Alican Özcan
Alican Özcan

Ufacık çocuklardan da mı utanmadınız?

Beşiktaş tribünlerinin anlamsız gerilimiyle başlayan derbinin tansiyonu, saha içindeki futbolcuların da tribünlere ayak uydurmasıyla daha ilk dakikadan tavan yaptı. Futbolcuların birbirine olan sert müdahaleleri ve hakemin ‘ortayı bulayım’ yönetimi yüzünden iyice gerilen ortamda futboldan konuşabilmek de pek mümkün değil. Uzatmalarla yaklaşık 100 dakika oynanan maçta topun oyunda kaldığı süre sadece 41 dakikaysa, futboldan daha çok kör dövüşünden bahsedilebilir.

Fenerbahçe’nin eksiklerine rağmen gösterdiği direnç önemliydi. Yedek kulübesinden oyuna kısıtlı hamle şansı olan İsmail hoca ‘galibiyet için geldik’ dese de, ‘yenilmemek daha önemli’ bakış açısına sahip olduğunu hissetmek mümkündü. Valerien Ismael de önemli futbolcularından yoksun çıktı ancak, oyuna soktuğu 5 isim de senaryoyu değiştirebilecek kapasitedeydi. Fenerbahçe bu maçta aynı zenginliğe sahip değildi. İki hocanın da hamleleri, zaten düşük olan futbol seviyesine negatif etki etti.

Bu maç sonucunda iki takımın hocası için de eleştiriler yapılabilir ve eksiklerden söz edilebilir. Ancak gelecek sezon için ‘olmaz/olur’ gibi çıkarımlar yapmayı sağlıklı bulmuyorum.

Asıl sağlıklı bulmadığım konu; toplum/taraftar psikolojisi. Valerien Ismail’le veya İsmail Kartal’la başarı gelir mi bilemem. Ama bu derbide gördüğümüz taraftar profiliyle 1 gr yol alamayacağımız aşikar.

Ne maç öncesi iki takım arasında bir gerilim olmuş, ne de yöneticiler tansiyonu artıracak açıklamalar yapmış. Ortada fol yok yumurta yok. Ama sahanın içi ilk dakikadan yabancı madde doldu.

Anneler Günü’nde, 40 bin kişi hep beraber ‘ana-avrat’ küfür edecek kadar şuurunuzu kaybettiniz de, seremonide önünde kocaman ‘SAYGI’ yazan ufacık çocuklardan da mı utanmadınız merak ettim.

Loading...