Ülkenin yarısı kredi borçlusu

Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'nin verilerine göre 2021 yılının Haziran ayı itibarıyla, kullandırılan nakdi krediler 4 trilyon 105 milyar lira oldu.

Bireysel krediler 929 milyar lirayı geçti… Yaklaşık 111 milyar dolar ederi… İhtiyaçlarını kredi ile ancak karşılayan bir millet zamanı geldiğinde bu borcu nasıl ödeyecek sahi?

★★★

Bireysel kredi kullanan 34.5 milyon kişi var ülkede… Kişi başı kredi borcu ortalama 26 bin 900 lira… Herkesi sallasan çıkmaz o kadar para…

Geliri mi artacak? Öyle bir şey olmayacak. Tasarruf birikmiyor. Bütün sorunlar ortada duruyor. Gördük memur zammını… Enflasyonun altında kaldı. İktidar çok geç de olsa durumun farkına varmış olmalı ki, ev, otomobil, beyaz eşya derken çığ gibi büyüyen bireysel kredilerin sınırlandırılması için bankalarla görüştüklerini açıkladı. İyi de bu borç işinin daha senedi var, çeki var, vergisi var, sağlık sigortası var, suyu var, telefonu var, kasabı var, bakkalı var, arkadaşı var, tefecisi var, akrabası var… Var da var… Onları ne yapacaklar?

Ziraat Bankası Almanya'da ne işler çeviriyor?

Ziraat Bankası'nın Almanya şubelerinde gariplikler söz konusu… Nitekim Ziraat Bankası'na çok ağır cezalar kesildi. Bankadan kimse şu ana kadar konu ile ilgili herhangi bir açıklama yapma zahmetine girmedi.

Nitekim kredi vermesi ve mevduat toplaması kısıtlandığı söyleniyor. Bir sonraki adım zaten o ülkede bankanın faaliyetlerinin durdurulması…

★★★

Alışmışlar Türkiye'de kamu bankası oldukları halde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin sorularına bile “ticari sır” diye cevap vermemeye… Hadi Almanya'da da vermesene…

Türkiye'nin en büyük kamu bankasını usulsüzlüklere götürenler kim? Para cezalarını ceplerinden mi ödeyecekler? Hesap sorulmayacak mı? Ceza verilmeyecek mi? Yanlarına kâr mı kalacak? Bu soruların hiçbiri en azından bu dönemde cevap bulamayacak.

★★★

İşin acı tarafı Alman Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu'nun Türkiye'den gönderilen dört genel müdürü de liyakatsiz diye kabul etmemesi… İnsan kalitesinde nasıl bir çöküş yaşıyorsa, AKP'nin elinde bankaya yönetici olarak atanacak kimse kalmamış. Deneme-yanılma yöntemleri tutmamış.

★★★

Bankaya atama deyince herkesin aklına ilk etapta Vakıfbank Yönetim Kurulu'na atanan eski AKP milletvekili mahkeme kararına göre sahte lise diploması kullanan Hamza Yerlikaya geliyor.

Zira sorun Hamza değil… Sıra ona gelene kadar kimler diploma diye sahtesini göstermedi? Hamza olmasa yerine Murtaza gelecekti. Ne fark edecekti?

Taksi ile İstanbul'dan öç alıyorlar!

İstanbul seçimlerinde Yüksek Seçim Kurulu zarfın içerisinde atılan 4 oydan 3'ünü geçerli 1'ini geçersiz saymıştı. O da şu talihe bakın ki AKP'nin kaybettiği İstanbul Belediye Başkanlığı'ydı…

Sonrasında şanslarını tekrar denediler herkesin malumu fark yediler. Fakat geçerli sayılan diğer oylar sayesinde İstanbul yönetiminde önemli oranda söz sahibi olmaya devam ettiler.

★★★

Ortada yıllardır süren bir taksi rezaleti var. Ne yolcular memnun, ne taksiciler… Kimsenin huzurlu olmadığı bir konuda neden düzenlemeler yapılmaz?

Her deneme AKP'nin oylarıyla ret ediliyor. Kendilerine oy verenler bile umurlarında değil! Bilerek iyileştirme yaptırılmıyor ki memnuniyetsizlik yaşansın. İstanbul halkı verdiği oy sebebiyle cezalandırılsın.

★★★

Bir taksi plakası maskaralığı var ki yıllardır sürüp gidiyor. Her birinin fiyatı 2 milyon liradan başlıyor. Zira plaka sahiplerinin yüzde 95'i plakalarını kiraya veriyor, taksicilik yapmıyor.

Sadece “taksicilik yapana plaka verilir” diye bir düzenleme uygulasana… Kanuna koysana “plaka devredilemez” diye bir madde… Şoförleri soksana eğitime… Bari arada bir müşteri kılığına girip denetle…

Olmaz! Daha kötüye gitsin, insanlar isyan etsin. Suçlu İmamoğlu ilan edilsin.

★★★

Plakaların günlük kirası 650 lira… Mazota da 250 lira… Genelde iki vardiya… Çileyi çeken şoförün yarım günde kazandığı ilk 450 lira zaten gidiyor masraflara ve plaka sahibi kodamana… Üzerini kazanacak ki eve ekmek götürecek. Köle gibi çalışıp taksiyi diğer şoföre devredecek.

Bu şartlar altında gidip şoförden anlayışlı ve saygılı olması bekleniyor. Sonra kısa mesafe için almadı, trafik diye gitmedi, müşteri beğenmedi… Sağlam olsa bozulur psikolojisi…

Müşteri de haklı… Parasıyla rezil oluyor. Önce kendini ve gideceği yeri beğendiriyor taksiciye… Kısa mesafe gitse ya azar işitiyor ya şoförün suratını çekiyor.

Belediye Meclisi'nde İstanbul'un menfaatleri yerine kendi partisinin öcünü ön planda tutan zihniyet o koltuklarda oturdukça bu durum her geçen gün daha da kötüleşecek…

Herkes kör ya ortada ne dümenler döndüğünü kimse bilmeyecek!