Yaşam tablosu

-Yaşam aydınlığının kaynağı, vicdan ve sağduyudur.-

Dünyaya gelişimizden ayrılışımıza değin geçen ve adına “Ömür” denilen yaşam süresini önceden belirlemenin olanağı yoktur. Genelde kestirilen bu süre, insanlar için değişik nedenlerle farklılık göstermekte, topluluğu kapsayan olaylar dışında her birey için zaman, ayrılık göstermektedir. Ad, soyad, unvan, görev ayrılıkları gibi doğal karşılanan bu ayrılık varlıkla yokluk çizgisinin ayrı olmasından kaynaklanmaktadır.

Uğraş (iş, görev, meslek, sanat vd.) ayrılıkları, yaşamın değişik alanlarında, değişik çalışmalara, değişik eğitim öğretime ve değişik kişiliklere bağlı bir konudur. Siyaset de devlet görevi nedeniyle halka, hizmet çabasının bir dalıdır, bir alanıdır. Eğitim, bilgi ve yeterlikten çok oy toplama becerisine ve oyunlarına bağlıdır. Gerçekte ülkeye ve ulusa hizmet yoludur. Edinim, çıkar, ağırlık, gösteri yolu değildir. 2820 no.lu Siyasî Partiler Kanunu'nun siyasal partilerin tanımını yaptığı 3. maddesinde öngörülen amacı gerçekleştirmek için örgütlenmedir, yapılanmanın kurumlaşmasıdır.

Özellikle seçim zamanlarında kendi partilerinin amaç, çalışma düzeni, ağırlık ve öncelik verdiği konularla koşulları anlatarak oy sağlama yerine daha çok seçmeni duygusal ve çıkar yönünden kazanma düzenlerine başvurulması demokrasi ve genelde siyaset yönünden ilkellik, hattâ bağnazlık sayılacak tutumlar ve durumlardır. Partilerin birbirlerine, yönetici ve temsilcileriyle adaylarına yaklaşımları da böyledir. Ulusal, ilkesel, bölgesel ve yerel konular yerine sataşma, çatışma, karalama söylemleriyle çağdaşlık ilişkileri de yara almakta, karşıtlıklar kışkırtılmaktadır. Siyasal karşıtlıklar görüş, uygulama, başarı, yöntemle ilgili olacak yerde düşmanlıklara dönüşen çirkinlikler içermektedir. Ulusal dayanışmayı yıkma düzeyine gelen tutumlar kimi zaman utandırıcı oluyor. Nasıl yanan ormanlar, sellerin alıp götürdüğü, yitirdiğimiz değerlerimiz içimizi sızlatıyorsa salt seçimle bir yere gelmek çabasıyla izlenen üzücü yol ve yöntemler de yürek burkuyor.

Kimilerinin nasıl, nerelere, hangi katlara, hangi makamlara ve yerlere geldiği gözetilirse yanlış yönelişler, sakıncalı çalışmalarla neler yitirdiğimiz, nelerin sorumlusu olduğumuz daha iyi anlaşılır. Birilerinin bir yerlerde olması, bir yerlere gelmesi, oralarda oturması yurttaş olarak ağrımıza gidiyor. Kimileri için söylenip yazılacak çok şey var ama görevleri, makamları, rütbeleri nedeniyle değinilmiyor. Onların önem ve değer vermediklerine halkımız önem veriyor. Gelinen makamlar, oturulan katlar, kullanılan yetkiler görevin gerekleri olmakla birlikte kişisel ve partizan yetersizliklerle, güdülerle, eğilimlerle ulusal yaşamın ufku karartılıyor. Partizanlık, her şeyin önüne geçiriliyor. Kendi tutkularını, yanlışlık ve yanılgılarını, hatta saplantılarını particilikle, partizanlıkla uyguluyorlar. Öyle ki Anayasa Mahkemesi'nin önemini ve değerini bilmeyen, yargıyı dışlarcasına gereksizliğini savunan, bu nedenle yararsız duruma ve düzeye indirmek isteyen siyasetçiler çıkıyor. Kendi yanılgı ve yanlışlıklarıyla sakıncalı duygu ve düşüncelerinin bağnazlığı içinde yalpalayan sözde, biçimsel, robot siyasetçiler, hukuku yadsıyan çelişkiler sergilemektedir. Gerekli niteliklerden ve koşullardan yoksun kimler nerelere geldi, getirildi. Neler oldular. Topluma sindirildi. Yazacak çok şey var ama yararsız.

Bay RTE'ın cumhurbaşkanlığını parti genel başkanlığının yanına, hatta arkasına alması, tüm ulusun cumhuriyetini bir partinin yedeğine alması görünümünü vermektedir. Kanımızca Anayasa'ya çok açık, çok belirgin aykırılık bir demokrasi bozumu, sömürüsü olarak sürmektedir. Cumhurbaşkanının parti ilişkisinin sürmesi, üstelik genel başkanlığının Anayasa'ya açıkça aykırı olduğunu kezlerce yineledim, yine değiniyorum. Yanlışı vurgulamak yinelenmemesi, düzeltilmesi için, doğruyu vurgulamak benimsenmesi, uygulanması içindir.