Aytunç ERKİN
Aytunç ERKİN

İktidarın izlediği politikanın adı: Kompartıman siyaseti

Tarih 21 Ağustos 2020… Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın doğal gaz müjdesi üzerine açıklamada bulundu. Bakan Albayrak, “Ülkemizin makus talihini tarihe gömdüğümüz büyük bir zafere imza attık. Artık ne doğu ne batı yeni eksen Türkiye” dedi.

Tarih 27 Ağustos 2020… Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda, “Artık herkesin bilmesi lazım, Türkiye Cumhuriyeti Devleti uluslararası ortamda gerçekten bir özne haline gelmiştir” dedi…

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sonra devletin en yetkili iki isminden gelen iki kritik vurgu: Özne olmak, yeni eksen Türkiye…

Gerçek ne?

Akşam yazarı, akademisyen Taceddin Kutay ‘eksen' kelimesini “Kompartıman siyaseti' olarak değerlendiren isimlerden. Yani… Yolcu treni vagonlarının bölmelerle ayrılmış bölümlerinin her biri gibi her ülkeyle farklı siyaset!

Libya'da Rusya ile restleşebiliriz ama Suriye'de ortak devriyeye çıkabiliriz…

ABD ile Suriye'de, PKK/YPG konusunda karşı karşıya gelebiliriz ama ortak da hareket edebiliriz!

Pragmatizm: Trump iyidir

‘Özne ve eksen' olmak bu mu? Değil!

Tabii ki… Her alanda, gücümüzün farkında, ‘bağımsızlıkçı politika' izlemek gerekiyor. Burada sorun yok!

Sorun şu: Kompartıman siyaseti ya da ‘özne' ya da ‘eksen' denilenin pratiğe yansımasının adı “pragmatizm'… Faydacılık… İktidarı korumak için yararlı olduğuna inanmak!

Emperyalizm döneminde sıkça başvurulan yöntem!

Örneğin… Trump'ın yönettiği ABD'ye ses çıkarmamak… (Ne derse desin) Ancak… ABD başkan adayı Joe Biden üzerinden iç politkayı dizayn etmeye çalışmak!

Daha bugün yaşadığımız bir örnek…

Bakan Akar'ın doğru tespitleri

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar dün yaptığı açıklamada şu cümleleri kurdu: “…Bizim dışımızda çeşitli ülkelerin yaptığı girişimlerle Suriye'nin emrivakilerle karşı karşıya olduğunu söylemek yanlış olmayacak. 40 binden fazla vatandaşımızı katleden bir PKK ve YPG var. Karşımızda isimleri ne olursa olsun bir terör örgütü var. Müttefiklerimizle bu konuda anlaşamıyoruz. PKK/YPG'yi Kürtlerin temsilcisi olarak görmek yanlış. Suriye'nin kuzeyinde alan ve yol kontrolü yaparak sükunu sağlamaya çalışıyoruz. Hem ABD'li hem Rus dostlarımız bugüne kadar verdikleri sözleri yerine getirmediler. Teröristlerin varlığı sürüyor… ABD'yi ve Rusya'yı yaptığımız mutabakatlara uymalarına davet ediyoruz…”

Jefrrey

Tespitler doğru… Ancak biz bu tespitleri uzun zamandır duyuyoruz!

Bu açıklamayı unutmayın ve Türkiye'ye önceki gün gelen ziyaretçiye bakın!

Suriye Anayasa Komitesi toplantılarının 3'üncü turuna Cenevre'de başlandı… ABD Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, 26 Ağustos günü Cenevre'den, İstanbul'a geldi. Jeffrey, Beşiktaş'ta bir otelde Suriyeli muhalif gruplardan biri ile görüştü. Grubun ayrıldığı sırada otele James Jeffrey ile görüşmek üzere Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu Başkanı Nasır El Hariri'nin de aralarında olduğu başka bir heyet daha geldi.

Ve James Jefrrey dün Ankara'ya geçti…

Kim bu Jefrrey?

ABD: PKK ile masaya oturun

Bir kez daha yazıyorum…

17 Ağustos'ta, ABD'li “Delta Crescent Energy LLC” şirketinin Suriye'nin kuzeyinde petrol çıkarmak üzere PKK/YPG ile anlaşma imzalaması konusunda James Jeffrey şöyle dedi: “İstikrarı sağlamayı ve IŞİD ile savaşmayı sürdürdükleri müddetçe, onların (PKK/YPG) ekonomik açıdan iyi durumda olmalarını istememiz bir sürpriz değil.”

PKK/YPG'ye bu kadar açık desteği kimse vermedi?

Bitmedi… Daha da fazlası var…

Jeffrey, SDG'ye yani PKK'ya 2015 yılından bu yana eğitim verdiklerini hatırlattı ve itiraf etti: “ABD Başkanı Donald Trump'ın kararı üzerine bu güce (PKK'ya) petrol sahalarının korunması görevi verildi… Bu nedenle bunun için de onlara destek sağladık, eğitim, donanım ve danışmanlık misyonları yürüttük” dedi.

Telekonferans yoluyla düzenlenen basın toplantısında James Jeffrey'ye, Trump'ın geçen sene gündeme getirdiği SDG (PKK/YPG) ile Ankara arasında diyalog beklentisi de hatırlatıldı. Jeffrey şöyle dedi: “Türkiye'nin İdlib'deki pozisyonunu çok güçlü bir şekilde destekliyoruz. Kuzeydoğu'ya ilişkin de görüşmelerimiz sürüyor.”

