Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

CHP sen işit

“Bizim Mahalle” özellikle…

Tarık Akan'ın başrolünü oynadığı Yılmaz Güney'in “Sürü” filminden bu marşı ezbere bilir:

“Hayat denilen kavgaya girdik,
çelik adımlarla yürüyoruz.
Biz, bu karanlık yolun sonunda,
doğacak güneşi görüyoruz.
Dağları aşıyor, bak yakınlaşıyor,
kızıl yıldıza hep koşun.
Bu bir rüya değil, bu bir hülya değil,
yıldızıdır kurtuluşun…”

Avusturya İşçi Marşı bu.

Marşın ortaya çıkışı 1927 yılında Viyana'da 89 işçinin ölümüyle sonuçlanan Temmuz Ayaklanması günlerine dayanır… Keza: 1934 yılında Avusturyalı işçilerin faşizme karşı giriştiği Şubat Ayaklanması sırasında marş yaygınlık kazandı. Sonra dünyaya yayıldı…

Sadece marş değil… Marksist teori açısında da Avusturya önemli ülkeydi.

Otto Bauer, Max Adler, Karl Renner gibi Marksist teorisyenler, 20'nci yüzyıl başından itibaren “Avusturya Marksizmini” dünyaya yaydı. Bu kavram özünde “sosyal demokrat” idi…

Ülke faşistleri “Avusturya Bolşevizmi” adını verseler de, bu sosyal demokrat hareket Lenin ve Troçki tarafından da eleştirildi.

Sosyalizme parlamentarizm ile barışsal yoldan geçmeyi amaçlayan Avusturya sosyal demokrat hareket yoluna devam etti… 1920'li yıllar boyunca -örneğin Viyana'da yüzde 60'lara varan- yüksek oy oranına ulaştı.

Sonunda Avusturya burjuvazisi, ülke faşistleri ve Hitler ile iş birliğiyle bu hareketi boğdu. Kuşkusuz sosyal demokratlar da hatalar yaptı…

Savaştan sonra ne oldu?

ÇÖKÜŞ YILLARI

Avusturyalı sosyal demokratlar, II. Dünya Savaşı'ndan sonra Karl Renner önderliğinde tekrar örgütlendi.1945 seçiminde yüzde 44.6 oy aldı. Zamanla oylarını sürekli artırdı; iktidar koalisyonunun hep büyük ortağı oldu. Ve:

1971, 1975, 1979 seçimlerinde tek başına iktidar olmayı başardı. Oylarını yüzde 50'nin üzerine çıkardı…

Sonra?

Sonra 1983 seçiminden başlayarak oylarını hep düşürdü:

1983 seçiminde yüzde 47.6, 1986'da yüzde 43.1, 1990'da yüzde 42.8, 1994'te yüzde 34.9, 1999 yüzde 33.2…

Uzatmayayım… 2017 seçiminde yüzde 26.9 ve pazar günü yapılan son seçimde yüzde 21.7 oy aldı!

Sadece Avusturya değil; Almanya, İspanya, “kale” denen İsveç vd. sosyal demokratların hali içler acısı… Oysa. Tıpkı Türkiye'de olduğu gibi 1970'ler sosyal demokratlar için “altın yıllar” idi. Herkesin dilinde “sosyal adalet”, “adil paylaşım” vardı. Yani, halkçılık

Maalesef… Sosyal demokratlar, 1980'lerde dünyaya yayılan neo-liberalizme/vahşi kapitalizme boyun eğdi. Bu ideolojik bağlılık sosyal demokrasinin çöküşünü getirdi.

İşin özü marşlarını unuttular:

“Fabrikalarda biz, tarlalarda biziz,
biziz hayatı yaratan.
Din farkı bilmeyiz, dil farkı bilmeyiz,
sanki doğduk bir anadan.
Anamız amele sınıfıdır,
yurdumuz bütün cihandır bizim…”

FAŞİSTİ TANI

Ve bu pazar günü yapılan seçimde Avusturya Sosyal Demokrat Parti, tarihinin en düşük oyunu aldı. Avusturya'yı yıllar sonra yine faşistlere teslim ettiler…

Demeyiniz ki, “ama seçimi yüzde 37.2 ile Sebastian Kurz'un liderliğindeki muhafazakâr Halk Partisi kazandı!”

Bu köşede ısrarla “derine kazın” diyorum. O partinin altını kazarsanız “Nasyonalist/Sosyalist Hıristiyan Parti” çıkar; 1893'de faşist Dr. Karl Lueger'in kurduğu… 1907'den 1913'e kadar Viyana vatandaşı olan Hitler'in örnek aldığı adam ve parti buydu!

Nazileri Avusturya'ya çağırıp birliği sağlayan da bu faşistler idi.

Arkadaş! Dr. Lueger'i bilmeden Sebastian Kurz'u anlayamazsın. Avrupa'nın iki yüzünü göremezsin. Kavrayamadığın için de “oh faşist Özgürlük Partisi'nin oyları azaldı; Halk Partisi kazandı” diye sevinirsin!

Sen faşizmi kıyafetten- sembolden mi ibaret sanırsın? Burjuvazinin barbarlık silahıdır faşizm… Neyse.

Konumuz sosyal demokrasinin geldiği içler acısı hal…

Peki…

Sosyal demokrasinin nasıl yıkıma uğradığı belli. Çöküşü nasıl durduracaklar? Yarını nasıl kuracaklar?

Yüz yılı aşan geçmişleriyle yüzleşebilecekler mi? Yoksullardan, işçi sınıfından, göçmenlerden nasıl koptuklarını ve; burjuvazinin “uysal çocuğu” olup, gelir dağılımı adaletsizliğinin payandası olduklarını itiraf edebilecekler mi?

Yoksa yıllardır yaptıkları gibi siyaset mühendisliği kafasıyla iktidarda olmanın fırsatını aramaya devam mı edecekler?

Ve aslında ben tüm bunları CHP için yazdım.

Yani:

“Kızım sana dedim, gelinim sen işit” misali!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more