Sözcü Plus Giriş
YILMAZ ÖZDİL

Venezuela

25 Mayıs 2021 Yazarlar

Balkan harbinden kalma ilkel vagonlara hız yaptırdı, ilk virajda 41 insanımız öldü… “Niye istifa edeyim, treni ben mi kullanıyorum” dedi.

Bu faciadan sadece 20 gün sonra iki tren kafa kafaya tokuştu, altı insanımız daha öldü… “İstifa etmeyi uygun bulmuyorum, karayollarında her sene beş bin kişi ölüyor” dedi.

Henüz 22 yaşındaki oğlunun 445 bin euroya gemi aldığı ortaya çıktı… “Ne var bunda, 445 bin euro büyük bir para sayılmaz” dedi.

Türkiye'de herkesin yasadışı şekilde telefonlarının dinlendiği ortaya çıktı, telefonlardan sorumlu bakan olarak ne önlem alıyorsunuz diye sordular… “Dinlenmek istemiyorsanız telefonda konuşmayın” dedi.

THY uçağı Diyarbakır'da düştü, 75 insan hayatını kaybetti… “Uçakta teknik kusur bulunmuyor” dedi.

Atlasjet uçağı Isparta'da düştü, 58 insan hayatını kaybetti… “Uçakta teknik kusur bulunmuyor” dedi.

THY uçağı Amsterdam'da düştü, dokuz insan hayatını kaybetti… “Uçakta teknik kusur bulunmuyor” dedi.

Karaköy iskelesi bakımsızlıktan battı… “Ekiplerimiz sabaha kadar çalışıp batığı emniyete aldı” dedi.

Haydarpaşa garı meşale gibi yandı… “Herhangi bir kusur görünmüyor” dedi.

Ankara metro inşaatında göçük oldu, kaldırımda yürüyen bir vatandaş hayatını kaybetti… “Normaldir, dünyada da böyle” dedi.

Avrasya Maratonu koşuldu, 30 bin kişi köprünün üzerindeyken titreşim başladı, beşik gibi sallandı, elektrik direkleri otomobillerin cam sileceği gibi sağa sola hareket ediyordu, tarihi felaketin eşiğinden dönüldü… “Asma köprü olur da sallanmaz mı, köprünün işi zaten sallanmak, köprü eğer sallanmazsa korkmak lazım, neymiş, elektrik direkleri sağa sola yaylanıyormuş, elektrik direkleri aksesuardır, saçın rüzgarda savrulması gibi bir şeydir, kökü orada direğin, bilip bilmeden milleti paniğe sevketmeyin” dedi.

Üç yıl sonra… “Avrasya Maratonu'nda köprüden artık koşarak değil, yürüyüş şeklinde geçilecek, grup grup alınacak, çünkü Boğaziçi Köprüsü asma köprüdür, asma köprü olunca toplu halde geçmenin rezonans riski var, rezonans olunca ne oluyor, köprüdeki salınımlar artıyor, salınımlar eğer köprünün özgür frekansıyla aynı değere ulaşırsa, artık sönümlenmiyor, köprü yıkılıncaya kadar devam ediyor, aynen deprem gibi, işin fiziği bu” dedi.

Üniversite sınav sorularının çalındığı ortaya çıktı… “Hile hurda işi yeni değil, bizim zamanımızda da vardı” dedi.

Pkk'yla masaya oturdular, açılım'ı şöyle savundu… “Bölünürüz diyorlar. Yalan. Terör örgütünün ortaya çıktığı zamanki Türkiye topraklarıyla bugünkü Türkiye toprakları arasında ne fark var? Eksilme var mı? Yok. Artma var mı? Var. Dolgular yapmışız. Deniz dolguları. Türkiye 12 bin kilometre büyümüş. Hani nerede bölünme? Koca bir yalan. Bölünme yok.”

Üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim'den başka isim bulamadınız mı diye sordular… “Yavuz Sultan Selim'in Alevi katliamı yaptığına dair iddialar soyut iddialardır, Alevi katliamı efsanedir, gerçeklikle alakası yoktur” dedi.

