İstanbul Sözleşmesi temmuzda bitiyor

Hukukçular ve kadın platformları, İstanbul Sözleşmesi’nin hükmünün sona ermesinin ardından, kadına olan şiddetin katlanarak artacağını düşünüyor...

İstanbul Sözleşmesi temmuzda bitiyor

10 yıl önce övünerek imzaladığımız ve 10 yıl sonra yine övünerek iptaline karar verilen İstanbul Sözleşmesi, 1 Temmuz günü yürürlükten kalkacak. Bu karar kadın hakları ve kadına şiddet konusunda geri adım olarak nitelenirken, dramatik olaylar da yaşanıyor. Kendisini güvencede hissetmeyen ve şiddet gören kadınların ihbar ve şikayetleri azaldı. Türkiye'nin ender kadın baro başkanlarından biri olan Sinop Barosu Başkanı Hicran Kandemir, İstanbul sözleşmesinden geri adım atılması sonrası yaşananları ilginç bir örnekle anlattı. ‘'Bir erkek avukatını arayıp ‘Artık karımı dövebilir miyim?'' diye sordu. Bu çok ciddi bir tablo'' dedi.

TBMM Kadına Şiddetin Önlenmesi konusundaki Meclis Araştırma komisyonunda konuşan Başkan Kandemir'e göre kadına şiddet, doğum öncesinden başlayarak yaşlığa kadar devam ediyor. Türkiye'de her 5 kadından 2'si fiziksel şiddet görüyor. Aile içi şiddet kapalı kapılar arkasında yaşanıyor ve kadın yaşadığı şiddeti çoğu zaman resmî makamlara bildirmiyor. Kandemir şu ilginç saptamalarda bulundu:

KIRMIZI RUJ: Türkiye'deki kadınların her ikisinden biri duygusal şiddet, yüzde 12'si cinsel şiddet mağduru. Cinsel şiddette kadınlar adli mercilere gitmekten kaçınıyor, çünkü şikâyetçi olduğunda, yapılan yargılamada, geleneksel yanlış tanımlamalarla, ‘Kadın kuyruğunu oynatmazsa erkek arkasından gitmez' ya da ‘Kırmızı ruj sürdü, eteği kısa' yaklaşımlarıyla olayın özünden farklı boyutlarda toplumsal anlamda tekrar şiddet ve istismara uğramaya devam ediyor.

NEDEN KORKUYORLAR?: Eğitim düzeyi yükseldiğinde ve kadın, ekonomik yönden güçlendiğinde, uğradığı şiddet oranı düşüyor. Erken evlilik yapan bütün kadınlarda maalesef şiddet görme oranı çok yüksek. İstismar edilen kadın istismarı bildirmiyor. Ekonomik bağımsızlıkları olmadığı için veya gideceği yeri olmadığı için, çocuğundan ayrı kalacağı için korkuyor. Devletin tüm kurumları, STK'lar, siyaset ve medya bu mücadelede yer almalı ve siyasetin, medyanın dili değişmeli. ‘Kol kırılır, yen içinde kalır. Sen kadınsın alttan al. Kan kusup kızılcık şerbeti içeceksin, çocukların için idare edeceksin' söylemi değişmeli.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ: İstanbul Sözleşmesini 2014'te ilk imzalayan ülke olduk. Kadınlar çok umutlandılar, biz de çok umutlandık fakat algılar bazen gerçeklerin önüne geçiyor. Şiddete karşı bu sözleşme ciddi bir mücadele kaynağıdır. 2008 ile 2021 arasında 3 bin 458 kadınımız şiddet nedeniyle vefat etti. Kadın cinayetlerinde şüpheli ölümler de çok. İstanbul Sözleşmesi'nden geri çekilme döneminden sonra, Türk Kadın Federasyonları Derneğinin oluşturduğu ihbar hattında ilk aylarda inanılmaz bir düşüş oldu. Kadın, kendine olan korumanın artık geri çekildiği inancına kapıldı. İstanbul Sözleşmesi'nden geri çekilmeye ilişkin o beyanların olduğu dönemde bir müvekkil arıyor ve avukatına ‘Ben artık karımı dövebilecek miyim?” diye soruyor. Bu çok ciddi, çok dramatik ve üzerinde çok düşünülmesi gereken bir tablo.

Av. Hicran Kandemir

DUYGUSAL VE CİNSEL ŞİDDET GÖRÜYORLAR

Sinop Barosu Başkanı Av. Hicran Kandemir, Türkiye'deki kadınların her ikisinden biri duygusal şiddet, yüzde 12'si cinsel şiddet mağduru olduğunu söyledi.

Aylin Nazlıaka

NAZLIAKA: BİZİ HAFİFE ALMAYIN

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka da SÖZCÜ HaftaSonu'na yaptığı açıklamada ‘'Gece yarısı yapılan İstanbul Sözleşmesi'nin fesih kararını tanımıyoruz. Bu hukuksuz kararının iptali için Danıştay'a başvurduk. 1 Temmuz'a sayılı günler kaldı. Meclis'te tüm partilerin oybirliğiyle kanunlaşan İstanbul Sözleşmesi, TBMM iradesi yok sayılarak feshedilemez. Anayasa'ya açıkça aykırı olan bu kararı derhal iptal edin. Fesih kararının yürürlüğe giriş tarihi iç hukuk yolları tükenene kadar ertelenmelidir. Kimse kadınların örgütlü gücünü hafife almasın'' dedi.