İzmir’de emsal artışı tartışması: Sosyal devlet yok, müteahhit var

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, Bayraklı için aldığı yüzde 30’luk emsal artışı kararı alması vebu uygulamayı kentin bütününe yayacağını açıklaması tartışma yarattı. TMMOB İlKoordinasyon Kurulu, bunun İzmir’e ihanet etmek ve kent suçu olduğunu öne sürerek tepkigösterdi. “İzmir’de sosyal devlet yok, müteahhit var” diyen meslek odaları yönetimleri,deprem fonunda 174 milyar lira olduğunu vurgulayarak, devletin mağdur olan hak sahiplerini evlerini inşa ederek bedelsiz vermesi gerektiğini söyledi.

İzmir’de emsal artışı tartışması: Sosyal devlet yok, müteahhit var

30 Ekim 2020'de meydana gelen 6.9 büyüklüğündeki depremde kullanılamaz hale gelen yaklaşık 79 bin konut sahibinin barınma sorunu hala çözülmedi. Hükümet, evsiz kalan depremzedeleri müteahhitlerin insafına terk etti.

Çaresiz bırakılan mağdur vatandaşlar, yeni binaların inşası için gerekli maliyeti karşılamak adına emsal artışı istedi. Bayraklı Belediye Meclisi yüzde 10 emsal kararı alırken, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi bu oranı yüzde 30'a çıkardı. Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, yüzde 30'luk artışın Bayraklı ile sınırlı kalmayacağını, parsel bazlı bu artış oranını bütün kente yaymak istediğini açıkladı.

İZMİR'DE SOSYAL DEVLET YOK, MÜTEAHHİT VAR

Emsal artış kararları meslek odalarının tepkisine neden oldu. Türkiye Mimar Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) İzmir Koordinasyon Kurulu Başkanı Aykut Akdemir, meslek odası başkanları ile birlikte basın toplantısı düzenledi. Mimarlar Odası İzmir Şubesi'nde gerçekleştirilen basın toplantısını bir grup depremzede vatandaş da izledi.

Öncelikle hükümetin sosyal devlet ilkesine uygun hareket etmesini isteyen Aykut Akdemir, “Sosyal devlet, afete uğrayan vatandaşların bütün acılarını ve maddi kayıplarını gidermekle yükümlüdür. Devletin yapması gereken, kullanılamaz hale gelen yapıların yerine yenilerini inşa ederek, hak sahibi mağdurlara konutlarını hiçbir karşılık beklemeden teslim etmesiydi. Deprem fonu bunun için var. Deprem vergileri ile toplanan 174 milyar liralık kaynaktan, gereken miktar İzmir'deki mağdur vatandaşlarımıza konut yapmak için ayrılmalıdır” dedi.

“İzmir'de sosyal devlet yok, müteahhit var” diyen Akdemir, yüzde 30'luk emsal artışının depremzedelere çare olmayacağını belirtirken, bu uygulamanın hukuka, bilim ve tekniğe aykırı olduğunu söyledi.

YARGIYA BAŞVURACAĞIZ DİYE TEHDİT EDİLİYORUZ

Şehir Plancıları Odası'nın, hukuka aykırılıklar üzerine yargıya başvurması karşısında tehdit edildiğini söyleyen Akdemir, bütün meslek odalarının tehditlere karşı tek yürek olduğunu ifade etti, bilimden, hukuktan ve üstün kamu yararını savunmaktan vazgeçmeyeceklerini dile getirdi.

KARARLAR PİYASA KARLILIĞINI REFERANS ALIYOR

Basın toplantısının ardından TMMOB'ye bağlı bütün meslek odalarının imzası ile yazılı açıklama dağıtıldı. Açıklamada, “Yaşanan felaketlerin nedeni olan yaklaşımlar, gelecekte yaşanacak felaketlerin boyutlarını artıracak şekilde afetlerin hemen ardından çözüm diye pazarlanan yeni kararlarda kendini göstermektedir. Piyasanın karlılığını merkeze koyan kentsel politikaların yarattığı ve neredeyse her doğa olayının afete dönüştüğü kentlerde, kaybedilen canlarımız hiçe sayılarak deprem sonrasında da ortaya çıkan sorunun çözümü için bugün yine piyasanın karlılığı referans alınmaktadır” denildi.