İzmir Limanı'ndaki yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda bacanağını gözaltına aldılar… “Haberim yok, benimle ne alakası var” dedi.

Havuzcu müteahhit gevrek gevrek gülerek “Binali kalırsa yaşadık, milletin orasına koyacağız” dedi… Bu konuyla alakalı olarak ne düşündüğünü sordular, “ciddiyetten uzak, asparagas bir haber” dedi.

50 milyon vatandaşın kimlik bilgileri çalındı, internette yayınlandı… “Hayır, yok böyle bir şey, geçmişte yaşanmış bir hadise” dedi.

İzmir büyükşehir belediye başkanlığına aday oldu, açık farkla kaybetti, “paralel yapı mağduru oldum, o yüzden kazanamadım” dedi.

Oğlunun Singapur'da kumarhanede rulet oynarken fotoğrafı çıktı… “Hiç umuruma gelmez, şerbetliyim, ekşi ayran içmedim ki karnım ağrısın” dedi.

Atatürk Havalimanı canlı bombalarla basıldı, otomatik silahlarla taraya taraya 46 insanı katlettiler… “Güvenlik zafiyeti var mı yok mu tarzında muhabbetler oluyor, güvenlik zafiyeti yok, işin özü bu” dedi.

Havalimanında hayatını kaybeden insanlarımız henüz toprağa bile verilmemişken, aynı gün şehit düşen askerlerimiz henüz morgda yatarken, üçüncü köprü açılışında konfeti yağdırıp balonlar uçurdu… “Bayram yaşıyoruz” dedi.

Asrın liderimiz Ahmet Davutoğlu'nu görevden aldı, asrın liderimizin danışmanı açık açık izah etti, “bundan sonra düşük profilli başbakan gelecek” dedi… Herkes kim acaba bu düşük profilli diye merak ediyordu, bu gitti başbakanlığa oturdu.

15 Temmuz gecesini Ilgaz Tüneli'nde geçirdi… “Millet o gece sokaktaydı, eyy Kılıçdaroğlu sen neredeydin?” diye hesap sordu.

16 yılda 4 milyar fidanı toprakla buluşturduklarını söyledi… “Bazıları diyor ki, bu kadar fidan dikilmemiştir, inanmayan gitsin saysın” dedi.

İthal ineği ithal samanla besleyen başbakan olarak, Tbmm'de konuştu, “tarımda Avrupa birincisiyiz” dedi, milletvekilleri kahkahayı patlatınca “niye gülüyorsunuz, tarımda bir numarayız” dedi.

“Çanakkale geçilmez artık tarihte kaldı” dedi… “Çanakkale geçilir, her türlü geçiliyor, denizden geçiliyor, havadan geçiliyor, şimdi köprü yapıyoruz, karadan da geçilmiş olacak” dedi.

“Hayırsever” dedikleri Rıza Sarraf, ABD'deki Halkbank davasında tanık olunca, ABD'ye nota verdi… “İran ambargosunu deldiğimiz gibi ipe sapa gelmez iddialar ortaya koyuyorlar, kargalar bile güler” dedi.

Asrın liderimiz tarafından milletvekili yapıldı, asrın liderimiz tarafından ulaştırma bakanı yapıldı, asrın liderimiz tarafından Akp genel başkanı yapıldı, asrın liderimiz tarafından başbakan yapıldı, asrın liderimiz tarafından Tbmm başkanı yapıldı… Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce'yi cumhurbaşkanı adayı yapınca ayıpladı, “birinin bir başkasına makam ikram etmesi, hem millete karşı nezaketsizliktir, hem de demokrasiye uyan bir şey değildir” dedi.

Başbakanlık makamını lağvetmek için kampanya yürüten tarihteki ilk ve tek başbakan olarak tarihe geçti… “Koltuk elimde kaldı, müzayedeye çıkaracağım” dedi.

