“Atatürk’ün Ankara’ya Gelişi” Kızılca Gün

Seymen Alayı daima kızılca günlerde, milli felaket günlerinde kurulurdu. Yani, bir beyliğin ve bir devletin yıkılışı sırasında halk yeni bir devlet kurmak ve başlarına yeni bir lider seçmek istediğinde kurulurdu

27 Aralık 1919; tam 102 yıl önce bugün Mustafa Kemal Paşa (Atatürk) Ankara'ya geldi. Ankara o günden itibaren kurtuluşun karargâhı oldu. Atatürk, emperyalizme karşı “bağımsızlık”, saraya-sultana karşı “egemenlik” mücadelesini Ankara'dan yürüttü. Üzerine padişah gölgesinin düşmediği ilk meclisimiz (TBMM) Ankara'da açıldı. Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri Ankara'da atıldı. Türkiye 1919-1923 arasında Ankara'da can buldu. Ankara, 1923'te Türkiye Cumhuriyeti'ne başkent oldu.

Peki, ama Atatürk neden ve nasıl Ankara'ya geldi? O gün neler oldu? Ankara'da nasıl karşılandı?

KURTULUŞUN KARARGÂHI: ANKARA

Anadolu'da Temmuz 1919'da Erzurum, Eylül 1919'da Sivas kongreleri toplanmış, vatanın bağımsızlığına yönelik kararlar alınmış; vatanın bütünlüğünü, milletin bağımsızlığını sağlamak için de Atatürk'ün başkanlığında bir “Temsil Heyeti” kurulmuştu. Ancak Temsil Heyeti'nin Anadolu'da sağlam bir karargâha ihtiyacı vardı.

Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nı, hem merkezi, hem güvenli, hem de cephelere çok uzak olmayan Ankara'dan yönetmeye karar verdi. Gerçi Ankara haraptı, Ankara yoksuldu. Ekonomisi çökmüştü. Fakat Ankara milli hareketten yanaydı, işgallere karşı direnişe geçen kentlerden biriydi. Ayrıca Ankara köklü geleneklere sahipti, Türk kültürünün yaşadığı bir kentti. Örneğin, Oğuz töresi burada varlığını sürdürüyordu. Ahilik kurumu ve loncalar vardı. Ahilik ve loncalar zor zamanlarında toplumu ayakta tutmayı başarmıştı. Ayrıca çeşitli tekkeler, Seymenler, zeybekler, esnaf cemiyetleriyle Ankara örgütlü, hareketli, dinamik bir görünüme sahipti.

Atatürk, bütün bu nedenlerle ulusal kurtuluş mücadelesinin karargâhı olarak Ankara'yı seçti. Şimdi Temsil Heyeti, Sivas'tan Ankara'ya geçecekti. Ancak 1919 kışında bu hiç de kolay değildi.

Sivas'tan Kırşehir'e

Tarih: 18 Aralık 1919 Perşembe, sabah saatleri… O gün Temsil Heyeti Sivas'tan Ankara'ya hareket edecekti.  Hava buz gibiydi. Kar yağıyordu. Sivas lisesinin önü Atatürk'ü uğurlamaya gelen Sivaslılarla doluydu. Kapıda, üstü açık, ikisi dolma, biri şişme lastikli üç otomobil bekliyordu. 1. otomobilde Temsil Heyeti Reisi Atatürk, Temsil Heyeti üyelerinden eski Bahriye Nazırı Rauf Bey, eski Washington Büyükelçisi Ahmet Alfred Rüstem Bey; 2. otomobilde eski Bitlis Valisi Mazhar Müfit, eski Mutasarrıf İbrahim Süreyya, yaverler Cevat Abbas ve Muzaffer; 3. otomobilde Bnb. Hüsrev, Bnb. Refik, Hakkı Behiç ve Yzb. Bedri beyler yolculuk edecekti.

Mazhar Müfit (Kansu), yolculuktan önce  “Bütün mevcut nakdimiz ancak yol için 20 yumurta 1 okka peynir ve 10 ekmeğe yettiğinden bunları aldırdık” diyor. “Para bulamazsak yolda aç kalma ihtimali vardı” diye de ekliyor. Mazhar Müfit, yola çıkmadan önce bir kefil ve senet karşılığı Sivas Osmanlı Bankası'ndan biraz borç para bulmuştu. Otomobillerin lastiklerini ve benzini de Sivas Amerikan Mektebi'nden almıştı.

