Aile hekimi mi Şehir Hastanesi finansörü mü?

Aile hekimleri sıkıntılı. Sadece sıkıntılı değil tepkili de. 1 Temmuz'da yürürlüğe giren yönetmelik, aile hekimlerini hekimlikle doğrudan ilgili olmayan ağır yükümlülükler altına sokarken, 40 maddelik bir de ihtar listesiyle tehdit ve kuşatma altına alıyor.

“Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği”ne baktım. 45 sayfalık yönetmelik; ayrıntılı hesap-kitap, karmaşık formül maddeleriyle dolu. Kesintiler, oranlar, puan cetvelleri, endeksler vd.… Aile hekiminin hak edeceği ödeme tutarları, ondan yapması istenen çeşit çeşit işlere bakılarak, muhtelif formüllere göre  hesaplanacak.

Yönetmeliği incelerken, sormadan edemedim: Bir aile hekiminin kafası sabah akşam bütün bunlarla dolacaksa, asıl işi olan kapısına gelen hastalarla nasıl sağlıklı bir bağ kurup nasıl hastaların sadece sağlıklarını gözeterek tedavi edecek?

MUHASEBECİ Mİ HEKİM Mİ?

Yönetmeliğe birkaç dakika göz atarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz. Yer yer hekimlerin muhasebecilik bilgisine sahip olması gerektiğini düşündürtüyor. O derece.

Dahası aynı yönetmelik, meğer hastayı şehir hastanelerine yönlendirme görevi de veriyormuş aile hekimlerine. Hava Asal imzasıyla Karar gazetesinde yayımlanan haberde Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey Üyesi Dr. Kazım Doğan Eroğulları şöyle diyor:

“Hastalık Yönetim Platformu ile kronik hasta takibi isteniyor. Kişide hastalık belirtisi veya şikayeti yoksa da bu taramalar mecburi kılınıyor. Şehir hastanelerine sevk yapmayan aile hekimlerinin maaşlarında yüzde 10'luk kesinti yapılıyor. Hasta garantili şehir hastanelerine müşteri toplamamızı istiyorlar.”

★★★

Bu köşenin düzenli okurları şehir hastanelerinin kamuya ağır yükü konusunda sayısız haber/yazı paylaştığımızı biliyor. Hazine arazilerini özel şirketlere, uzun süreli tahsis ederek kamu-özel işbirliği (KÖİ) modeliyle yaptırılıp işlettirilen bu hastanelere bütçeden her yıl milyarlar ödeniyor. 2020'de 10.5 milyar TL ödenen şehir hastaneleri için bu yıl 16.4 milyar TL ayrıldı.

Madem ki; yeni aile hekimliği yönetmeliğiyle, hekimlere şehir hastanelerine hasta yönlendirme görevi veriliyor, o zaman bütçeyi 2043'e kadar rehin alan şehir hastaneleri ile onları yapan şirketleri topluca hatırlayalım. Sağlık Bakanlığı'nın o şirketlere kiracı olduğunun altını çizerek.

FAALİYETTEKİ ŞEHİR HASTANELERİ

Faaliyete geçen 13 şehir hastanesinde, 5 hastane Rönesans Grubu'nda. Onu 3'er hastane ile Akfen ve YDA izlerken, iki hastane de CCN Group tarafından yapıldı. (CCN,  şu meşhur Hazine garantili “ıssız” Zafer Havalimanı'nı, 3. Köprü'yü yapan IC İçtaş'ın akraba şirketi. Dikkat ederseniz, CCN kısaltması zaten ailenin soyadı olan Çeçen kelimesini de anımsatıyor.)

Sıradakiler “ipoteği” büyütecek

Sağlık Bakanlığı her ne kadar, kamu kaynaklarıyla şehir hastanesi yaptırmaya başlasa da bu adım, KÖİ modelli şehir hastanelerine 2043'e kadar milyarlar aktarılacağı ve bütçenin rehin alındığı gerçeğini değiştirmiyor.

Resmi dokümanlara göre, şehir hastanelerine önümüzdeki yıl 20.6, 2023'te de 23.3 milyar TL aktarılması planlanıyor. Çünkü KÖİ modelli şehir hastaneleri faaliyetteki 13'le sınırlı değil. Sırada, sözleşmeleri daha önce imzalanmış inşaatları süren şu hastaneler var:

Kocaeli (Gama-Türkerler), İzmir Bayraklı (Gama-Türkerler), Ankara Etlik (Türkerler-Astaldi), Kütahya (Güriş)

(Meraklısına not: İhaleleri 21/b usulüyle saklı yapılan ve birçoğunu bildiğiniz şirketlerin aldığı yeni nesil şehir hastanelerinin listesini de ayrıntılı biçimde hazırlayarak geçen hafta toplu olarak paylaştım.)