Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Başrol oyuncusu Metin!

10 Temmuz 2020

Sevgili okurlarım Türkiye'de akıl almaz olaylara hep birlikte tanık olmayı sürdürüyoruz.

AKP-MHP koalisyonu şimdi kafayı baroları bölüp yandaş barolar kurmaya taktı…

Bu iş için gerekli olan yasa şu birkaç gün içerisinde, belki bugün aynı koalisyon tarafından kabul edilecek, Meclis'ten geçmiş olacak.

Bu sürecin başrol oyuncusu kimdi derseniz, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu!

Cübbesinin ilikli ve fermuarlı ceplerinde birçok unvan taşıyor.

Avukat, Ankara Hukuk Fakültesi'nde geleceğin hukukçu öğrencilerini yetiştiren Prof. Dr. unvanlı biri ve üstelik şu anda Türkiye Barolar Birliği Başkanı.

★★★

İktidar kesimi bölünmüş barolar için ilk girişimde bulunmaya başladı bile!

Yandaş avukatlar Ankara'da bu konuda ilk adımı attı, Hak ve Adalet Barosu kurmak için isim, patent hakkı almaya soyundu.

Özellikle büyük illerimizde bundan sonra sık sık tanık olacağımız gerçek şu:

Özellikle iktidara karşı olan İstanbul, Ankara, İzmir gibi baroları parçalayıp karşılarına yenilerini çıkarmak…

Ve Türkiye Barolar Birliği'ni (TBB) yeniden yapılandırıp Metin'i şimdilik kurtarmak!

Aksi takdirde Metin ilk genel kurulda gidici.

İktidarın Metin gibi sadık bir elemanın tasfiye edilmesine göz yumması elbette mümkün değildi.

★★★

Bir okurumdan iki gün önce aldığım mesaj aynen şöyle:

“Emin Bey, baroların bölünmesi ve Metin'i kurtarma operasyonu konusundaki yazılarınızda tamamen haklısınız. Ancak burada esas konu iktidar tarafından düzenlenen bu operasyonla Metin'i kurtarmaktan çok, hedeflerine ulaşabilmek için Metin'i kullanmaları.

İktidar istediğini elde ettikten sonra yakasından tuttuğu gibi onu kapı dışarı edecektir.

Metin keşke metin olabilseydi de demokrasinin elden gitmesine izin vermeseydi.

Kim bilir neler oldu da böylesine taraf değiştirmeyi içine sindirdi…”

★★★

Aynı konuyu ben de yazacaktım ama ismini (başına bir iş gelmesin diye) özellikle vermediğim okurum benden önce davranmış ve yazmış.

Hadise gerçekten de böyle.

Metin inanılmaz dönüşler sergiledi…

Bir zamanlar CHP'nin kayıtlı üyesi idi ve zamanı gelince genel başkanlığa oynayacağı herkes tarafından biliniyordu.

Sonra ismi cumhurbaşkanlığı için geçti ama ortaya çıkıp adaylığını açıklamadı.

Şimdi AKP iktidarının has adamı…

★★★

Bakın size söyleyeyim…

AKP bu olayın mamasını bırakın Metin'e yedirmeyi, onunla bir tek lokmasını bile paylaşmaz.

İktidarın güvendiği yüzlerce avukatı var.

TBB derseniz, para kaynakları ve para gücü sonsuz olan bir kuruluş.

Beş yıldızlı otelleri, restoranları, lokalleri var.

Şimdi AKP gelsin de, piyasada kendi açısından yüzlerce güvenilir avukatı varken, TBB'yi Metin'e teslim etmeyi sürdürsün!

Olacak iş değildir…

★★★

O halde ne yapılacaktır?

İktidar istediklerini elde ettikten sonra Metin'e dönüp şöyle diyecektir:

“Kusura bakma adamım, harç bitti yapı paydos. Hizmetlerin için sana çok teşekkür ederiz…”

Ve geçici olarak üstlendiği yandaşlık nöbetini gerçek sahiplerine devretmek zorunda kalacaktır.

