Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Cumhurbaşkanına mektup

19 Mayıs 2020

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan,

Dünya edebiyatının büyük yazarlarından Emile Zola'nın, Fransa Cumhurbaşkanı Felix Faure'ye yazdığı açık mektubu bilirsiniz…

Zola'nın, L'Aurore gazetesinde13 Ocak 1898 tarihinde yayınladığı mektubunun konusu bir hukuk cinayetiyle ilgiliydi. Yüzbaşı Alfred Dreyfus casusluk kumpasıyla tutuklandı. Gizli yapılan duruşmalar sonucu ömür boyu hapis cezasına mahkûm edildi.

İşte… Böylesi sert siyasi atmosferde Emile Zola “Suçluyorum” başlıklı mektup yazdı; “Yüzbaşı Dreyfus casus değil, Yahudi kimliğinden dolayı hedef yapıldı” dedi. Ekledi:

-“Dreyfus olayı, adınız -başkanlığınız diyecektim- üzerinde ne korkunç bir çamur lekesi! Her türlü gerçeğe, her türlü adalete son bir tokat daha atıldı. Bitti artık, Fransa'nın yanağında böyle bir leke var, tarih böyle bir cinayetin sizin başkanlık döneminizde işlenebildiğini yazacak…

-“Gerçeği söyleyeceğim; çünkü kendisine, kurala uygun biçimde başvurulan adaletin bunu eksiksiz olarak yapmaması durumunda, söyleyeceğime söz verdim. Benim görevim konuşmak, suç ortağı olmak istemiyorum… Bu gerçeği namuslu insan başkaldırımın tüm gücüyle size haykıracağım…”

Emile Zola, bu unutulmaz tarihi mektubunda kumpas davasının gerçeklerini yazdı.

Ben de öyle yapacağım Sayın Erdoğan…

İKİ FOTOĞRAFA 19 YIL

Sayın Erdoğan,

Biliyorsunuz MİT şehidi haberi nedeniyle Odatv kapatıldı; Odatv iki yöneticisi Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu hapse atıldı. Haklarında 19 yıl hapis isteniyor!

İddianame diyor ki, “cenaze haberiyle ifşa yapılmıştır.”

Haberimizde hangi gizli bilgiler açığa çıkarılmıştır tek cümle yok. İddianame sadece iki kare fotoğraftan bahsediyor. Meğer o iki kare fotoğrafta cenazeye katıldığı ileri sürülen MİT görevlileri varmış! Siyasi partilerin davet edildiği kamuya açık cenazede MİT görevlilerin olduğunu kim, nasıl bilebilir? Ki haberde bu ayrıntılar yok.

Bu iddianame kafasıyla MİT görevlilerinin katıldığı tüm şehit cenaze fotoğrafları yargı konusu olmaz mı?

Odatv'nin kapatılması ve gazeteci Barışlar hakkında 19 yıl hapis isteyen iddianame, gele gele iki fotoğraf karesine kaldı: “Alın size 19 yıl!”

Yüzbaşı Dreyfus Davası gibi iddianamede hep zorlama var. Zola mektubunda; “Ah! Bu suçlama belgesinin hiçliği! Bir insanın bu suçlamaya dayanılarak cezalandırılabilmesi bir haksızlık mucizesidir…” diye yazdı.

Ve size daha vahiminden bahsetmek istiyorum Sayın Erdoğan…

TEHLİKEYİ GÖRÜN

Sayın Erdoğan,

Sizin iktidarınız altında bir gazeteci cezaevinde darp edildi. Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, “ben devletim” diyen bir gardiyan tarafından yumruklandı…

Gazeteci Pehlivan uğradığı hakaret ve fiziksel şiddet sebebiyle şikâyetçi oldu. Adalet Bakanlığı konuyla ilgili soruşturma yaparken İstanbul'da bir hukuk skandalı yaşandı:

İstanbul Başsavcısı…

İstanbul Başsavcı Vekili…

Cezaevindeki işkence olayını iddianameye taşıdı: Tüm kamera kayıtlarının incelendiğini, haberlerin gerçek dışı olduğunu ve bu amaçla kasten dezenformasyon yapıldığını yazdılar…

Ama… Cezaevi kamera kayıtları ortaya çıktı. Hepimiz gördük; gardiyan Gazeteci Pehlivan'ı darp ediyor…

Bizlerin gördüğünü İstanbul'da savcılık makamının en tepesinde bulunan iki savcı nasıl görmedi? Görmek istemedikleri açık değil mi?

İddianamenin baştan aşağıya “düşman ceza hukuku” anlayışıyla yazıldığını, bu önyargılı değerlendirme bile ortaya koydu.

Devletin temsilcileri bizleri dövüyor…

Adaletin temsilcileri bizleri düşman görüyor…

Emile Zola, Cumhurbaşkanına yazdığı mektubunda dedi ki:

“Öylesine tutkuyla istediğimiz gerçeği –adaleti, böyle tokatlanmış, daha da aşağılanmış, daha da karartılmış görmek ne büyük bir acı…

-“Ortalığa kötülük saçan gerçek suçlu yığınını size, ülkenin en yüksek yöneticisine değil de kime bildirecektim?”

Sayın Erdoğan,

Bu davada sır var. Bu gizin ortaya çıkarılmasını sağlayınız. Aksi takdirde sizler gibi, bizler de bu yıkıntının altında kalacağız.

Sizi yıllarca hep uyardık; hiç değilse bir kez olsun bizi dinleyin:

Tümamiral Cihat Yaycı'nın tasfiyesi ile Odatv'ye yapılan operasyon benzerdir; aynı merkezden yönetiliyor! Artık kandırılma lüksünüz yok; asıl hedef sizsiniz…

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more