Utanıp sıkılmadı, ‘Help Greece’ dedi, hatta özür diledi!

Psikiyatri bilimine göre özür dilemek pişmanlıktır… Kişinin hatalı olabileceğini kabul etmesi, kendisini kimseden üstün görmemesi gerektiğini öğretir. Özür dilediği konularda benzer hatalar yapmama konusunda istek ve irade uyandırır. Özür dilemek kişiyi, dürüst olmaya yönlendirir! Başka insanlara değer verip, saygılı olmanın güzel bir şey olduğunu gösterir…

***

Manavgat'ta dört ayrı noktada orman yangını başlamış büyüyordu. Türkiye Cumhuriyeti'nin orman bakanı çıktı, envanterimde yangın söndürme uçağım yok dedi! 

Türk Hava Kurumu'nun uçakları var diyenlere de canlı yayında, eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı. Ciddi bir iş yapıyoruz, çocuk oyuncağı değil dedi!

Yangınlar büyüdü büyüdü 53 şehre yayıldı, 270 ayrı yeri alevler sardı. Millet baktı işler iyiye gitmiyor; bakan envanter diyor, yok diyor, bit pazarı falan diyor, sosyal medyada bastı çığlığı, Help Turkey…

Yangınmış, ormanmış, insanların canı yanıyormuş demedi büyük ve güçlü devletimiz; tam zamanında devreye girdi! Kim ki elaleme bizi uçaksız ve ezik gösterir tiz tespit edile, hesabı sorula…

Devlet, bu işin peşini bırakmaz elbette ama burnumuzun dibindeki bir başka devlette enteresan gelişmeler yaşanıyor.

Tıpkı Help Turkey gibi Help Greece dediler Yunanistan'da…

Evet, Yunan halkı günlerdir televizyon ve gazete merkezlerini, yardım kuruluşlarını arayarak, sosyal medya hesaplarından orman yangınlarının söndürülmesi için yüzbinlerce yardım çağrısı yapıyordu fakat, Help Greece diyen onlar değil, Yunanistan'ın Başbakanı Kiryakos Miçotakis'ti!

Henüz siyasete bile atılmamışken taa 2003'te Dünya Ekonomik Forumu tarafından ‘Geleceğin Küresel Lideri' beratı verilen Miçotakis, ülkesinde söndürülemeyen yangınlar için bizim pek alışık olmadığımız tarzda bir açıklama yaptı.

Öncelikle, “Orman yangınlarını söndürme çabalarında gösterilmiş olası zaafiyetlerden dolayı halkımızdan ÖZÜR diliyorum. Yapılan her yanlış tespit edilecek ve sorumluk paylaşılacaktır” dedi! Ardından şu cümleyi kurdu: “Avrupa Birliği'nden 500 milyon euro yardım istedim, gerekirse daha fazla mali yardım isterim…”

İlk çağrının ardından Yunanistan'a AB'ye üye ülkeler, ABD, Rusya, İsrail, Mısır, Katar ve ‘envanterinde olmamasına rağmen' 2 yangın söndürme uçağı göndereceğini açıklayan Türkiye dahil 25 devlet yardım elini uzattı.

Yani, alevler her yanı sarmışken, orman yangınlarıyla boğuşmak yerine işi gücü bırakıp bir kişi bile, ‘bit pazarına nur yağsa' demedi, bizim THK'nın elindeki uçaklardan daha eski uçakları kullanmaya devam ettiler, hatta bu uçaklardan biri yangın söndürürken düştü! 

Komşumuzda da adalet, savcı, polis teşkilatları, istihbarat örgütleri, iletişim başkanlıkları var, ama o kurumların hiç biri, ‘Televizyonlara, gazetelere telefon eden, sosyal medyadan yardım isteyen ahali ve Başbakan devleti acizmiş gibi gösteriyor. Biz büyük devletiz. Bu yaptığınızı yanınıza bırakmayız' demedi, inceleme, soruşturma başlatmadı, bu yüzden bir Yunanlı bile, ‘polis beni kesin sabah alır' diyerek çanta hazırlamadı!

Ya?

Televizyonda canlı yayına çıktı hükümetin başı, ‘zaafiyetler ve sorumluları tespit edilecek, gereken yapılacak. Fakat şimdi önceliğimiz, yangını söndürmek' dedi!

***

Medeniyetin beşiği topraklarda yaşayan Türk milleti olarak biz niye böyle açıklamalar duymuyoruz ahir ömrümüzde? 

Bu yurdun yurttaşları olarak özür bekleme hakkımızdan her zaman yaptığımız gibi vazgeçelim tamam… Bari biri çıkıp cayır cayır yanan ormanlarımızdan, kuşlarımızdan, tavşanlarımızdan, tospağlarımızdan, arılarımızdan, kirpilerimizden, beyaz ve kırmızı etlilerimizden ‘gösterdiğimiz zaafiyet varsa' deyip bir özür dilese, ona bile razı olacağız!

Ne dersiniz, bir gün bizde de olur mu böyle ÖZÜRLÜ açıklamalar?