Hareket anını Mazhar Müfit Kansu'dan dinleyelim: “Hava çok soğuk, yerler karla kaplı ve bir taraftan da kar yağmakta idi. Otomobiller açık olduğundan tabii kar içinde gidiyorduk… Karlar içinde üç otomobil, ancak saatte 20-25 km. süratle yola devama başladık.”

Atatürk ve beraberindekiler 19 Aralık 1919'da Kayseri'ye vardılar. Yolculuk çok zordu. Yolda Mazhar Müfit'in bulunduğu otomobilin lastiği patladı. Bir yerde de kara saplandılar. Kayseri'den gelen yardımla kurtarıldılar. O gece Kayseri'de misafir edildiler.

Atatürk ve beraberindekiler 21 Aralık'ta Mucur'a geldiler. O gece Mucur'da kaldılar. 22 Aralık'ta Mucur'dan Hacıbektaş'a geçtiler. Hacıbektaş'ta Çelebi Cemalettin Efendi'nin misafiri oldular. Ertesi gün, Salih Niyazi Baba'yla Hacıbektaş Türbesi'ni; Kırklar Meydanı'nı, camiyi, Balım Sultan'ı gezdiler. Hacıbektaş'tan ayrılıp tekrar Mucur'a geldiler. Geceyi Mucur'da geçirdiler. Atatürk, Ankara'ya giderken Hacıbektaş'a uğrayarak Alevilerin ve Bektaşilerin desteğini de almış oldu.

Atatürk ve beraberindekiler 24 Aralık'ta Kırşehir'e geldiler. Hava çok soğuktu. “Kırşehir Gençler Derneği” günler önceden hazırlık yapmıştı. 200 atlı Gölhisar Çiftliği tepelerinde, büyük bir kalabalık da kentin girişindeki Kılıççı Köprüsü'nde Atatürk'ü bekliyordu. Derken üç otomobil karşıda görüldü. Otomobiller Kılıççı Köprüsü'nde durdu. Vali Ali Hikmet, Atatürk'e “Hoş geldiniz?” dedi. Kırşehir ileri gelenlerini takdim etti. Kurbanlar kesildi. Yol kenarındaki tarlada Atatürk'ün gelişi şerefine Kırşehirli gençler cirit oynadılar. Sonra tekrar otomobillere binildi. Kente girildi. İlkokul öğrencileri Atatürk'ü selamladılar. Atatürk bir süre hükümet konağında dinlendi. Sonra belediyeyi, okulu ziyaret etti. Gençler Derneği'ne davet edildi. Atatürk burada gençlere çok etkili bir konuşma yaptı. Kuvayı Milliye'ye, milli iradeye, ulusal direnişe vurgu yaptı. O gece Kırşehir'de kaldılar.

Ertesi gün Kaman'a geçtiler. Geceyi Kaman'da geçirdiler.

Ankara'da Atatürk'ü Karşılamak İçin Yapılan Hazırlıklar

Ankara günlerdir Atatürk'ü karşılamaya hazırlanıyordu. İstanbul Hükümeti'nin valisi Muhittin Paşa, milli kuvvetlerce Ankara'dan çıkarılmış, yerine Yahya Galip Bey getirilmişti. Ankara'nın güvenliğini Ali Fuat Paşa sağlıyordu. Tüm hazırlıklar tamamdı.

En önemli hazırlık Seymen Alayı'nın kurulmasıydı. Enver Behnan Şapolya'ya kulak verelim: “Ankara halkı, tarihin pek eski devirlerinden beri Seymen düzülme adı verilen bir Türk ananesini milli vicdanında gizli bir sır olarak yaşatmakta idi. Seymen alayı daima kızılca günlerde kurulurdu. Yani milli felaket günlerinde, bir beyliğin ve bir devletin yıkılış sıralarında; halk yeni bir devlet kurmak ve başlarına yeni bir reis seçmek istediğinde Seymen Alayı kurulurdu. Bu alay yeni devleti kurar, yeni reisi seçerdi. Bu töre, Türk'ün mucizeli bir mefkûresiydi. Bu sebepledir ki Oğuzlar tarihin hiçbir devrinde devletsiz kalmamışlardı…”

Dikmen sırtlarında Mustafa Kemal'i karşılayan Seymenler (27 Aralık 1919).

Ankaralılar cuma günü Namazgâh adlı tepede toplanmışlar, orada öğle namazı kılıp dua etmişler ve oraya bir sancak dikmişlerdi.

