2020

Burnumuzun dibindeki Ege adacıkları Yunanistan tarafından işgal edilmişken, tee Fizan'a tezkere çıkardık, Libya'ya asker gönderdik.

 İkisi hamile, beşi çocuk, dokuz kişiyi öldüren Çine canavarı'nın aflardan faydalanarak tahliye olur olmaz katliam yaptığı köyüne geri dönüp, sayın ahalimiz tarafından muhtar azası seçildiği ortaya çıktı.

 Türkiye'de son 8 yılda 1 milyon 150 bin Suriyeli bebeğin dünyaya geldiği açıklandı.

 Elazığ'da deprem oldu, 41 insanımız hayatını kaybetti.

 Son beş yılda kendisine hakaret ettikleri gerekçesiyle 63 bin kişiye dava açan asrın liderimiz, Sivas'ta Madımak vahşetinde insanları diri diri yakan dinci katili “yaşlı” diye affetti. Güya müebbet verilmişti, hapisten sırıta sırıta çıktı gitti.

 Koronavirüs salgını başladı, asrın liderimiz virüse önlem olarak “her sabah bir kaşık dut pekmezi alırım, tavsiye ederim” dedi.

 Van Bahçesaray'da çığ düştü, yedi insanımız öldü, arama kurtarma çalışması sırasında gene çığ düştü, 35 insanımız daha öldü.

 Hiç kimse teee İstanbul Havalimanı'na gitmek istemediği için Sabiha Gökçen Havalimanı'nın yükü arttı, pisti yoruldu, ay yüzeyi gibi kraterler oluştu, olacağı buydu, İzmir'den gelen Pegasus uçağı duramadı, pistten çıktı, üç insanımız öldü, “pilotun suçu” dediler.

 Akp'nin dayattığı “yes be annem”in sonuçlarından biri daha görüldü, Kktc cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Hatay'ın Türkiye'ye katılmasını kötü örnek olarak gösterdi, “ikinci bir Tayfur Sökmen olmayacağım” dedi, “Kıbrıs Türk'tür Türk kalacaktır siyaseti, 1950'lerde kaldı” dedi. Yani bi tek “benim adım Mustafadis” demediği kaldı!

 Osman Kavala beraat etti, asrın liderimiz kararı beğenmedi, “bir manevrayla beraat ettirmeye kalktılar” dedi, beraat kararı veren üç hakim hakkında derhal soruşturma başlatıldı, Osman Kavala yine tutuklandı, asrın liderimiz “hukuka saygı duymak lazım” dedi.

 İnternette “iş bulma duası” arayanların sayısında patlama oldu, Google istatistiklerinde “en çok arananlar listesi”ne girdiği açıklandı.

Libya'da şehit verdik, milletten saklamaya çalıştılar, tören mören yapmadan gizli gizli toprağa verdiler, tarihimizde görülmemiş bu rezalet ortaya çıkınca, asrın liderimiz “bir kaç tane şehit var” dedi.

 Rus uçakları Suriye'de taburumuzu vurdu, 34 şehit verdik.

 Sayın ahalimizin gazını almak için “Suriyelileri gönderiyoruz” dediler, otobüslere bindirip Edirne sınırına götürdüler, Yunanistan kapıdan sokmadı, tırıs tırıs geri çektiler, zaten sınıra gidenler de Suriyeli değildi, röportajlarda anlaşıldı ki, çoğu Afgan'dı, Türkiye'deki Suriyeliler rahatını bozup, Edirne'ye bile gitmemişlerdi.

 Sevgi ve hoşgörü dini İslam'ın mesajlarını anlatması gereken Bursa müftüsü, muhalefete saldırdı, “millet-devlet düşmanlığı yapanlar, hazır kapılar açılmışken mülteci taklidi yaparak ait oldukları yere defolup gidebilirler” dedi.

 Salgın nedeniyle hayat komaya girmişken, millet can derdindeyken, maskeleri taktılar, Kanal İstanbul ihalesi yaptılar, bu rezaletten hemen sonra ulaştırma bakanımız görevden alındı.

 Vatandaşa haber vermeden sokağa çıkma yasağı ilan ettiler, sokaklar kalabalıktan birbirine girdi, trafik kilitlendi, vatandaşa haber vermeden sokağa çıkma yasağı ilan eden içişleri bakanımız twitter'dan istifa etti, asrın liderimiz kabul etmedi.

 Bütün dünya hükümetleri vatandaşlarına nakit para dağıtırken, bizimkiler iban verip üste para istedi, asrın liderimiz kendi kendisine başlattığı biz bizi yeteriz kampanyasını “Tekalif-i Milliye”ye benzetti.

