Anlamak istemeyene lâf anlatamazsınız!

Her gün yazıp çiziyoruz ama şu iktidara gerçekleri bir türlü anlatamıyoruz.

Anlamak istemeyene hiçbir lâf fayda etmiyor!

Memleket batma noktasına geldi, bunlar hâlâ burunlarından kıl aldırmıyorlar!

Kiraların arttığını, öğrencilerin kalacak yurt bulamadıklarını, çiftçinin ağır maliyetler altında ezildiğini her gün haberlerde dinliyoruz.

Piyasalardaki gerilim yüksek… Dolar kuru yeni haftaya 8,73 lira düzeyine kadar yükselerek başladı.

İktidar ‘Faiz sebep, enflasyon sonuç… Düşür faizi, enflasyon da düşsün” deyip, söz dinlemeyen Merkez Bankası Başkanları'nı kullanılmış kâğıt mendil gibi çöpe atarken, aslında kendi bindikleri dalı kesti. Faizler uçtu, enflasyon şaha kalktı!

Ekonominin kanunudur bu… Emir-komuta ile faizler düşmez!

Düşürmeye kalkışılırsa ekonomideki deprem daha da büyür!

Bu gerçeği iktidara nasıl anlatsak acaba?

★★★

Züğürt tesellisine bakın:

“Göreve geldiğimizde üniversite öğrencilerinin aldığı burs 45 liracıktı. Elinize, dilinize dursun. Bunlar 650 liraya çıktı…”

Böyle diyor iktidar…

Yani burslar 19 yılda 14 kat artmış… Rakamsal olarak bu doğru da, paranın alım gücünden ne haber?

Suyun kaldırma gücü gibi paranın da satın alma gücü vardır.

2002 yılında öğrencilere verilen 45 lira ile 1,5 çeyrek altın alınıyordu.

Bugün öğrencilere verilen 650 lira ile bir çeyrek altın bile alınamıyor, 650 liranın üzerine 158 lira daha koymak gerekiyor.

★★★

İktidar refah seviyesini de arttırdığını iddia ediyor ve:

“Dönemimizde milli gelirimiz TL olarak yaklaşık 11 kat yükselirken, asgari ücretin 16 kata yakın artması bunun somut örneklerinden… Aynı fevkalâde yükselişi emekli maaşlarında da görmek mümkün. 27 kat artan emekli maaşları vardır.” diyor.

Bu hesaba göre herkesin zengin olması gerekir. 27 kat artmak ne demek?

Dediğimiz gibi, rakamsal olarak söylenenler doğru ama gerçekte kazın ayağı öyle değil.

Eski ve yeni rakamları alım gücüyle karşılaştırmak gerek…

2002 yılında bir emekli, maaşıyla 8 adet çeyrek altın alabiliyordu. Bugün ise aynı para ile 2 adet çeyrek altın bile alamıyor, üstüne para eklemesi gerekiyor.

Asgari ücrete gelince… Bu da bir sefalet ücreti… Açlık sınırının bile altında olan bir rakam…

★★★

Ekonomideki yapısal sorunlar büyüyor, paramız enflasyon baskısı altında eziliyor, dolar yükselirken borsa çakılıyor!

Uzmanlar “Daha büyük sıkıntılar kapıda” diye uyarırken iktidar (ağustos böceği misali) saz çalmaya, masallar anlatmaya devam ediyor!

“Aptal dostun olacağına akıllı düşmanın olsun!”

Paramızın alım gücü o kadar düştü ki, vatandaşın zaten pahalı olan hayatı, daha da pahalanıyor.

Toplumun önemli bir kesimi yoksulluk girdabında umutsuzca çabalıyor.

Buna karşılık Saray erkânı “üçer-beşer, yağlı-ballı maaşlar” alarak lüks hayat yaşıyor!

Şimdi, vatandaşlara bir de yeni vaat var. Fiyat artışlarını zincir marketlerin ve diğer satıcıların üzerine atan iktidar “Bu zam zulmünün üzerine gideceğiz!” diyor.

Evet, aşırı fiyatlar gerçekten halka zulümdür ama bu zulmü, siyasi iktidar olarak bizzat AKP yaratmadı mı?

Elektriğe, benzine, doğalgaza fahiş zamları babam mı yaptı?

İktidar medyasına göre “Fiyat artışları iktidara bir komploymuş. Fahiş zamları gizli eller piyasanın ayarlarıyla oynayarak sinsice yapıyorlarmış!”

Bu mantık dışı iddialara ne denir bilemiyorum. “Aptal dostun olacağına akıllı düşmanın olsun” sözü günümüze pek uyuyor!

GÜNÜN SÖZÜ

Camiye siyaset girerse ibadet, yargıya siyaset girerse adalet kalmaz! (Demirel)