Atatürk, 27 Aralık 1919 Cumartesi günü Ankara'ya gelecekti. Kış başlangıcıydı. Dağlara, Dikmen tepelerine kar yağmıştı. Fakat o cumartesi günü hava günlük güneşlikti.

O sabah Ankaralılar davul zurna sesleriyle uyandılar. İhtiyar dilsiz Ahraz İbrahim, Atatürk'ün Ankara'ya geleceği haberini veren ajansı satıyordu. Öğleye doğru da Ankara'nın meşhur tellallarından Ali Dayı gür sesiyle “Mustafa Kemal Paşa geliyor, herkes aşağı yüze insin!” diye bağırıyordu. Günlerdir sabırsızlıkla Atatürk'ü bekleyen Ankaralıların heyecanı büsbütün artmıştı. Kentte bir bayram havası vardı. Yaşlılar, hastalar ve bebeklerden başka herkes sokağa dökülmüştü.

Öğle üstü Ulucanlar'dan kalkan Seymen Alayı Hacıbayram Camisi'nin önünde toplandı. Kayyum Dede dua etti. Kurban kesildi. 700 yaya Seymen ve 3000 atlı Zeybek kıyafetinde Seymen düzülmüştü. Üç grup Seymen Alayı vardı. Her grubun başında birer Seymen bayrak taşıyordu. Bayrakların önünde baltacılar, sağ omuzlarında iri baltalar, sırtlarında silahlarıyla ağır ağır ilerliyordu. Yaya Seymenlerin arkasından atlı Zeybek kıyafetli Seymenler geliyordu. Atlı erkekler arasında Ertuğrul Gazi dönemindeki “Bacı Erenler” gibi kadınlar da vardı.  Seymen Alayı'nın ardından rengârenk cübbeleriyle Ankara'daki çeşitli tarikatlara mensup dervişler geliyordu. Dervişler, ellerindeki kudumları ve halile adlı iri zilleri çalarak, hu çekerek, yanaklarında topuzlar, hatta karınlarına sokulmuş kılıçlarla ilerliyorlardı. Dervişlerin ardından esnaf loncaları geliyordu. Keçeciler, bakırcılar, demirciler, çıkrıkçılar, nalburlar, tiftikçiler, kasaplar, bahçıvanlar, urgancılar, saraçlar, kunduracılar, terziler, dokumacılar… Esnaf bayraklarının ardından ilerliyorlardı. Esnaf ve sanatkârları Ankara'nın okulları takip ediyordu. Öğrenciler ellerinde bayraklarla öğretmenlerin gözetiminde ikişerli sıra halinde yürüyordu. Tüm kafilenin en önünde çocuk Seymenler yürüyordu. 50 davul 30 zurna kafileye eşlik ediyordu.

Seymen Alayı'nın bir kısmı İncesu Köprüsü'nden Dikmen bağlarına, bir kısmı da Çankaya bağları batısındaki Kızılyokuş'un eteklerine dizildi. Seymenlerin bir kısmı ise istasyon yoluna sıralandı. Bir takım jandarma ve 25 polis de resmi karşılama için oradaydı. Halk da üçe ayrılmıştı. Bir kısmı Namazgâh tepesinde, bir kısmı Yenişehir'in olduğu yerde, bir kısmı da istasyon yolunda bekliyordu.

Resmi karşılama heyetinde Müdafaai Hukuk Cemiyeti üyelerinden Müftü Rifat Efendi, Bnb. Fuat Bey, Kınacızade Şakir Bey, Aktarbaşızade Rasim Bey gibi pek çok kişi vardı. Dikmen bağlarının eteğinde de Emin (Sazak) ve Ankara esnafından Naşit Efendi bekliyordu. 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa ve Vali Vekili Yahya Galip Bey ise Gölbaşı'na kadar gitmişlerdi.

Saat hayli ilerlemişti. Herkesin gözü yoldaydı.

Ankara Atatürk'le Buluşuyor

27 Aralık 1919 Cumartesi… Saat 15.10'u gösteriyordu. Tam o sırada uzaklardan bir otomobilin korna sesi duyuldu. Kızılyokuş toz dumana karıştı. İki otomobil, alkışlar ve “yaşa…” sesleri arasında homurdanarak ilerliyordu. Çankaya ve Dikmen tepelerinde güzel sesli hafızlar ezan ve salat okuyordu. Davullar zurnalar yeri göğü inletiyordu. Atatürk geliyordu.

