Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

Münferit ve sistemik iflaslar

18 Temmuz 2019

Darwin'in “Evrim ve Doğal Ayıklama” (Evolution and Natural Selection) kuramı, hayatın tamamını kapsar. Dolayısıyla bu kuram, iş hayatında da (İktisatta da diye okuyun) geçerlidir. Zaten geçerli olmaması mümkün değildir. Aksi takdirde insan ve toplum denen bilinçli canlıların yaşam-geçim mücadelesini inceleyen iktisat, bir bilim olma iddiasını sürdüremezdi. Tüm canlılar, ebeveynlerinin biyolojik ve kültürel genlerini taşır. Bu kalıtımı, bir sonraki nesle aynen aktarmak için “değişmemekte” direnir. Ne var ki; canlıların içinde yaşadığı çevre aleyhlerine değişebilir. Değişen çevrede, değişmeyen genlerle yaşamı sürdürmek zora girer, hatta imkansızlaşabilir. Bu tehlikenin bilincine varan canlıda, bir mutasyon yani gen değişimi başlar. Geni değişmeyen veya genleri değişen çevreye uyumsuz yönde değişen canlıların nesli tükenir. En uyumlu değişimi gösterenler yaşamı sürdürür. Hatta daha üst bir hayat düzeyine geçebilir.

DOĞAL AYIKLANMA HER ZAMAN VARDIR

Yukarıdaki paragraf, çevre koşullarının değişmesi karşısında yaşamları tehlikeye giren canlı türlerinin ancak çevreye uyum sağlayarak hayatta kalmaya devam ettiğini söylemektedir. Çevre şartlarında önemli değişimler ortaya çıkmazsa, canlı türleri evrim geçirmez. Ama canlı bireyin “doğal ayıklanma” sınaması aynen devam eder. Çünkü doğada/ekonomide, canlıların yaşamını sağlayan kaynaklar her zaman kıt, talep her zaman sonsuzdur. Doğa/iktisat, kendi diyalektiği içinde bu “kaynak yetersizliği” sorununu; zayıf, verimsiz, dayanıksız canlıların beslenme imkanını kısıp onları ortadan kaldırarak çözer. Mevcut kıt kaynakları daha verimli bir şekilde kullanacaklara tahsis ederek “türün gelişmesini” sağlar. Daron Acemoğlu, milli gelirin, daha çok kaynak kullanmadan sadece “kaynak kullanım verimliliğini artırarak” (total factor productivity increase) büyümesine “kaliteli büyüme” diyor. Kaliteli büyüme için, verimsiz firmaların iflas ederek, ortadan çekilmesi gerekir. Dolayısıyla zaman zaman, belli oranda ortaya çıkan münferit iflaslar, ekonominin doğru işlediğini gösterir.

TÜRK FİRMALARININ EKOSİSTEMİ

Ancak bugün farklı bir oluşumla karşı karşıyayız. Nasıl balıklar su ortamında doğar ve yaşarsa, Türk firmaları da “ucuz döviz” ortamında (moda deyimiyle ekosisteminde) doğar ve yaşar. “Ucuz döviz” mamasıyla beslenir. Döviz fiyatları kısa sürede yüksek oranda artınca, Türk firmalarının feleği şaşar. Sudan çıkmış balığa dönerler. Çırpınıp dururlar. Hükümetin IMF ile anlaşarak veya anlaşmadan, onları tekrar suya atmasını, yani onlar için “ucuz döviz ortamı” yaratmasını beklerler. Haksız da değillerdir. Netice itibarıyla onlar “ucuz döviz ortamına” uyum sağlamışlardır. Şimdi kendi başlarına “pahalı döviz ortamına” uyum sağlamaları zordur. Eğer iflaslar yaygınlaşmışsa, ortada sistemik bir kaza vardır. Çözüm de sistemli olmalıdır.

Son söz: Verimli firmaları kurtarmak, ekonomiyi kurtarmaktır.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more