Akşener’inki paradigmanın ilanı mı değişikliği mi?

İYİ Parti lideri Meral Akşener'in Halk TV ekranlarında söylediği “Cumhurbaşkanlığı'na değil Başbakanlığa adayım” sözleri çok ses getirdi.

Bu sözleri analiz etmeden önce şunu söylemeliyim: Gazetecilik açısından iyi işti. Anadolu seyahatlerine katılıp kendisini çok sıkıştırıp bu kadar net bir yanıt alamadığım için, gazetecilik kıskançlığı içindeyim. Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş'ı tebrik ediyorum.

Şimdi gelelim asıl meseleye…

Günlerdir şu soruya yanıt arıyorum:

Akşener bu sözleriyle paradigmayı değiştirdi mi yoksa ilan mı etti?

Bu soruya yanıt vermek için Türkiye siyasetinde karşımıza çıkan son paradigmanın ne olduğuna bakalım.

Biliyorsunuz Akşener de CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve diğer muhalif liderler gibi, 2018'de hayatımıza giren ve fiili sonuçları millet tarafından pek de benimsenmeyen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne karşı. Bu nedenle bu sistemi kaldırıp, yerine 2018 öncesinden daha demokratik ve güçlü bir Parlamenter Sistem kurmayı vaat ediyorlar.

O halde Cumhurbaşkanlığı konusundaki paradigma, ülke yönetiminde tam anlamıyla bir sistem değişikliğini öngörüyor.

★★★

Yürütme organı olarak seçilmiş Cumhurbaşkanı'nın kuracağı bir kabinenin yerine, seçilmiş ama yetkileri daraltılmış Cumhurbaşkanı tarafından işaret edilmiş (Muhtemelen parlamento çoğunluğunu elde etmiş) Başbakan'ın kuracağı bir kabineye geçişten söz ediyoruz.

O halde, muhalefetin tamamı 2023'te seçilecek Cumhurbaşkanı'nın (muhtemelen iki yıllık) bir “geçiş dönemini” yönetecek ama aynı zamanda yetkilerini devretmeyi ve devamında (beş yılı doldurana dek ve belki yeniden seçilirse ikinci bir beş yıl için) sınırlı yetkiyle Cumhurbaşkanı kalmayı kabul edecek biri olmasını istiyor. O ismin, (verilen sözler gereği) herkesin Cumhurbaşkanı olabilmek için daha işin başında parti liderliğini bırakması, hatta partisiyle bağını kesmesi de gerekiyor.

Şimdi kendinizi Meral Akşener'in yerine koyun.

Büyük zorluklar yaşayarak bir parti kurdunuz. Yılmadınız, anketler sizi yüzde 2.5 gösterirken ilk seçimde yüzde 9.9 oy aldınız. Kurduğunuz ittifaklar sayesinde partinizi TBMM'ye soktunuz, büyüttünüz. Ülkeyi yönetmeye, yürütmenin başı olmaya namzetsiniz.

Geçiş dönemi Cumhurbaşkanı olmak ve bin bir güçlükle kurduğunuz partiyi, en güçlü olduğu dönemde lidersiz bırakmayı ister misiniz?

Yoksa geçiş döneminden sonra güçlü bir Başbakan olarak hem partinizi büyütmeye devam edip, hem ülkeyi yönetmeyi mi?

Meral Hanım, ikinciyi seçmiş.

O nedenle Akşener'in açıklaması muhalefete yol gösteren paradigmanın değişmesi değil, ilan edilmesiydi.

Yeni parti kurmuş ve aynı paradigmayı kabul etmiş bütün siyasi liderlerin (ve hatta siyasette gelecek vaat eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da) benzer bir yolu tercih etmesi muhtemeldir.

★★★

Bu konuda istisna olabilecek tek siyasi lider Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Neden mi?

CHP, kemik oyu yüzde 20'lerin üzerinde olan köklü bir parti. Teşkilatları, yönetim organları, demokratik bir şekilde yeni liderini belirleme, yeni liderle güçlü bir şekilde yoluna devam etme dinamiklerine sahip.

Kılıçdaroğlu ise genel başkanlığının 13. yılında.

Girdiği seçimleri kaybetti ama son yerel seçimlerde ortaya koyduğu başarı, sabırla oluşturduğu yol haritasının işe yaradığını gösterdi.

Kılıçdaroğlu açısından, siyasi yaşamının finalinde CHP'yle vedalaşıp kısa süre içinde mevcut yetkileri devredip, (Aynı zamanda ülkeyi çok kritik bir eşikten atlatıp) uzlaştırıcı, birleştirici bir “herkesin Cumhurbaşkanı olma” şansı var.

★★★

Akşener'in aday olmayacağını duyurması, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın karşısına çıkacak muhalefet adayının Kılıçdaroğlu olması ihtimalini çok artırdı.

Kılıçdaroğlu isminin önündeki tek soru, “seçilebilir mi” sorusu. Konjonktür ve kamuoyu yoklamaları bu sorunun yanıtını “evet” olarak gösterirse, Kılıçdaroğlu tereddütsüz aday olacaktır. Ancak “hayır” yanıtıyla karşılaşırsa ülkenin geldiği riskli eşiğin farkında biri olarak ihtiyatlı davranacaktır.

“Kılıçdaroğlu aday olmazsa kim olur” derseniz, mevcut paradigmayı ve mevcut adayları düşününce aklıma en çok Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ismi geliyor.