Dünya siyaset tarihinde, geçmediğimiz halde parasını ödediğimiz köprüleri, girmediğimiz halde parasını ödediğimiz tünelleri, uçmadığımız halde parasını ödediğimiz havalimanlarını sadece o yapmayı başardı. Hatta, sokağa çıkma yasağında bile para ödemeye devam etmemizi sağladı. Özellikle Avrasya Tüneli'ni muhteşem yaptı, hem Avrupa yakasına geçmeyince ödüyorsun, hem Anadolu yakasına dönmeyince ödüyorsun. Kütahya'ya bir havalimanı yaptı mesela, 1.2 milyon yolcu garantisi verdi, bütün Kütahya çoluk cocuk uçakta otursa, anca üçte birini ödemeye yetiyor.

Ama… Tbmm başkanı olduğunda Tbmm açılış resepsiyonunu iptal etti, “milletin parasını çarçur etmem, tasarruf yapıyorum” dedi, sayın medyamız tarafından “örnek devlet adamı” diye manşet yapıldı.

“Devlet Şeref Madalyası” verildi.

Asrın liderimiz tarafından takıldı.

Asrın liderimiz, “Devlet Şeref Madalyası”nı takarken, kendisine hitaben Nazım Hikmet'in şu şiirini okudu…

Namuslu bir kitap gibi güler, alnımızın terini silersin / o gider, bu gider, sen yanıbaşımızda kalırsın / biz haber etmeden, haberimizi alırsın / yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin / gözümüzün dilinden anlar, elimizin sırrını bilirsin.

Hakikaten böyleydi.

Namuslu bir kitap gibi gülümser, yanıbaşında kalır, tüm sırları bilirdi.

Ulaştırma bakanıyken Türk Telekom'u Lübnanlı'ya sattı, “değerinin iki katına sattık” dedi… Lübnanlı beş kuruş ödemedi, vergi de ödemedi, satın aldığında kasada bulunan 2 milyar doları boşalttı, binalarını, malını mülkünü, kablolarına kadar sattı, üstüne 4.7 milyar dolar borç aldı, ödemedi, yeniden yapılandırdı, onu da ödemedi, borçları komple Türk bankalarına yıktı, 15 milyar dolar hortumladı, kaçtı… Bu tarihi soygun hakkında ne düşünüyorsunuz diye sordular, “kamu olarak bir zararımız söz konusu değil” dedi.

İstanbul büyükşehir belediye başkanlığına adayı olunca, basın toplantısı düzenledi… “Her türlü sorunuzu cevaplamaya amadeyim, her şeyi çekinmeden sorabilirsiniz, ayakkabı numaramı sorun, kaç yaşımda olduğumu sorun, hobilerimi sorun, sınırlama yok” dedi.

Tbmm başkanlığından istifa etmeden belediye başkan adayı olmanız, Tbmm başkanı olarak siyasi parti faaliyeti yürütmeniz Anayasa'ya aykırı değil mi diye sordular… “Seçim siyasi faaliyet değildir” dedi.

İstanbul seçimini kaybetti.

“Ben kazandım” dedi.

“Oylarımızı çaldılar” dedi, “sandıkta hırsızlık var” dedi, “sandıkta yolsuzluk yaptılar” dedi, “organize kötülük yaptılar” dedi, “sahtekarlık yaptılar” dedi, “sahtekarlığın son kullanma tarihi olmaz” dedi, “sandık hırsızlığını bir yıl önceden planlamışlar” dedi, “bu seçim başlı başına murdar olmuş bir seçimdir, murdar etin kavurması olmaz” dedi… Sonra çıktı, “oylarımızı çaldılar dedim ama, çaldılar demeye mecburdum, çaldılar demem hukuki bir terim değil” dedi.

Chp genel başkanı Kılıçdaroğlu mecliste konuştu, “Binali dersek yanlış olur, Milyon Ali dememiz lazım, havuz medyası için Milyon Ali koordinatörlüğünde 630 milyon dolar toplandı” dedi… “İftira” diyerek tazminat davası açtı.

