Çocuğa istismara bir de yasa zulmü

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) akıllara durgunluk verecek bir yasal düzenlemeye imza attı. Gerçi  TBMM'deki yasama faaliyetinin, AKP iktidarının istediği her şey demek olduğunu biliyorsanız, kabul edilen her bir yasanın iktidar mutfağında hazırlanıp pişirildiğini de bilirsiniz. Dolayısıyla şimdi söz edeceğim akıllara durgunluk veren düzenleme de özünde AKP'nin arzusu ve eseri!

4. Yargı Paketi olarak anılan düzenlemedeki “katalog suç” adı verilen bazı suçlarda, tutuklama kararına dayanak oluşturacak kuvvetli şüphe için “somut delil” aranacak.
Bu teknik cümle ne anlatmak istiyor derseniz şöyle:

Yasadaki “katalog suçlar” denilen listede, çocuğa cinsel istismar suçu da var. Dolayısıyla, çocuğu istismar eden bir alçak kişi hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için somut delilin varlığı aranacak. Başka ifadeyle, çocuğun kendisine cinsel saldırıda bulunulduğunu söylemesi yeterli olmayacak.

Yasa görüşülürken TBMM'de muhalefet milletvekillerinin itirazları ve aksi yöndeki girişimleri sonuç vermedi. Oysa dünyadaki birçok hukuk sisteminde, çocuğa cinsel istismar suçlarında mağdurun beyanı esas alınıyor.

Bu düzenlemenin, cinsel istismar saldırganlarını sevindirecek (!), çocukları savunmasız bırakacak bir düzenleme olduğu açık. Nitekim ismi lazım olmayan bir tarikat, sosyal medya hesabında gülücük emojleriyle, TBMM'ye teşekkür etti. Bu teşekkür bize siyasal İslam'ın nasıl bir çukur olduğunu bir kez daha gösterdi. Kadına şiddeti önlemek konusunda devlete ödevler veren İstanbul Sözleşmesi'nden çıkıştan hemen sonra bile isteye getirilen bu düzenleme karşısında, ülkenin vatandaşı olarak utanç ve acı duyuyorum.

Memur mitinge mecbur mudur?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 7 Temmuz'da “TOKİ 1 Milyonuncu Konut Anahtar Teslim Töreni”ne katıldı. Törende konuşma yaptı. Sincan'da yapılan bu törene katılmak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı çalışanları için zorunlu tutuldu. Bakanlık teşkilatına gönderilen mesaj ile bütün personelin (yaklaşık 4 bin kişi) saat 16.30'da servis araçlarıyla tören alanına hareket edeceği bildirildi. Törenin bitiminden sonra da 19.30'da kayıtlı oldukları servis araçlarıyla evlerine hareket edileceği duyuruldu. Herhalde hiçbir bakanlık çalışanının o gün 16.30'dan sonra partili Cumhurbaşkanı'nın katılacağı bir törende bulunmaktan daha önemli bir işi olamazdı.

Erk Acarer'e saldırı

Almanya'nın başkenti Berlin'de yaşayan meslektaşım Birgün yazarı Erk Acarer, evinin bahçesinde üç kişinin saldırısına uğradı. Acarer'in, saldırı sonrası sosyal medyada paylaştığı darp edilmiş, kanlar içindeki görüntüsü, saldırganları saldırtanların kim olduğu konusunda fikir veriyordu. Küfür ederek “Yazmayacaksın artık” diye darp eden saldırganlar, komşuların tepki göstererek “polis” diye bağırmaları üzerine telaşlanıp kaçmışlar. (Kısa Dalga podcast'ten Kemal Göktaş'a anlatımı)  Acarer'in, organize suç örgütü lideri Sedat Peker'in geçtiğimiz haftalarda çok tartışılan 10 bin dolar maaş alan siyasetçi tartışmasına atıfta bulunarak “10 bin dolar nerede? sorusunun cevabı işte tam burada bir yerdedir. Kamu malının silah tüccarları hemen yanı başımızdadır” sözlerinin altını çizelim. Aldığı onca tehdide, ardından uğradığı saldırıya rağmen “Yazmayacaksın” demekle yazmaktan vazgeçecek gazetecilerden olmadığını gayet net anlatan Erk Acarer'e büyük geçmiş olsun.

Yeni şehir hastaneleri bütçesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen hafta Sakarya'da yapılan toplu açılış töreninde şehir hastanesi çalışmalarına başlandığını açıkladı. 1000 yataklı Sakarya şehir hastanesine ilişkin ihale bilgilerini bu açıklamadan birkaç hafta önce kamuoyuna duyurdum.