★★★

Bu olaylar gelişirken “Maksat Metin'i kurtarmak” diye birkaç kez yazdım…

Ve defalarca sordum:

“Metin niçin konuşmuyor!”

Birkaç günden bu yana bazı televizyon kanallarına çıkıp konuşmuş ve aynen şöyle demiş:

“Bu çoklu baro olayına, baroların bölünmesine ben de karşıyım.”

Aaaa, vallahi inanmıyorum!

Be mübarek adam, yaptıklarınla ve şimdi söylediğin sözlerle, yine 180 derece çark ettiğinin farkında mısın?

Meclis'e yasa teklifi geldi, uzun tartışmalar yaşandı, baro başkanları itilip kakıldı ve sen bütün bunlar olurken suspus olmuştun, iktidara destek veriyordun.

Böylesine yüce unvanlar taşıyan birine, hem de bir hukukçuya, bunca çelişkiye düşmek yakışır mı?

Evet, iktidar Metin'i kullanıyor.

Yasa çıkınca, görevi sona erince onu ilk fırsatta yakasından tutup kapı dışarı edecek.

Kendi kendini harcadı, yazık etti!

Erbakan hoca kafayı bulunca

Sevgili okurlarım, Erkal Zenger pek çok siyasi partinin kongresinde ve genel başkanların mitinglerinde ses sistemi kuran bir uzman idi. Görevi mitinglerde mikrofondaki sesin en uzaktan en net bir biçimde duyulmasını sağlamaktı…Ve Türkiye'nin bu alanda en önde geleni, bir numarası idi.

Bütün Türkiye'yi Demirel, Özal, Erbakan, Ecevit, Yılmaz, Çiller gibi parti başkanlarıyla gezmiş ve nice maceralar yaşamıştı!

Bunların bir bölümünü de ‘‘Thencere Ghottin Khara'' isimli şimdi artık piyasada bulunmayan kitabında toplamıştı.

Bugün size bu kitaptan iki alıntı yapıp Zenger'in bana anlattıklarıyla birleştireyim de biraz gülün.

Zenger bir seçim öncesinde  Necmettin Erbakan'la Anadolu'yu geziyor, otobüste ve mitinglerinde ses düzenini kuruyor. Şimdi anlattığı olay Doğu Anadolu'da bir yerde mola verildiği sırada geçiyor.

★★★

“…Sıcak mı sıcak bir gün. Hoca çok susamış. Hoca'ya büyük bir bardak vişne şerbeti hazırlamışlar. Orada seçim gezilerinde kendisini izleyen TRT kameramanı Okan Pelit de var.

Okan kendisi için bir kola şişesine votka doldurmuş, kamera çantasının içine koymuş. Hemen mutfağa gidiyor, kaşla göz arasında şişeyi çıkartıyor ve Erbakan'a içirmek için çaktırmadan vişne şerbet bardağına üç dört parmak votka ekliyor.

O bardağı en arkaya koymuş belli olsun diye.

Bir ara birileri ‘‘TRT yok mu burada?'' diye bağırdı.

Okan fırladı, kaptı kamerasını ve koştu çağrıldığı yere.

Okan'ın votkalı vişne suyu tepside bardakların en arkasında tek duruyor, dağıtımda bir yanlışlığa kurban gitmesin diye.

Ev sahibinin hizmetkârı, şerbet bardaklarının olduğu tepsiyi aldı ve dışarı çıktı misafirlere ikram etmek için.

Erbakan'a yaklaşırken, ev sahibi hürmet olsun diye tepsiyi aldı adamın elinden ve Erbakan'a doğru uzattı.

Tepsi el değiştirince, en arkadaki bardak geçti en öne ve tek olarak duruyor.

Normal olarak Erbakan o bardağı aldı. Hoca biraz konuştu, buzlu şerbetten içti. Şerbetin tadı acı geldi Hoca'ya!