Chp milletvekilleri Bülent Tezcan, Selin Sayek Böke ve Barış Yarkadaş, Malta'daki off shore şirketlerinden bahsettiler, kayıtdışı şirketlerden ve gemiciklerden bahsettiler… “İftira” dedi, üçüne de ayrı ayrı tazminat davası açtı.

Cumhuriyet gazetesi, Malta'daki off shore şirketlerini manşet yaptı, oğulları Erkan ve Bülent Yıldırım'ın şirketlerinden bahsetti… “İftira” dedi, tazminat davası açtı.

Odatv haber sitesi, Malta'daki off shore şirketlerini haber yaptı, oğulları Erkan ve Bülent Yıldırım'ın şirketlerinden bahsetti… “İftira” dedi, tazminat davası açtı.

Ahmet Şık, “Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda” adıyla kitap yazdı, hem takkeli hem akçeli işlerinden bahsetti… “İftira” dedi, tazminat davası açtı.

Sözcü gazetesi, çocuklarının sahibi olduğu şirketler ve gemiciklerle alakalı haber yaptı, 47 metrelik ultra lüks yattan filan bahsetti… “İfira” dedi, tazminat davası açtı.

Değerli ağabeyim Uğur Dündar üçüncü havalimanını yazdı, milletin orasına koyacağını ifade eden müteahhit arkadaşa bu ihalenin nasıl verildiğini anlattı… “İftira” dedi, tazminat davası açtı.

“Beraber Yürüttük Biz Bu Yollarda” adıyla kitap yazdım, kimlere hangi ihaleleri verdiğini kalem kalem anlattım, bacanağın İzmir'deki maceralarından bahsettim… “İftira” dedi, tazminat davası açtı.

Dubai'den video yayınlayan Sedat Peker, Türkiye'yi temellerinden sarsan ithamlarda bulundu, “kokainin eskiden Kolombiya üzerinden geldiğini, 4 ton 900 kilo kokain yakalanınca, yeni güzergah ayarlandığını, kokaini Kolombiya'dan Venezuela'ya geçirdiklerini, çünkü ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi'nin Venezuela'da etkin olamadığını, kuru yük gemilerinin Caracas Limanı'ndan doğrudan Türkiye'ye gelebildiğini, 4 ton 900 kilo kokain Kolombiya'da yakalanınca, eski başbakanımız Binali Yıldırım'ın oğlu Erkan Yıldırım'ın Venezuela'ya gittiğini, Caracas Limanı'ndan özel bölüm kiralamak için görüşmeler yaptığını, sevkiyatın başladığını, Türk sularına sokulan kokainin 30-35 metrelik yatlarla 500 kilo, bir ton şeklinde Suriye Lazkiye'ye götürüldüğünü, oradan dağıtıldığını, para trafiğinin Kuzey Kıbrıs'ta Halil Falyalı üzerinden yürütüldüğünü, Erkan Yıldırım'ın Kıbrıs'a gittiğinde Halil Falyalı'nın kumarhanesinde ağırlandığını, bazı kasetlerle şantaj yapılarak, uyuşturucu işinin aparatı haline getirildiğini, Erkan Yıldırım'la Süleyman Soylu arasındaki ilişkiye dikkatli bakmamız gerektiğini” anlattı.

Erkan Yıldırım'ın Venezuela'da çekilmiş fotoğrafları ortaya çıktı.

Erkan Yıldırım ortada yok.

Erkan Yıldırım'ın babası “iftira” dedi, “oğlum Venezuela'ya gitti ama, covidle mücadele kapsamında Venezuela'daki ihtiyaç sahiplerine test kiti, maske götürüp dağıtmak için gitti, ziyaret bundan ibarettir” dedi.

Yıllar evvel bu yazı serisine başladığımda iki paragraftan ibaretti.

Valla ben bile bu kadarını tahmin etmezdim…

Uç uca eklene eklene, tee Venezuela'ya yol oldu gari!

YAZARIN TÜM YAZILARI