Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Beklediğim telefon

22 Mayıs 2020

Tarih: 26 Aralık 2011

316 gündür hapisteyim…

O gün, ilk kez Odatv Davası sanığı olarak mahkeme huzuruna çıkarıldım…

İddianameye göre, “Ergenekon örgütün yönetici kadrosu ile girift ilişkiler içerisindeydim!” Ki çoğunu tanımıyordum. Tanıdıklarım arasında Prof. Yalçın Küçük vardı…

İddianamede şu yazılıydı:

“Yalçın Küçük ve Soner Yalçın'ın aralarında hiyerarşik bir yapı olduğu; örgütün yönetici kadrosunda bulunan Yalçın Küçük'ün örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda yayın yapmaları konusunda Soner Yalçın'ı yönlendirdiği, Soner Yalçın'ın da bu talimatlara göre hareket ettiği…”

Savunmamda dedim ki:

-“Körlük öyle bir noktaya gelir ki, gülünçleşir. Sayın Savcılar, insanın görüş/fikir belirtmesiyle bir işi yaptırması arasındaki farkı bilmezlikten geliyor. Üzülerek söyleyebilirim ki, -iddianame gösterdi ki- savcıların bilgi birikimleri, tecrübeleri bu davanın çok altında kalmış görülmektedir. Bizi; her türlü etik ilkeden yoksun, cemaat müridi yandaş gazetecilerle karıştırıyorlar. Kimse bize emir, buyruk veremez. Bu kimsenin haddine değildir… Sayın Savcılar, kim hangi mesleği yaparsa yapsın insanın sözünde, yazısında, iddiasında ölçü olur; ölçüsüzlük sığlıktır…”

Yalçın Küçük ile “örgütsel irtibatımın delili olarak” yasadışı dinledikleri telefon görüşmeleri gösterilince duruşmada Yalçın Küçük'ten özür diledim!

Şöyle:

GÖZLERİM DOLUYOR

Savunmamda dedim ki:

“Yalçın Küçük'le son üç yılda 9 telefon görüşmesi yapmışız. Avukatım Feza Yalçın hesaplamış; yılda ortalama 7 bin 500 telefon görüşmesi yapıyorum. Üç yılda 22 bin 500 telefon görüşmesi eder. Yani, 22 bin 500 telefondan dokuzunu Yalçın Küçük'le yapmışız! Bu rakamları, hesaplamaları yapmamın nedeni hiç tahmin ettiğiniz değil. Huzurunuzda Yalçın Küçük'ten özür dilemek için.
Evet, Sayın Hocam, sizi son yıllarda çok az aradığım için lütfen kusuruma bakmayınız. Keşke sizinle 9 kez değil 999 kez konuşsaydık. Telefon tapelerine bakınca çok utandım…”

Telefon görüşmelerinde neler konuştuğumuzu da açıkladım savunmamda:

“Sizden kuzenime Londra'da iş bulmanız için yardım istemişim… Odatv'ye röportaj vermeniz için telefon etmişim… Odatv'ye dış haber konusunda yazı yazacak biri var mı diye aramışım… Ankara'da Sevil Yurdakul'un cenazesine katıldıktan sonra onun anısına rakı içmek için lokantaya gittiğimizi söyleyip sizi davet etmişim…
Siz de beni Hürriyet'teki bir yazımı tebrik için aramışsınız… Duruşmaya gittiğiniz Silivri Mahkemesi konusunda bilgi vermek için aramışsınız… Vatan, Milliyet gazetelerinin ve Star TV'nin satılmak üzere olduğunu haber vermek için aramışsınız. (Bu arada bu üç medya organı da satıldı; öngörünüz için sizi tebrik ederim.) Bir de cep telefonunuza çok para yazmasın, ‘evdeyseniz evden arayım' sözlerim dinlemeye takılmış! Tüm konuşmalarımız bunlar…

Söz, eğer görüşmelerimiz suçsa şimdiden itiraf ediyorum; Hocam çıkınca sizi daha çok arayacağım. Güzel bir restorana davet edip kendimi affettireceğim!”

Bugün… Bu satırları yazarken gözlerim doluyor. Çünkü:

PARLAK BİLİNÇ

Yalçın Küçük ile artık telefonda konuşamıyoruz.