Sağlık Bakanlığı'nın 21/b usulüyle beş firma/firma ortaklığı davet ederek yaptığı ihaledeki iki bilgiyi hatırlatalım:

Yaklaşık maliyet :1.628.465.608,73 TL

Beş şirket/ortaklığın davet edildiği ihaledeki uygun teklif:

1.248.061.000 TL- Mustafa Ekşi İnşaat +ATR Yapı

31 Mayıs tarihli o yazı şu soruyla bitti:

“Bakalım bu ihalede sözleşme, uygun teklifi verenle imzalanacak mı, yoksa Antalya, Denizli ihalelerinde olduğu gibi sessiz sedasız bir iptale gidilecek mi?”

Erdoğan'ın verdiği “müjde”ye bakılırsa, Sakarya Şehir Hastanesi için sözleşme imzalanmış olmalı. Ancak kamuoyuna açıklama yapılmadı. Zaten Sağlık Bakanlığı ile yatırımcı diğer bakanlıklar, yüksek tutarlı ihaleler sözkonusu olduğunda firma isimleri ve sözleşmeleri nedense (!) açıklamıyor.

Bu tutumun sebebini tahmin etmek güç değil. İktidar, şehir hastanelerinde çok övündüğü Kamu Özel İşbirliği  (KÖİ) modelinden, bütçeye anormal yükü dolayısıyla vazgeçti. Anormal yük derken, kullanım bedeli adı altındaki kiraların yanısıra 25 yıllık işletme sürelerini kastediyorum.

Sağlık Bakanlığı bir yıldır Kamu İhale Kanunu madde 21/b usulüne geçti. “Yeni nesil” şehir hastaneleri ihale sonuçları, pek çok yeni tartışma alanı açıyor. En başında bütçeye maliyeti.

Yeni usul rekabete açık olmasa bile çıkan sonuçlar, KÖİ modelli önceki şehir hastanelerine göre maliyeti kıyaslanamayacak kadar. Fakat yeni nesil şehir hastanelerinde de birçok soru var: Teklif tutarları aynı kalabilecek mi, ek maliyet gündeme gelecek mi? Bu hastanelerde firmaların sorumluluğu yalnızca inşaat ile mi sınırlı? İşletmesi tamamen devlete mi ait olacak?

★★★

Ağustos 2020'den bu tarafa 21/b ile yapılan şehir hastanesi sayısı sekize ulaştı. (Kamuoyundan saklanan bu ihalelere, yapılışlarından kısa süre sonra ulaşıp kamuoyuna bu köşeden duyurduğumuzun altını çizelim.)

Toplam 8350 yatağa karşılık gelen hastanelerin ihale bedellerini toplu olarak paylaşmak yararlı olacak. (Bu tablo, şehir hastanelerinin KÖİ modelinde  toplum ve ülkenin sırtına kadar büyük bir mali yük bindirdiğinin de göstergesi)

Şanlıurfa modeli nasıl değişti?

Geçen yılsonu ihale edilen Şanlıurfa Şehir Hastanesi'nde önemli bir detayı atladığımı fark ettim. 1700 yataklı Şanlıurfa Şehir Hastanesi ihalesinin Aralık 2020'de yapıldığını bu köşeden duyurmuştuk. O gün yalnızca birinci tur sonuçlarını paylaştığım ihalede en uygun teklifi 2 milyar 144 milyon TL ile Kolin+Nesma vermiş görünüyordu. Daha sonra ihale tamamlandığında 1 milyar 868 milyon TL teklifle YDA'nın aldığını öğrendik.

Atladığım detay” ise şu. Şanlıurfa Şehir Hastanesi 2015 yılında KÖİ modeliyle ihale edilmiş. YDA'nın sitesinde aynen şu ifade yer alıyor:

“Şanlıurfa Sağlık Yerleşkesi; Uygulama proje alanı 436.172 m2 olup, 520 yataklı eğitim ve araştırma hastanesi, 600 yataklı kadın doğum ve çocuk, 200 yataklı kalp-damar, 200 yataklı onkoloji, 100 yataklı rehabilitasyon ve 80 yataklı psikiyatri hastanesi olmak üzere toplam 1.700 yataklı bir şehir hastanesidir. Şanlıurfa Sağlık Yerleşkesi Yapım İşleri Ile Ürün ve Hizmetlerin Temin Edilmesi İşi 2015 yılında yapılan ihaleyle kazanılmıştır.

Şanlıurfa Sağlık Yerleşkesi, PPP Modeli ile hayata geçirilecektir.”

Yani? Bundan altı yıl önce KÖİ modeliyle ihale edilen ve YDA'nın kazandığı bir projede yıllar sonra model değişip yeniden ihale ediliyor. Ve o ihaleyi de aynı firma kazanıyor. Tesadüf mü, anlaşma mı?

Sonuç: Sağlık Bakanlığı ile şirketler arasında nasıl görüşmeler geçtiğini kamuoyu bilmeli.