DEPREM VERGİLERİ YOK SAYILIYOR

TMMOB'un açıklamasında, “Öyle bir kamu iradesi ki, müteahhit karı gözetmeksizin, depremzedelerin sorunlarına çözüm bulmak istemiyor. Öyle bir kamu iradesi ki, bugün yaşanan barınma sorununun, konut fiyatları ve kira bedellerindeki artışın temelinde yatan nedeni, aldığı karar ile yeniden üretiyor. Öyle bir kamu iradesi ki, sosyal devlet sorumluluğunu, topladığı deprem vergilerini yok sayarak depremzedeleri yüksek miktarda ödemelere ile mahkum ediyor” ifadelerine yer verildi.

Parsel bazında yüzde 20, ada bazında yüzde 30 oranında verilen emsal artış kararlarının mühendislik, mimarlık ve şehircilik disiplinlerinin varlık nedenlerini ortadan kaldırdığı ve hiçe saydığı kaydedilen açıklamada, “Getirilen emsal artışları ile toplamda mevcuda ek yüzde 50 – 60 bağımsız birim artışına ve dolayısıyla nüfus artışına neden olunacağı ortadadır. Bu durum yeni altyapı, ulaşım, sosyal donatı, okul, otopark ve benzeri ihtiyaçları yaratacak ve yaratılan yoğunluğun üzerine bu ihtiyaçları karşılayacak yeni alanlar oluşturulmak zorunda kalacaktır” denildi. TMMOB'nin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

BU EMSAL ARTIŞI İZMİR'E İHANETTİR

*Bu artış açıkça İzmir'e ihanettir. Bu kararın altına imza atan belediye başkanları ve meclis üyelerinin İzmir'de trafik sorunu olduğundan, koku sorunu olduğundan, altyapının yetmediğinden bahsetmeye ve yoğun bir yağış olduğunda doğal afeti gerekçe göstermeye artık hakkı bulunmamaktadır.

*Bu karara imza atanlar bilmelidir ki İzmir'de yaşanacak olası her afetten birinci dereceden kendileri sorumludurlar.

*Tamamen mali koşullara dayalı, kent bütününü ve kentin uzun vadeli çıkarlarını gözetmeden yapılan emsal artışı ile deprem bölgesinde konut problemini çözmeye çalışan yaklaşımın bilimsellikle, kamucu yaklaşımla uzaktan yakından ilişkisinin olmadığı açıktır.

MECLİS KARARI KENT SUÇUDUR

*İzmir bugün için yoğun trafik problemine ilave olarak küresel iklim değişimine bağlı su ve enerji gibi problemleri yakın gelecekte yaşayacak illerimizin başında gelmektedir. Hal böyle iken emsal artışları ile planlama, mimarlık, mühendislik disiplinlerinin her birini göz ardı eden kendini ana aktörün müteahhit olduğu piyasa koşullarına teslim eden Belediye Başkanları ve Meclis Üyelerinin 11 Ekim 2021 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nde almış oldukları karar açıkça bir kent suçudur.

*Kentsel yaşam kurgulanırken, kent planlamanın yararlandığı mühendislik bilimleri üzerinden üretilen verilerden uzak düşerek ve yeni sorunlar yaratarak barınma sorunu çözülemez. *Barınma anayasal bir haktır ve gerekirse kamu kaynakları kullanılarak, bilim ve teknikten kopmadan çözüm üretilmelidir. Bugüne kadar uygulanan yanlış politikalarla yaşam standartları düşen kentlerimizin, artık artan yoğunlukları kaldıracak durumu kalmamıştır.

*Bu noktada vatandaşlarımızın yaşadığı barınma mağduriyetlerini gidermek adına, merkezi ve yerel otoriteleri mevcut kaynaklarını seferber etmeye çağırıyoruz.

*Ülkemiz bütçesinden kamusal yararı tartışmalı büyük projelere, lüks konut projelerine, doğayı tahrip eden projelere hem yerel hem de merkezi yönetimlerce milyarlarca lira para aktarılırken, bu mali kaynakların afet bölgelerinde aylardır barınma sorunu yaşayan vatandaşlarımız için neden devreye sokulmadığını kamuoyunun takdirine sunuyoruz.

MESLEK ODALARI YARGIYA BAŞVURACAK

*Alınan kararı çözüm olarak pazarlayan, reklamını yapanlar da gayet bilmektedirler ki; bilimsellikten uzak alınan bu karar yargı eliyle bozulacaktır. TMMOB’a bağlı meslek odaları olarak bugün İzmir'de hayata geçirilmeye çalışılan ve yarın başka kentlere örnek olacak olması muhtemel olan, mühendislik, mimarlık ve şehircilik disiplinlerinin varlık nedenini ortadan kaldıran, yeni afetlere kapı aralayan karardan acilen vazgeçmelerini bekliyoruz. Aksi halde bilimsel dayanaktan yoksun kararlara karşı her türlü hukuki girişimde bulunacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.