Geçen aylarda eşi Temren Hanım telefon etti. “Kara Kutu” kitabımı Yalçın Küçük'e ithaf ettiğim için teşekkür etti. Fırsat bulabilirse bizi konuşturacağını söyledi. O fırsat gerçekleşmedi…

Yalçın Küçük, kendini dünyaya kapattı…

Yalçın Küçük, insanlarla ilişkisini kopardı…

Artık ne lokantada buluşup sohbet, ne de telefonda “siyasi dedikodu” yapabiliyoruz…

Dünyanın önemli Marksist iktisatçılarından hocamın– yoldaşımın hasretini çekiyorum. Ve: Hakikat mücadelesini hep kalemle yapan bir “havariye” yapılan kaba gücü düşündükçe öfke kusmak istiyorum. Gerçeği bulma ve yazma konusundaki cesaretine kızdıkları için bu değerli düşün insanına çektirilmeyen eziyet kalmadı…

Tüm acılarla sınava çekildi adeta. Hatta: Her dehanın yaşadığı çağda karşılaştığı anlayışsızlık onun da başına geldi; alay edildi!

Ülkemizde soru soran, araştıran, yazan özgür düşüncenin sesi maalesef hep kesiliyor, aydınlar acımasızca biçiliyor. Sadece silahla-bombayla öldürülmüyor muhalifler, sığ kişilerin- zorba kurumların itibar suikastiyle de katlediliyor…

Ah! Yalçın Küçük Hocam… İnsan kalmakta inat eden, insanı yüceltmek isteyen devrimci ruhunuzbağnaz cahiliye zulmüne ne kadar dayanabilirdi ki? Nasıl yorgun düşmezdi o parlak bilinç?

Yine de umutluyum; Yalçın Küçük'ten gelecek telefonu bekliyorum büyük özlemle…

MAGAZİN DÜNYASININ KOMPLO TEORİLERİ

Coronavirüs ile birlikte komplo teorileri de dünya gündeminde hayli yer buldu. “Komplo teorilerine inanmam ama” diye başlayan çok kişi medyaya görüşlerini sundu. Anlatılanların ne kadarı komplo teorisi, ne kadarı gerçek zaman gösterecek. Ben size bayram şekeri tadında aktüel komplo teorileri anlatayım…

Kendinizi kandırmayın; herkesin inandığı bir komplo teorisi mutlaka var! Hayatın rengi değil mi bunlar? Zaten Latince anlamı “nefes almak”

Komplo teorisi denilince aklınıza sadece politika gelmesin. Magazin hayatının komplo teorisi yok mu? Olmaz mı? Yıllarca Hülya Avşar'ın Helin'in ablası değil, annesi olduğu konuşulmadı mı?

Amerikalıların bir bölümü ise ünlü şarkıcı Beyonce'nin Solange Knowles'in ablası değil, annesi olduğuna inanıyor! Güya Beyonce, 1981 değil, 1974 doğumluydu; ve 13 yaşında gizli doğum yapmıştı!

Şarkıcı Stevie Wonder aslında kör değildi, 16 yıldır rol yapıyordu! Sık sık basketbol maçlarına giden, fotoğraf çekimiyle ilgilenen, düşen mikrofonu havada yakalayan biri nasıl görmez olabilir? Şarkıcı Metin Şentürk için de ülkemizde zaman zaman benzer iddialar dile getirilmiyor mu?

Kimileri Ahmet Kaya'nın öldüğüne inanmaz. Yurtdışında başıma geldi; bir Türk beni göstererek yanındakine “bak gerçekmiş Ahmet Kaya ölmemiş” dedi!

Hâlâ şu komplo teorisine inananlar var: Beatles müzik grubundan Paul McCartney, 9 Kasım 1966 tarihinde trafik kazasında öldü; ve gizlice –İskoç yetim- benzeriyle değiştirildi! Öyle ki, Amerikalı yazar Alan Goldsher, bu konuda kitap yazdı! Keza filmler yapıldı, şarkılar söylendi. Time dergisi 2009 yılında, dünyanın en kalıcı on komplo teorisinden bir seçti bunu…

SAHTE MELANİA TRUMP

“Yerine geçme” komplo teorisi, Kanadalı punk-pop yıldızı Avril Lavigne için de söyleniyor. Aslında Avril ölmüştü ve yerine “Melissa” adında biri geçmişti!

Bazı Amerikalıların iddiasına göre, First Lady Melania Trump böbrek rahatsızlığından öldü; yerine – plastik ameliyat geçiren CIA görevlisi – geçirildi! Buna inananlara göre, ABD Başkanı Donald Trump, eşine atıfta bulunurken eskisi gibi sıcak değildi. Özellikle sosyal medya üç yıldır “eski Melania” ile “yeni Melania” arasındaki fiziksel ayrılıklar konusunda neler yazmıyor ki…

Sadece bu değil… Kimi Nijeryalılar üç yıldır şuna inanıyor: Nijerya Cumhurbaşkanı Muhammadu Buhari öldü; yerine Sudanlı bir sahtekâr geçirildi!