 Vatandaştan üste para isteyen asrın liderimiz, “Türkiye şahlanıyor, ekonomimiz pik yapıyor, Batı ülkeleri Türkiye'yi kıskanıyor” dedi.

 Şaha kalktığı için Batı'nın kıskandığı Türkiye'de ücretsiz izne çıkarılanlara günlük 39 lira 24 kuruş verileceği açıklandı.

 Namuslu gazeteciler, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Hülya Kılınç, Murat Ağırel, Müyesser Yıldız uyduruk iddialarla tutuklandı.

 “Chp camileri kapattı” diyorlardı, Allah'ın tokadı yok… Salgın yüzünden camileri kapattılar, cuma namazını yasakladılar, kabir ziyaretini yasakladılar, iftar çadırlarını yasakladılar, umreyi yasakladılar, Kadir Gecesi'nde sokağa çıkma yasağı ilan ettiler, bayram namazı kılınmasın diye, bayramlaşma yapılmasın diye, Ramazan Bayramı'nda sokağa çıkma yasağı ilan ettiler.

 Sokağa çıkma yasağı varken bile, yandaş köprülerin parasını ödemeye devam ettiler.

 “Katil” dedikleri Sisi'den ramazan ayında patates ithal ettiler.

 Sağlık bakanımız, ölüm sayılarını gizlemediklerini, hatta, 2019 yılına göre ortalama ölüm sayısının bile azaldığını açıkladı. Yani utanmasa “koronavirüs ömrü uzatıyor” diyecekti!

 Akp şakşakçısı-feto hayranı kadın, liste hazırladıklarını, komşularını topluca katledeceklerini, 50 kişiyi götüreceklerini söyledi, bu sözler hakkında dava açmaya bile gerek görülmedi, takipsizlik verildi.

 Akp Trt'si 19 Mayıs'ta Cumhuriyet Bayramı'nı kutladı!

 Akp milletvekili Burhan Kuzu'nun uyuşturucu baronunun tahliyesi için mahkeme hakimine telefon ettiği ortaya çıktı, “Türk siyasetinde mahkeme hakimini arayan ne ilk benim, ne de son benim, binlerce arayan siyasetçi var, bunlar doğal şeyler” dedi.

 16 ay hapis yatıp çıkan Enis Berberoğlu'nun milletvekilliğini düşürdüler, yine tutukladılar, 24 saat geçmeden bıraktılar.

 Akp'nin tanıtım ve medya başkan yardımcısı “kumpasları” açık açık itiraf etti, “Akp'yle Fetö'nün bilerek kolkola girdiğini” söyledi, “Kemalistlere karşı Fetö'cülerle işbirliği yaptıklarını” anlattı.

 Güreşçi Hamza Yerlikaya'yı Vakıfbank yönetim kuruluna atadılar.

 Her fırsatta “paranın dini olmaz” diyen asrın liderimiz, bu defa “ekonomik krizden çıkışın anahtarı İslam iktisadıdır” dedi.

 Baroları bölme yasası çıkardılar, baro başkanlarına bibergazı sıktılar.

 Akp grup başkanvekili Özlem Zengin “Ak parti gelene kadar bu ülkede kadın kelimesinin adı bile yoktu” dedi.

 Asrın liderimiz gençleri kafalamak için internette konferans verme gafletinde bulundu, dislike rekoru kırıldı, yorumları kapatmak zorunda kaldılar, twitter'da “oy moy yok” protestosu yapıldı.

 Ahmet Davutoğlu parti kurduğu için, Ahmet Davutoğlu'nun kurduğu Şehir Üniversitesi kapatıldı.

 Katerina Sakelaropulu, Yunanistan'ın ilk kadın cumhurbaşkanı oldu, ilk resmi ziyaretini Didim'in hemen karşısındaki Eşek Adası'na yaptı, Eşek Adası bizim toprağımız, resmen işgal edildi, üstüne, alay edercesine ziyaret edildi, bizimkilerden gene gık çıkmadı.

 Sakarya'da havayi fişek fabrikasında patlama oldu, yedi kişi hayatını kaybetti, garibanlar henüz morgtayken, Müsiad yöneticileri apar topar koştu, fabrika sahibine moral yemeği verdi.

 Duayen sanatçılarımız Müjdat Gezen ve Metin Akpınar'a ayrı ayrı 4 yıl 8 ay hapis istemiyle dava açıldı.

 Asrın liderimiz “Ayasofya'yı camiye çevirmenin faturası çok ağırdır, Ayasofya ibadete açılsın diyenler dünyayı tanımıyor, ben bir siyasi lider olarak, bu oyuna gelecek kadar istikametimi kaybetmedim” diyordu… Ayasofya'yı camiye çevirdi, ibadete açtı.