SONUÇ: ‘Özne ve eksen'den nereye geldik! Bizi, 2010'lardaki gibi, PKK/YPG ile masaya oturtmak için çalışan, terör örgütü destekçisi Jefrrey'i Ankara'da ağırlıyoruz!

Kompartıman siyaseti bu demek galiba!

‘Bir Hayalim Var'

Martin Luther King… 28 Ağustos 1963'te, Lincoln Anıtı önünde yaklaşık 200 bin kişiye haykırmıştı…

Tarih 28 Ağustos 1963…

57 yıl önce bugün…

ABD'nin başkenti Washington'da, Lincoln Anıtı önünde… Genç siyahi adam yaklaşık 200 bin kişiye haykırır:

“Bugün size diyorum ki, dostlarım, şu anın getirdiği güçlüklere ve engellemelere rağmen bir rüyam var benim. Amerikan rüyasına derinden kök salmış bir rüyadır bu.

Bir rüyam var. Gün gelecek, bu ulus ayağa kalkıp kendi inancını gerçek anlamıyla yaşayacak. ‘Şunu kendinden menkul bir gerçek kabul ederiz ki, bütün insanlar eşit yaratılmıştır.'

Bir rüyam var. Gün gelecek, eski kölelerin evlatlarıyla eski köle sahiplerinin evlatları, Georgia'nın kızıl tepelerinde kardeşlik sofrasına birlikte oturacaklar.

Bir rüyam var. Gün gelecek, dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar. Ve eğer büyük bir ulus olacaksa Amerika, bunun gerçekleşmesi şarttır. Öyleyse New Hampshire'in dev tepelerinden yankılansın özgürlük. New York'un ulu dağlarından özgürlük yankılansın… Her bir dağın yamacından yankılansın özgürlük.”

Martin Luther King… Afrika-Amerikalı Protestan din adamı, eylemci… ‘Bir Hayalim Var' başlıklı konuşmasından, ırkçılığa karşı verdiği mücadeleden size kısa bir bölüm aktardım…

O da her mücadele veren gibi 39 yaşında ‘suikasta' uğradı ve yaşanını yitirdi!

İlginç olan şuydu…

244 yıl önce yazılan tarih!

4 Temmuz 1776…

Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'nde yazan şu ifadeler: “Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: “Bütün insanlar eşit yaratılmışlardır, onları yaratan Tanrı kendilerine vazgeçilemez bazı haklar vermiştir, bu haklar arasında yaşama, özgürlük ve mutluluğu arama hakları yer alır… Bu hakları korumak için insanlar arasında meşru, iktidar hak ve yetkilerini yönetilenin rızasından alan hükümetler kurulmuştur. Herhangi bir hükümet şekli, bu amaçları tahrip eder bir nitelik kazanırsa, onu değiştirmek veya kaldırmak ve temelleri kendi güvenlik ve refahlarını sağlamaya en uygun görünecek ilkeler üzerine dayanan, güç ve yetkiyi aynı amaçla örgütleyen yeni bir hükümet kurmak o halkın hakkıdır.”

Bağımsızlık Bildirgesi'nden 87 yıl sonra…

1 Ocak 1863…

ABD'nin 16'ncı Başkanı Abraham Lincoln, iç savaş sırasında ‘köleleri, siyahları' özgürleştiren başkanlık emrini verir: “… Yüce Tanrımızın yarattığı 1863 yılının Ocak ayının 1. Gününde… Herhangi bir eyalette veya eyaletlerin belirli mahallerinde, halkın aksi halde Amerika Birleşik Devletleri'ne isyan içinde olacaklarının kabul edileceği hal ve şart altında, köle olarak tutulan tüm insanlar bu tarihten itibaren ve sonsuza kadar özgür kılınacak… Böylelikle kara ve deniz güçleri dahil olmak üzere, devletin yürütme gücü bu insanların özgürlüklerini tanıyacak ve koruyacaktır ve bu insanların tümüne veya herhangi birine özgürlükleri için yapacakları herhangi bir girişimi bastırmaya yönelik eylem ya da eylemlerde bulunmayacaklardır.”

Böyle mi oldu?

Jefrrey'nin de ‘bir hayali var'

4 Temmuz 1776… 1 Ocak 1863… 28 Ağustos 1963…

Martin Kuther King'in, “Ve eğer büyük bir ulus olacaksa Amerika…” cümlesini kurduğu tarih 1963…

O günden bu yana dünyaya ve ülkesine kan ve gözyaşı getiren bir ABD yönetimi var!

Vietnam…

Latin Amerika'da darbeler…

Ulusları, ekonomik anlamda hegemonya altına alma…

Türkiye özelinde 12 Eylül… Gladio…

Irak'ın işgali…

Suriye…

Kendi içinde… Siyahi Amerikalı George Floyd'un polis memuru Derek Chauvin tarafından gözaltına alınırken öldürülmesi, protestolar…

Unutmadan: Bu arada ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Türkiye'de… PKK/YPG dostu Jeffrey, Suriye'de Esad'dan sonrasını ‘dizayn' etmek için ülkeleri geziyor! Herhalde ‘Bir hayali var'…