Orta Doğu komplo teorilerine en çok inananların bulunduğu coğrafya. Sebebi, komplo teorilerine güvenin kanıtlara değil, inanca dayanması…

Kimi Mısırlılara göre, -iki yıl önce pankreas kanserinden ölen- Apple kurucusu Steve Jobs hayatta; ve ülkelerinde yaşıyor. Kanıt ise uzaktan çekilmiş Jobs'a benzeyen tek kare fotoğraf…

Bunlar hiç yeni değil: M.S. 68'de intihar eden Roma İmparatoru Neron ölmemişti; saltanatını tekrar ele geçirmek için ölme planı yapmıştı! Yıllar sonra benzer iddia Adolf Hitler için de ileri sürülmedi mi?

Abraham Lincoln'den Martin Luther King Jr.'a kadar kimler hakkında ölüm komplo teorisi yok ki? John F. Kennedy'nin 1963'te uğradığı suikasta ait değerlendirmeler “komplo teorilerinin anası” kavramını doğurdu! Doğru mu, yanlış mı bilmek zor; bu konuda bine yakın kitap yazıldı…

Ah neler yok ki:

CIA, Reggae müziğin efsane şarkıcısı Bob Marley'i zehirleyerek yavaş yavaş öldürdü. Çünkü Marley, CIA'in desteklediği Jamaika Başbakanı Michael Manley'i düşürmek için halkı etkiliyordu! CIA Başkanı William Colby'nin oğlu Carl Colby, 1976 yılında Marley'i ziyaret ettiğinde bunu açık açık söylemişti!

Prenses Diana'yı da -bir Müslüman ile evlenmemesi için- 31 Ağustos 1997 gecesi İngiliz istihbarat servisi öldürmüştü! İddianın sahibi Diana'nın sevgilisi Dodi Al-Fayed'in babası Muhammet Al-Fayed! Doğru mu değil mi tartışılıyor…

Bob Marley

DÜNYA KUPASI YALANI 

Absürt komplo teorileri sıralamasında ilk on listesine koyacaklarımdan birini yazayım:

Yıl, 1958.

FIFA Dünya Kupası, 8 Haziran – 29 Haziran 1958 tarihleri arasında İsveç'te düzenlendi. Kupayı ev sahibi İsveç'i 5-2 yenen Brezilya kazandı. Ama gelin görün ki bu şampiyonaya inanmayanlar oldu! Bu bir Soğuk Savaş oyunuydu; kupa maçları sahteydi. Amerikan ve İsveç televizyonu, CIA ve FIFA işbirliğiyle 1958 Dünya Kupası yalanını hayata geçirmişti. Zaten İsveç bu kadar büyük bir etkinliğe ev sahipliği yapacak ekonomik veya teknik kaynaklara sahip değildi. Sahadaki futbolcu gölgeleri o sırada İsveç'te güneşin konumu göz önüne alındığında mümkün olmayacak şekildeydi. Neler neler…

İşin özünde… Komplo teorilerini eleştirmek amacıyla İsveç kamu yayıncısı Sveriges Television tarafından yönetmen Johan Löfstedt'e çektirilen bir belgeseldi bu! Fakat belgesele inananların çıkmasına şaşırıp kaldılar…

Stanley Kubrick gibi değerli bir yönetmenin adı bile komplo teorisinde geçti: Amerikalılar Ay'a çıkmamıştı; Kubrick'e çektirdikleri görüntülerle dünyayı kandırmışlardı! Dünyada üzerinde en çok konuşulan konulardan biridir bu…

Son yılların yıldızı şu:

İsa ve Meryem Magdalene sevgili olup Avrupa'da gizlendi. Dan Brown 2003'te yayınladığı Da Vinci Şifresi romanında bunu anlattı. Sahi çoğunuz inanmadı mı?

Komployu kurgudan, haberden ve gerçek dünyadan ayırmanın trajik bir şekilde imkânsız olduğu dönemden geçiyoruz…

Erdoğan&Obama benzerliği

Komplo teorisi konusu olup da siyasetten bahsetmemek olmaz:

Ne zaman ki Türkiye'de Erdoğan cumhurbaşkanı oldu; tartışma başladı: “Üniversite mezunu değil cumhurbaşkanı olamaz!”

Benzeri ABD'de yaşandı; “Obama ABD'de doğmadı, başkan olamaz!”

Son yıllarda Obama gibi hakkında en çok komplo teorisi üretilen başka politikacı pek yoktur…

Ve herhalde Trump kadar komplo teorisini dillendiren başka bir siyasetçi de olmayacaktır! Örneğin… Obama'nın Hawaii'de değil, Kenya'da doğan gizli bir Müslüman olduğunu dile getirenlerin başında Trump vardı!