 Akp'nin diyanet işleri başkanı Ayasofya'da minbere çıktı, bu topraklarda yeniden ezan okumasını sağlayan Atatürk'e lanet okudu.

 Kendini tarikat şeyhi ilan eden sarıklı yobaz, 12 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismardan tutuklandı.

 Bilim kurulu üyesi profesör itiraf etti, “bugüne kadar alınan kararları biz vermedik, haberimiz yok” dedi. Böylece bilim kurulunun aslında ne biliiim kurulu olduğu ortaya çıktı.

 Moody's, Türkiye'nin kredi notunu tarihin en düşük seviyesine indirdi, Kamboçya, Ruanda ve Uganda'yla aynı sınıfa koydu.

 Asrın liderimiz “buzdolabı satışları arttı, Türkiye şahlanıyor” dedi.

 ABD'ye maske yardımı yaptık, tıbbi cihaz yardımı yaptık filan diyorduk… ABD'nin Ankara büyükelçisi, Türkiye'deki devlet hastanelerinin Amerikan ilaç firmalarına 2.3 milyar dolar borcu olduğunu, bizzat Tayyip Erdoğan tarafından “ödeme sözü” verilmesine rağmen bir yıldır ödenmediğini, bu biriken borç artık derhal ödenmezse Türkiye'ye ilaç satışının durdurulacağını açıkladı. Maske düştü, kel göründü!

 Yunan gazetesi manşetinden asrın liderimize alenen küfür etti, bizimkiler bunu bile sineye çekti.

 Hazineden sorumlu asrın damadımız “maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz, döviz kuru benim için hiç önemli değil” dedi.

 Şeffaf yönetim sergiliyor denilen sağlık bakanımız “her vaka hasta değildir” dedi. “Ulusal çıkarları korumak için” testleri pozitif çıkan vatandaşları hasta saymadıklarını açıkladı!

 Pantolon yerine entariyle dolaşmak isteyen, imam nikahlı çok eşliliği savunan, hekimden çok meczup görüntüsü veren tarikatçıyı, GATA'da başhekim yardımcısı yaptıkları ortaya çıktı.

 Can Dündar'ın malına mülküne el koydular, hem canına kastedilen, hem malına kastedilen tarihteki ilk gazeteci oldu.

 Sözcü gazetesini hukuk yoluyla linç ettiler, Emin Çölaşan, Necati Doğru, Metin Yılmaz, Yücel Arı, Mustafa Çetin, Gökmen Ulu ve Yonca Yücekaleli'ye verilen toplam 20 yıl hapis cezası, istinaf mahkemesi tarafından onandı.

 Asrın liderimiz “Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karara uymuyorum, saygı da duymuyorum” diyordu… Yerel mahkeme de tıpkı öyle yaptı, Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararı tanımadı.

 Ermenistan, Azerbaycan topraklarına saldırdı, bizimkiler şiddetle kınadı, Ermenistan üç ay sonra Azerbaycan topraklarına yine saldırdı, bizimkiler yine şiddetle kınadı.

 Kadın öldürenler elini kolunu sallaya sallaya dışarda dolaşırken, kadın döven herifi öldüren Kadir Şeker'e 12 yıl hapis verdiler. Halbuki, dayak atan herif yerine, dayak yiyen kadını öldürseydi, şimdi dışardaydı.

 İzmir'de deprem oldu, 117 insanımız hayatını kaybetti, bütün dünya 7 büyüklüğünde derken, Akp 6.6 dedi.

 Asrın liderimiz üzüntüsünü dile getirdi, “şahsen kendimi mahzun hissediyorum, 18 yılda fikri iktidarımızı tesis edemedik” dedi.

 Grip mevsimi geldi, sayın yetkililerimiz siparişte geç kaldı, kriz çıktı, grip aşısı bulunamadı. Aslına bakarsanız, grip aşısında yaşanan rezalet, koronavirüs aşısında yaşayacağımız rezaletin işaret fişeğiydi.

 Şehir magandası, kargosunu geç getirdi diye kurye Mehmet Ali'yi yumruklayarak öldürdü. Pandemi sürecinde, virüs bulaştığı için veya trafik kazası sebebiyle, şimdilik, 160 kurye hayatını kaybetti.

 Asrın liderimiz Fransa'ya öfkelendi, “Fransız mallarını sakın almayın, boykot edin” dedi. Dedi ama… Dikkat ederseniz, o günden bu yana bir daha bu mevzuyu hiç açmadılar, sanki bu esip gürlemeler hiç söylenmemiş gibi, boykotun b'sinden bile bahsetmediler.