‘Bu şerbette bir acılık var' dedi.

‘Efendim buranın vişnesi dağ vişnesidir. Biraz mayhoş olur ama çok hoş olur. Bu konsantre değil, hakiki vişneden sıkma. Ondan olsa gerek' dediler.

Pekalâ, pekalâ' dedi Hoca. Birinci bardağı yuvarladı.

Ve bir süre sonra Hoca'nın dili de çözüldü.

‘Muhterem kardeşim bu şerbet bana bir ferahlık verdi. Zaten ecdadımız da sıkıntılı anlarında böyle şerbeti içerler, anlı şanlı yaşarlardı' dedi.

Tabii tarih bilgisi de var, başladı anlatmaya!

★★★

Anlattıkça Hoca'nın harareti artıyordu.

Bir şerbet daha istedi.

Okan, normal şerbet verirse Hoca anlar diye korkup koştu gitti, votkalı şerbetten bir tane daha hazırladı. Üç dört parmak daha votka koydular.

Hoca ikincisini de içti. O gün orada 15-20 dakikalık bir şerbet molası verecektik. Oysa iki-iki buçuk saat konferans verdi Hoca. Bir türlü susmak bilmedi.

Arada bir ‘Ohhh, içime bir ferahlık verdi' diyor, başka bir şey demiyordu.

O gün günaha girip girmediğini elbette bilemeyiz!”

Erkal Zenger, yine Hocamızla bir seçim gezisindedir. Hocaefendi her gittiği yerde hayali temeller atmakta ve Türkiye'de ‘‘ağır sanayi hamlesi'' başlattığını iddia etmektedir.

Günün birinde Erzincan'a gidiyorlar. Fabrika temeli atılacak, ama iki ilçe birbirine girmiş. İkisi de fabrikayı gerçek zannediyor ve kendi ilçelerinde kurulması için çaba harcıyor!

“Hoca baktı iş kötüye gidiyor, ‘Bana bir pafta getirin' dedi. İki ilçe arasında bir yere parmağını bastı. Böylece fabrikanın fizibilite raporu, anında şipşak seçim otobüsünde hazırlandı!

Hoca'nın parmak bastığı yerde temel atılacak.

Hoca bana dedi ki ‘Zenger Bey, siz bari önden gidin de temeli hazırlatın.'

Gittim hemen. Fakat ilçede inşaat demircisi yok. Neyse, birkaç bağ demir aldık, adamlar kıvırdı büktü, biraz da yer kazdırdık.

Tahminen iki metreye bir buçuk metre. Birkaç el arabası harç hazırladık, oldu sana temel.

Ağır sanayi hamlesi için her şey hazır!

Erbakan geldi, dualar okundu, kurbanlar kesildi ve harcı temele döktük.

★★★

Bir süre sonra Erzincan Senatörü Niyazi Ünsal, sen tut o temeli, aracının bagajına koy ve Ankara'ya getir!

Meclis bahçesine indirdi bizim temeli!

Bir de orada basın toplantısı yapmaz mı!

‘İşte bunların attığı temel şöyledir, böyledir. Bunların nasıl adamlar olduğunun en güzel kanıtı budur' falan…

Erbakan'ı bütün Türkiye'ye rezil etti Niyazi Ünsal. (Not: Bu olayı SÖZCÜ'de salı günkü yazımda anlatmıştım. E.Ç.)

★★★

Hoca ile bir gün Meclis'te karşılaştık. Bana selam sabahtan sonra:

‘Zenger Bey, TIR'ların ve kamyonların kasa genişliği en çok ne kadar olur?' diye sordu.

‘Efendim en geniş 2.40 olur' dedim.

Erbakan ‘Muhterem kardeşim bundan sonra temelleri lütfen en az 4 metreye 4 metre atalım ki bagaja sığmasın' demez mi!”

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more