Sayın Kılıçdaroğlu bir konuşmasında, partiyi güvenli bir limana götürmekle görevli olduğunu belirtiyor. Sayın Kılıçdaroğlu “CHP genel başkanını kurultaylarda seçer. Adaylar çıkar ve yarışır. CHP, hiç kimseye altın tabak içinde genel başkanlığı sunmaz. Bu, CHP’nin geleneğinde yoktur. Kurultaylarda genel başkanların yaşından ziyade birikimine çalışkanlığına bakılır. Ekrem Bey de dahil, her CHP’li genel başkan adayı olabilir” dedi.
CHP kurulduğundan bu yana, tüm genel başkanlar örgütlerin her kademesinde yıllarca emek vererek genel başkanlığa gelmişlerdir. Bu gelenek Sayın Kılıçdaroğlu’nun genel başkan oluşuyla son bulmuş ve genel başkanlık altın tabakla kendisine sunulmuştur.
Yaklaşık 13 yıldır parti genel başkanlığı yapıyor. Son Cumhurbaşkanlığı seçiminde, az bir farkla kaybetti. Bu seçim kaybetmeden dolayı, kesinlikle size karşı herhangi bir duruş yoktur. Partide yükselen, sizin tarafınızdan kongreye kadar yapılması istenen, A dan Z’ye eskimiş kurumsal yapı için “Değişim” sesleridir.
Bir TV söyleşinizde, sizin de değişim için hazır olduğunuzu dile getirdiniz. Sizin değişim isteğinizin içeriğinde neler olduğunu bilmiyoruz.
Partiye yıllarını vermiş ve CHP ile özdeşmiş kesimler, kongreye kadar, tüm parti üyelikleri yeniden gözden geçirilmeli, yeni parti üyeliği için “ internet başvurusu ile üye kaydı” yapılmalıdır. Bu yeni üye kayıtları yapılırken asla bir kesime kapı açılmamalı, dil, din, etnik köken ayrımcılığına izin verilmemelidir. Tüm bunlar yapılırken parti içi dengelere de özen gösterilmeli “yöre, mezhep, inanç, gençler ve kadınlar” eşit oranda gösterilerek dengeler sağlanmalıdır. Bu söylenenler kurultaya yetişmez diyerek yapılacak engellemelere karşı, parti meclisi, il ve ilçe seçimleri için bulacağı yeni bir yöntemle bunun önünü açabilir.
Sayın Kılıçdaroğlu, bu kurumsal değişimi kurultaya kadar sağlayarak CHP’ye yepyeni bir parti kimliği kazandırabilirsiniz. Bu değişim, asla bugünkü delege yapısı ile sağlanamaz. Özellikle büyük şehirlerdeki, hemşericilik başta olmak üzere, bilinen bazı kayırmaların olduğu sürece, parti içindeki kurumsal denge sağlanamaz.
100 yıllık partinin üye sayısını görünce, etrafınızda ki yıllanmış, 7,6,5 dönemdir milletvekili ve yönetim kadrosunda bulunanlara, "bu üye sayısı partiye yakışıyor mu, bunu nasıl açıklarsınız” diye bir soru sorsanız, verilecek cevabı merak ediyorum. Onlar bu mevcut durumun değişmesini, partinin üye sayısının artmasını istemezler. Radikal kurumsal bir değişim olduğunda koltuklarından olacaklarını biliyorlar.
Ben sayın genel başkanın, geçmiş seçim başarısızlıklarından sonra da istifa etmeyi düşündüğü kanısındayım. Ancak istifa etmeyi istese de etrafındaki yıllanmış kontenjan senatörlerinin buna engel olduklarını düşünenlerdenim. Kontenjan senatörleri biliyorlar ki, Kemal bey varsa kendileri var. Bu seçimler sonucunda da, sayın genel başkan istifayı düşünmüş olabilir ama etrafı ona yine engel olmuştur. Etrafınız, size ısrarla engel olacak ve istifa etmeyin, yerel seçimlere gidelim diyecek. Onların tüm amacı CHP’nin güçlü olduğu il ve ilçe belediye başkan adaylıklarına kendi yandaşlarını geçmişteki gibi yerleştirmek.
Sayın genel başkan, parti çalkalanıyor. Hem de çok gereksiz yere. Bunu engelleyecek, sizin söyleyeceğiniz bir cümleyle son bulabilir. Bu süreç uzarsa, yerel seçimlerde de parti zarar görecek. Etrafın telkinlerine aldırmayın ve tarihi bir sözle ”Ben partiyi Ekim ayında yapılacak kurultaya, tüm kurumsal değişiklikleri yaparak taşıyacağım. Bu kurultayda da aday değilim” deyin. Siz pırıl pırıl geçmişinizle akıllarda kalın.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun baş danışmanı Sayın Erdoğan Toprak “Diken’e” konuşmuş. Okuyunca Kemal Bey adına üzüldüm. Sanki, seçim başarısızlığının tüm sorumlusu Kılıçdaroğlu’ymuş gibi onun seçim başarılarını anlatarak korumaya çalışıyor.
Sayın Toprak, yıllardır sayın genel başkanın en yakınında olan sizsiniz. Keşke değişim önerisi yıllar önce sizden gelseydi.
Üzülerek söylemeliyim ki, CHP Siyaseti parlamentoya hapsedildi. Karşı duruşları hep oralardan yaptınız.
İktidarın Anayasa ihlallerine sadece ekranlarda karşı durdunuz. Demokratik karşı duruşları meydanlara taşıyamadınız. Bunun nedeni, parti yönetiminin örgüt ilişkisi yoktu. Geçmişteki CHP örgütleri olsaydı, yapılan tüm hukuksuzluklarda, demokratik duruşları ile meydanlar inletilirdi.
Sadece iki örnek;
Sayın Erdoğan’ın üçüncü kez Cumhurbaşkanlığı adaylığı??
Bakanlar Milletvekili adaylığı için istifa ettiler mi???
Sizler ne yaptınız? Sadece ekranlarda karşı duruş sergilediniz. Aman, karşı durup mağdur yaratır oyları artar dediniz. Karşı dursak da yine bildiklerini okuyorlar dediniz. Biz onları sandıkta yeneceğiz...
Sonuç mu? Şekilde görüldüğü gibi...
SON SÖZ; Evrende en büyük ziyan, sorgulama yeteneğini kaybetmiş bir beyindir. EİNSTEİN