 Kendilerine “yerli ve milli” diyen arkadaşlar, kaderlerini Trump'a bağladıkları için, aman kaybetmesin diye neredeyse dua ettiler ama, ABD seçimini Biden kazandı.

 Asrın damadımız instagramdan istifa etti, sayın medyamız saraydan korktuğu için bu istifa haberini 24 saat duyuramadı.

 Alt tarafı 300 bin nüfuslu kabile devleti olan Katar'ın emiri geldi, bastı parayı, yükte hafif pahada ağır neyimiz varsa aldı gitti, 83 milyonluk Türkiye seyretti.

 Daha önce “aşı olmayı düşünmüyorum, sağlık bakanı haberim olmadan benim adımı vermiş, laflarını düzeltsin, aşı olmayacağım derken öylesine demedim, kendime göre araştırmalar yaptım, ailem de olmayacak” diyen asrın liderimiz, şimdi çıktı, “şahsen benim aşı olma konusunda herhangi bir sıkıntım söz konusu değil” dedi.

 Akp'li üç milletvekilinin bedelli askerlik yaptığı ortaya çıktı. Yasaya göre, bedelli olarak askere gidenlerin ücretsiz izinli sayılması gerekirken, Tbmm'nin bu üç arkadaşın hem milletvekili maaşlarını yatırdığı, hem de sigortalarını yatırdığı anlaşıldı.

 ABD yaptırım kararı aldı.

 AB yaptırım kararı aldı.

 Meteorolojinin bütün yurtta sağanak yağmur raporu verdiği gün, diyanet bütün yurtta yağmur duası yaptırdı.

 Çalışma bakanımız Zehranım “yoksulluk Türkiye için sorun olmaktan çıktı” dedi.

 Profesör Ebubekir Sofuoğlu “üniversiteler fuhuş evi” dedi.

 Sırf bu yıl 384 kadın öldürüldü.

 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Selahattin Demirtaş'ın haklarının ihlal edildiğine hükmetti, derhal serbest bırakılmasını istedi, daha önce kendi hakları için üç defa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuran asrın liderimiz “bizi bağlamaz” dedi.

 Tee Somali'nin bile borcunu ödeyen sayın hükümetimiz, kendi vatandaşlarına 3 bin lira asgari ücret vermeye kıyamadı.

 Dokuz ayda, terörle mücadeleden daha fazla sayıda insanımızı koronavirüsten kaybettik… Asrın liderimiz hâlâ “köme yiyin, pestil yiyin, bunları yiyene korona bulaşmaz” diyor.

 Başbakan Mesut Yılmaz'ı, Rahşan Ecevit'i, Haydar Baş'ı, Cumhuriyet'e yaraşır devlet adamı Ziya Müezzinoğlu'nu, toprak dede Hayrettin Karaca'yı, şampiyon boksorümüz Garbis Zakaryan'ı, İkinci Yeni şiir akımının isim babası Muzaffer İlhan Erdost'u, Türk sinemasının unutulmaz kadınlarından Muhterem Nur'u, moda tasarımcısı Nur Yerlitaş'ı, şair/felsefeci Oruç Arıoba'yı, tiyatro sahnelerimizin televizyon ekranlarımızın gülümseyen yüzü Ayşegül Atik'i, Türk edebiyatının en önemli romancılarından Adalet Ağaoğlu'nu, efsane Huysuz Virjin, Seyfi Dursunoğlu'nu, gencecik spor spikeri Emre Gönlüşen'i, sinema-dizi oyuncusu Haldun Boysan'ı, Halil Kumova'yı, Hikmet Karagöz'ü, Devrim Parscan'ı, taklit bile edilemeyen seviyede özgün olan, müziğimizin anıt isimlerinden Timur Selçuk'u, futbolumuzun anıt isimlerinden Özkan Sümer'i, gencecik türkücümüz Engin Nurşani'yi, klarnetin efendisi Mustafa Kandıralı'yı, Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük köşe yazarı Bekir Coşkun'u kaybettik.

 Senin için nasıl geçti derseniz… Kaçak saray yaptırdığımı iddia ederek aileme ait iki odalı yazlığa saldırdılar, silahlı kuvvetlere hakaret ettiğimi iddia ederek beş ay hapis cezası verdiler, Tbmm'ye hakaret ettiğimi iddia ederek hapse girmem için dava açtılar, yobaz bir akademisyen diyanet'e çağrıda bulunarak, cesedimin camiye sokulmamasını, cenaze namazımın kılınmamasını istedi, yazıya noktayı koyuyordum ki, gazeteden avukatım aradı, Atatürk'e hakaret ettiğim için hakkımda savcılık soruşturması başlatılmış.

Yaşadıklarımızı okurken bile yorulduğumuz bir yıldı, 2020.