Kanunlar kimin için?

Cinsel istismar ve kadına yönelik şiddet dosyalarında uygulanan iyi hal ve haksız tahrik indirimi, çocuğa yönelik istismarda somut delil aranma şartı kanunların suçluları korumaya yönelik olduğu eleştirilerine neden oluyor.

Kanunlar kimin için?

Yargı bağımsızlığının ciddi bir sorun olduğu Türkiye'de mahkemelerin son dönemde verdiği bazı kararlar adalete olan güveni derinden sarsıyor. Özellikle cinsel istismar ve kadına yönelik şiddet dosyalarında uygulanan iyi hal ve haksız tahrik indirimi, çocuğa yönelik istismar suçlarında somut delil aranma şartı, boşanma davalarında süresiz nafaka, çocukların icra yoluyla teslimi gibi pek çok düzenleme tepkilerin odağında bulunuyor. İşte herkesin uygulanma gerekçeleri nedeniyle şikâyet ettiği o yasaların bazıları:

İYİ HAL İNDİRİMİ:

Kamuoyunda kravat indirimi olarak bilinen ‘İyi hal indirimi' Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesinde düzenleniyor. Bu madde mahkemelere, “Fail yararına cezayı hafifletecek nedenlerin bulunması” halinde takdir indirimi yapabilme imkânı tanınıyor. Failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi konular indirimde etkili oluyor. Bu indirimler ve infaz yasasından yararlanan failler kısa sürede serbest kalıyor.

HAKSIZ TAHRİK İNDİRİMİ:

Tepki çeken bir diğer düzenleme de TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen ‘Haksız tahrik' indirimi. Düzenleme ile “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli üzüntünün etkisi altında suç işleyen kimseye” verilecek cezada dörtte birden dörtte üçe kadar indirim yapılabiliyor. Aldatma, kıskançlık ve hatta kan davası dahi haksız tahrik indiriminden yararlandırmanın gerekçesi olabiliyor.

CİNSEL SUÇLARDA SOMUT DELİL:

Kamuoyunda rahatsızlık yaratan bir diğer düzenleme ise, 4. Yargı Paketi'yle getirildi. Buna göre, katalog suçlarda tutuklama için artık somut delil aranıyor. İlk bakışta kişi hürriyeti açısından çok faydalı görünen bu düzenlemeden cinsel istismar ve özellikle de ‘çocuğa yönelik cinsel istismar' suçunun istisna tutulmaması büyük tepki çekti. TBMM ve kamuoyunda da “Cinsel istismar suçlarında somut delilin nasıl bulunacağı” uzun süre tartışıldı. Ancak tepkilere karşın düzenlemede değişikliğe gidilmedi.

SÜRESİZ NAFAKA:

Tepki çeken bir diğer uygulama da boşanma davalarında verilen süresiz nafaka. Medeni Kanunu'nun eski haline döndürülmesini isteyen ve çoğunluğu erkeklerden oluşan mağdurlar, “10 gün evli kalıyorsun, 10 yıl nafaka ödüyorsun. Bu nafaka kadın yeniden evlenene kadar sürüyor” diyerek isyan ederken. Kadın dernekleri ise “Kadın, erkek eşit olduğu için kadın da erkeğe nafaka ödeyebilir. Süresiz nafaka ömür boyu demek değildir” diyorlar.

ÇOCUKLARA İCRA:

Bir başka sorun da çocukların icra yoluyla alınması. Boşanmış çiftlerden birinin çocuğu göstermek istememesi durumunda diğer ebeveyn çocuğunu görebilmek için icra yoluna başvuruyor. Çocuklar icra memuru ile alınarak diğer ebeveyne teslim ediliyor. Bu durum da çocukların psikolojisini olumsuz yönde etkiliyor. Hazırlıkları tamamlanmak üzere olan 5. Yargı Paketi'nde düzenlemeler getirilmesi bekleniyor. Buna göre ‘İcra ile çocuk alma', 89 yıllık icra iflas kanunundan çıkarılacak. Çocuğun teslimi, psikolojisine uygun bir ortamda uzman yardımından faydalanılarak yapılacak. Nafakanın ise alt sınır 2, üst sınır en fazla 6 yıl olarak ödenmesi planlanıyor.

“AİLEME İZAH EDEMİYORUM!”

Mahkemelerin aldığı bazı kararlardan yargı mensupları da rahatsızlık duyuyor. Öyle ki, son olarak TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Komisyonu'nda konuşan Yargıtay 1. Ceza Dairesi Üyesi Fatih Akdoğan, bazı kararları ailesine dahi izah edemediğini açıkladı. Son olarak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, eski eşi hakkında 3 kez uzaklaştırma kararı alan ve savcılığa 23 kez dilekçe vererek, “Ben ölünce mi yardım edeceksiniz?” diyen Ayşe Tuba Arslan cinayetine ilişkin tepki çeken bir karar vermişti. Mahkeme, eşini öldüren katile verilen müebbet hapis cezasını, Arslan'a bir erkek tarafından gönderilen “canım” mesajı nedeniyle 24 yıla indirmişti.