Atatürk, Gölbaşı'nda kendisini karşılamaya gelen Ali Fuat Paşa ile Yahya Galip Bey'i kendi otomobiline aldı. Kızılyokuş'un altında iki büyük sancak dikilmişti. Otomobiller orada durdu. İki kurban kesildi. Biraz ileride bir kurban daha kesildi. Karşılama heyeti de burada bekliyordu. Atatürk otomobilinden indi. Bir elinde bastonu, başında boz bir kalpak, sırtında yine boz ve kemerli bir pardösü vardı. Herkesin ayrı ayrı elini sıktı. Biraz yürüdü. Zeybek kıyafetindeki 700 Seymenle karşılaştı. “Merhaba Efeler!” diye seslendi. “Sağ ol paşa hazretleri” dediler. “Arkadaşlar buraya niçin geldiniz?” diye sordu. “Millet yolunda kanımızı akıtmak için geldik” dediler. “Fikrinizde sabit misiniz?” diye sordu. “Ant olsun!” diye bağırdılar. Atatürk, “Var olun yiğitler!” diyerek ilerledi. Halk, “Yaşa, var ol!” sesleriyle ortalığı inletiyordu. Atatürk yürüyor, otomobil onu takip ediyordu.

Mehmet Saip Mualla Tuna'nın ‘Mustafa Kemal'in Ankara'ya gelişi' tablosu.

Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nin kurulacağı yerde Ankara uleması bekliyordu. En başta Müftü Rifat (Börekçi) Efendi vardı. Rifat Efendi, Atatürk'e, “Hoş geldiniz, safa geldiniz. Memleketimizi aydınlattınız. Canla başla sizinle beraberiz” dedi. Atatürk de Rifat Efendi'ye teşekkür etti. Sonra tekrar otomobiline binerek istasyona doğru ilerledi. Orada kendisini bekleyen kalabalığı görünce yine otomobilden indi. Onlarla görüştükten sonra tekrar otomobile bindi. İstasyon meydanında jandarma takımı ve polisleri selamladıktan sonra biraz ilerledi. Yine bir Seymen alayıyla karşılaştı. En önde bir elinde bayrak, bir elinde pala, boynunda Kuran'la Güveçli İbrahim bekliyordu. Atatürk ona yaklaştı. Kuran ile bayrağın ucunu öptü. “Nasılsın?” diye sordu.

Daha sonra yine otomobiline binerek kente girdi. Ankara Palas'ın olduğu yerde öğrencilerin tezahüratıyla karşılaştı. Meclis binası olacak yapının önünden geçerek Ulus Meydanı'na geldi.  Oradan hükümet konağına geçti. Hükümet konağı civarında büyük bir kalabalık toplanmıştı. Hoca Hasan Efendi bir dua okudu. Vali Vekili Yahya Galip Bey, Ankara halkının sonuna kadar Atatürk'le birlikte çalışacağına söz verdi. Hava güneşli olmasına karşılık akşama doğru soğuk şiddetini artırmıştı. Atatürk orada dizilmiş olan kız öğrencilerin üşüdüklerini gördü. Yahya Galip Bey'den “çocukların gitmelerini” istedi. O sırada davul zurna çalmaya devam ediyor, Seymenler karşılıklı zeybek oynuyordu.

Atatürk karşılıma töreni sonrasında kolordu karargâhında Ali Fuat Paşa ve Halis beylerle askeri durumu konuştu. Sonra da misafir edileceği Keçiören yolu üzerindeki Ziraat Mektebi'ne geçti. Burası Temsil Heyeti'nin karargâhı olarak hazırlanmıştı. Ankara'da Atatürk'ün ilk ikametgâhı bu bina oldu.  Atatürk, ulusal direnişin temellerini bu binada hazırladı.

27 Aralık 1919'da Atatürk'ün Ankara'ya gelmesiyle Türkiye'nin kaderi değişti. Vatanın bağımsızlık, ulusun egemenlik savaşı Ankara'dan yürütüldü. Türkiye Cumhuriyeti Ankara'dan yükseldi.

Kaynakça:

– Enver Behnan Şapolyo, Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi, İstanbul, 1958

– Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam Mustafa Kemal (1919-1922), C.II, İstanbul, 2009.

– Mazhar Müfit Kansu, Erzurum'dan Ölümüne Kadar Atatürk'le Beraber, C.II, Ankara, 1997.

– Gazi Mustafa Kemal, Nutuk, İstanbul, 2002.

Loading...