamoğlu yönetimine karşı sinsi bir sabotaj yapılıyor sanki

Önce Ekrem İmamoğlu hemen seçildikten sonra yazmıştım.

Demiştim ki, “25 yıldır İstanbul'da egemenliklerini sürdürenler için gitmek çok zor olacaktır. İmamoğlu yapılacak sabotajlara karşı da hazırlıklı olmalıdır. Metro arızaları, metrobüs kazaları, boru patlamaları karşımıza çok sık çıkabilir.”

Ardından yaşadığım bir kaç olayı örnek göstererek, “Üst üste bu kadar çok aksilikle karşılaşınca insanın aklına ister istemez bunların kasıtlı olabileceği geliyor” diye de yazdım.

Ancak bu tür aksilikler bir türlü bitmiyor. Son bir haftada aldığım şikayetleri sıralayacağım.

Hepsi tesadüf mü, yoksa hâlâ halkı sıkıntıya sokup bunu İmamoğlu'na mal ederek bir yere ulaşacaklarını sananlar mı var?

Geçen hafta pazartesi;

1) Sabah saat 10:00, Yenisahra metro istasyonuna iniş yönündeki elektrikli merdiven çalışmıyor.

2) Kadıköy vapur iskelesi karşısındaki istasyona iniş merdiveni çalışmıyor saat 15:25

3) Saat 15:45 yine Yenisahra istasyonunun, bu sefer çıkış merdivenlerinden en uzun ve en dik olan çalışmıyor.

Bunun dışında yer ve saat veremiyorum ama hemen her gün metro istasyonlarındaki bir ya da iki yürüyen merdiven veya yürüyen yol çalışmıyor.

Genellikle yukarı çıkışlarda arıza oluyor, her nedense iniş merdivenini çıkışa ayarlamıyorlar.

Metrobüs hattında garip kazalar yaşanıyor, seferlerin 15 dakika bile durması bütün duraklarda insan seline yol açıyor.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more