Bu konularda Trump ile kimse başa çıkamaz. Mesela, küresel ısınmanın komplo teorisi olduğuna inanıyor Trump! COV-19 ise Çin imalatıydı…

Türkiye'de sıklıkla gündeme gelen “derin devlet” kavramını ABD'de Trump dile getiriyor. Bu arada ABC News ve Washington Post tarafından 2017'de yapılan ankette Amerikalıların yüzde 48'inin ABD'de komplocu bir “derin devlet” varlığına inandığı ortaya çıktı.

Erdoğan ile başladık onunla bitirelim:

Dünyada komplo teorilerine Türkiye'den verilen örnek “üst akıl” söylemi! Erdoğan'a göre ülkemizi zayıflatmak, parçalamak isteyen “üst akıl” var! Var mı yok mu, tartışılır ama komplo teorileri arasında en çok gülünen komplo teorisi sahibi Melih Gökçek! “Çanakkale'nin batısındaki depremler Türkiye ekonomisini ‘yapay deprem' ile yok etmeyi amaçlayan karanlık dış güçlerin işi!”

Bu bölümü “subliminal mesaj” ile toparlayayım! Yani, insanın farkında olmayıp bilinçaltını etkiyen mesaj!

Türkiye'de bir dönem bu “mesaj türü” pek dillerdeydi. Dünya gündemine bunu Wilson Bryan Key, “Subliminal Seduction” ve Vance Packard ise “The Hidden Persuaders” kitaplarıyla getirdi… Ülkemizde “subliminal mesaj” konusu politikada o derece etkili oldu ki, 15 Şubat 2011 tarihinde kabul edilen 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunu'nun 9. maddesinin 2. fıkrası gereği “Ticarî iletişimde bilinçaltı teknikleri kullanılamaz” denildi…

ROMEO CİHATÇILAR

Komplo teorisi, birkaç uçuk insanın yaptığı akıl dışı değerlendirmeler mi? Sanki devletler yapmıyor mu? Saddam Hüseyin'in 11 Eylül saldırılarında rol oynadığı iddiası devlet eliyle dünyaya yayılan komplo değil miydi?

Yıl 2001. Yellowcake/uranyum sahteciliği unutulabilir mi? Güya Saddam Hüseyin'in nükleer savaş çıkarmak için Nijer'den uranyum satın alacağını gösteren belgeler vardı. Hepsi SISMI (İtalyan askeri istihbarat) tarafından oluşturulan sahte belgelerdi. 18 Ekim 2001 tarihli her cümlesi yalan olan 90 sayfalık “Irak: Nükleerle İlgili Satın Alma Çabaları” başlıklı CIA raporu bu iddiayı güçlendirdi.

İleri yıllarda anlaşılacaktı ki, SISMI şefi Nicolo Pollari ile Amerikan Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Stephen Hadley bu komployu birlikte organize etmişlerdi…

Keza… İngiltere ve Fransa istihbaratı, Saddam Hüseyin'in solcuların iktidarda olduğu Somali ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile arasında ilişki bulunduğunu ortaya çıkaran komplo teorisi raporları yazdı. İngiliz hükümeti de Saddam'ın isimsiz bir “Afrika ülkesinden” uranyum satın alma girişiminde bulunduğunu açıkladı. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, CIA Başkanı George Tenet hepsi bu yalanın gönüllü ortağıydılar…

Batı ülkelerinin amacı, Irak'ın Birleşmiş Milletler yaptırımlarına boyun eğmediğini, silahlanmaya devam ettiğini dünyaya göstermekti. Asıl istekleri, Irak'ın petrol kuyularını ele geçirecek askeri müdahaleye zemin hazırlamaktı…

Hatırlayınız; çoğu kişi bu ülkelerin ortaya koyduğu sözde belgelere inanmadı mı? Sahteciliğe karşı çıkıp Irak'a emperyalist saldırıya onay vermeyen Bülent Ecevit gibi liderler o dönem iktidardan düşürüldü…

Yani:

Her komplo teorisi konuşulduğunda “üç beş kaçık insan” arayanların hedefinde hiçbir zaman Batı devletleri olmadı! Küresel medya ne dayattı ise sorgusuz doğru kabul etti insanlar.

Yazmakla bitmez. Mesela:

11 Eylül ile ortaya çıkan “Love Cihat” deyimi var. Güya “Romeo Cihatçılar” Müslüman olmayan kızların kalbini kazanarak onları savaşçı yapıyor! Ve zaten ön yargılı bu kafaya göre, mültecilerin Batı ülkelerine gelmelerinin amacı da beyaz ırkı yok etmek!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more