Sözcü Plus Giriş
DENİZ ZEYREK

Devletin parasını Manhattan’a vakfetmek

1 Şubat 2020

“Vakıf”, kişilerin kendi arzusu doğrultusunda bağışladıkları para ve mülklerle, imkanı olmayanlara (hatta hayvanlara, bitkilere) bir hizmet sunmak ve bu hizmeti gelecekte de kesintisiz sürdürmek için kurulan kuruluşlara deniyor.

Daha anlaşılır bir söylemle vakıf, varlıklı kişilerin, varlıklarının bir bölümünü dayanışma amacıyla yoksullarla, muhtaçlarla paylaşması için kurulur.

Fark etmişsinizdir ama ben yine de tanımdaki esas önemli sözcüğün altını çizmek istiyorum: “Kişilerin.”

“Devletin” ya da “kamunun” değil, “kişilerin”.

Bunun anlamı şu:

Devlet, yurt yapılması gerekirse doğrudan yapar.

Devlet, imarethane açması gerekirse doğrudan açar.

Devlet, sokak hayvanlarını, kuşları beslemek isterse doğrudan besler.

Devlet, camileri, kamu binalarını onarmak isterse doğrudan onarır.

Yani, devletin imkanı olmayanlara, hayvanlara, bitkilere, binalara hizmet sunması için hiçbir aracıya ihtiyacı yok.

Ne yazık ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kaynaklarını bazı vakıflara aktarması meselesinde olduğu gibi Kızılay meselesinde de gördük ki AK Parti iktidarında “vakıf” kavramının anlamı değiştirilmiş.

Artık isimlerine aşina olduğumuz, iktidara yakın bazı vakıflarda kurucuların servetleri ihtiyaç sahipleriyle paylaşılmıyor, tersine kamu kaynakları denetimsiz bir şekilde vakıf kurucularına tahsis ediliyor.

Kızılay işine bir bakın:

Başkent Doğalgaz (özel sektör şirketi), Ensar Vakfı'na bağışta bulunmuş ama bunu doğrudan yapmamış. Parayı Kızılay üzerinden Ensar'a transfer etmiş.

Neden mi?

Çünkü Kızılay'a yapılan bağış, bağışçının devlete ödemesi gereken vergiden düşüyor.

Başkentgaz, o parayı Ensar'a doğrudan verse, para kendi kasasından çıkacaktı. Kızılay üzerinden verince, kasasından çıkıp vergi dairesine gitmesi gereken parayı vermiş oldu. Yani Ensar'a giden o para, Başkentgaz'ın kasasından değil, Ankara Vergi Dairesi'nin kasasından çıkmış oldu.

Ne oldu o para?

New York'un gözde mahallesi Manhattan'da Türken Vakfı tarafından inşaata dönüştürüldü.

Ensar ya da Türken kurucularının/bağışçılarının değil, Başkentgaz'ın değil, devletin parası Manhattan'da lüks bir binaya “vakfedilmiş” oldu.

Para Başkentgaz'dan (özel sektörden) çıksa, (Manhattan'da kurulan binanın sadece Ensar'ın ya da Türken'in ideolojik çemberinde bulunan insanlara hizmet vermesi dahi) sıradan bir durum olabilirdi.

Ancak para kamu kaynaklarından çıktığında durum değişiyor.

Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına hesap sorma hakkı doğuyor.

İkiyüzlülüğünüz batsın!

Bir grup Karslı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve bazı siyasetçileri kaz yemeğinde ağırlamıştık. Kıyamet kopmuştu. En masum eleştiri “şatafat” sözcüğü ile dile getirilmişti. Geçenlerde Ankara'da TZOB Misafirhanesi'nde bir yemek vardı. Eski bakanlardan Ahmet Arslan, son Başbakan Binali Yıldırım ve çok sayıda AK Partili siyasetçi, kaz yemek için o büyük masanın etrafındaydı. Baktım, kaz yemeği yüzünden bizim üzerimize çullanan, yerden yere vuran hiç kimseden çıt çıkmadı. Bu durum karşısında, o eleştiri metinlerini yazanlara “ikiyüzlülüğünüz batsın” demeden geçemedim.

Babacan partiyi spor salonunda mı ilan edecek?

Türkiye siyasetinin muhafazakar kanadında hareketlilik devam ediyor. Ahmet Davutoğlu'nun kurduğu Gelecek Partisi görücüye çıktı ama teşkilatlanma sürecini henüz tamamlamadı. O nedenle Anadolu'nun neresine giderseniz, Gelecek Partisi'nin örgütlenme çabalarına denk geliyorsunuz.

Benzer bir hareketlilik Ali Babacan için de söylenebilir. “Davutoğlu partiyi kurdu. Babacan vazgeçebilir” söylentileri artınca Babacan'ın ofisinden “Sabırsızlanmayın, çalışmalar sürüyor” minvalinde bir açıklama geldi. Ben de merak edip, o çalışmaların ne aşamada olduğunu soruşturunca öğrendim ki parti kuruluş aşamasına gelmiş. Kuruluşun ilan edileceği toplantının detaylarına gelinmiş. Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi'nin kuruluşunu AK Parti'nin ilan edildiği otelde, hatta aynı salonda ilan etmişti. Babacan daha görkemli başlamak istiyor ve bu nedenle spor salonu arayışına girmiş. AK Parti'nin kontrolündeki salonlar büyük ihtimalle tahsis edilmeyecek ve Babacan'ın partisi, Ankara Çankaya'da Ahmet Taner Kışlalı Spor
Salonu
'ndaki törende görücüye çıkacak.

Ne zaman mı?

Çok büyük ihtimalle şubat ayının üçüncü haftasında, en kötü ihtimalde marta kalmadan.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more