Seçime 8 gün kaldı...

Haftaya dananın kuyruğu kopacak.

Seçmen, tarafları vicdan terazisinde tartarak kararını verecek.

21 yıllık iktidarının sonunda AKP yorgun, umutsuz ve çaresiz görünüyor.

Bunu, denize düşen yılana satılır gibi bünyesine aldığı sakıncalı partilerden anlıyoruz.

Mesela HÜDA PAR... Bu parti, Hizbullah Terör Örgütü’nün siyasi uzantısı olarak biliniyor.

AKP, özellikle Güneydoğu’da bu sakıncalı partiden medet umuyor.

★★★

Terör hükümlüsü Mehmet Emin Alpsoy, Hizbullah Terör Örgütü’nün askeri kanadının sorumlusuydu ve ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, müebbede mahkum bu Hizbullah yöneticisini “Kocama hali” gerekçesiyle affetti.

71 yaşındaki Mehmet Emin Alpsoy üç kişiyi domuz bağı işkencesiyle sorguladıktan sonra öldürüp bodrum katına gömdüğü gerekçesiyle mahkum edilmişti ve HÜDA PAR uzun süredir Alpsoy’un serbest bırakılmasını istiyordu.

Erdoğan’ın imzaladığı af kararıyla ayrıca, kasten adam öldürme suçundan cezaevinde yatan 49 yaşındaki Nihat İliman ile, uyuşturucu ticaretinden hapis yatan 49 yaşındaki Sedat Çelik de serbest bırakıldı.

Türkiye cezaevlerinde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta hükümlü ve tutuklu daha var. Avukatları “Hukukta çifte standart olmaz” diyerek, Anayasa’nın eşitlik ilkesi gereği onlara da af istiyor.

★★★

Çaresizlik, üst düzey AKP’lileri “Darbe çığırtkanlığı” yapmaya sürükledi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “14 Mayıs 2023 Türkiye’yi tasfiye etmeye yönelik hazırlıkların her birini bir araya getirerek oluşturulabilecek siyasi darbe girişimidir.” şeklindeki sözleri tam bir siyasi skandaldır.

Yalnız İçişleri Bakanı mı? Hayır! Çok daha fazlası var!

AKP Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım “Bu seçim, işgalcilere karşı istiklal mücadelesi seçimidir!” diye salladı.

Binali Bey, söylediklerinizi kulaklarınız duyuyor mu? Muhalefete “İşgalci” diye iftira atmak, sizin gibi Başbakanlık yapmış birine yakışıyor mu?

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum da “2023 seçiminde iktidar değişikliği Türkiye’nin tam bağımsızlığına darbe olur.” diye aklı sıra korku yaratmaya çalıştı.

★★★

Ülkemizin her şeyden sorumlu olan tek adamı kim?

Cumhurbaşkanı Erdoğan... Görevi gereği daha soğukkanlı, daha adil olması beklenirken onun da miting meydanında çıtayı yükselterek: “Kandil’in desteğiyle bu ülkede cumhurbaşkanı olacak. Benim milletim Kandil’den aldığı destekle cumhurbaşkanı olana bu ülkeyi teslim etmez.” diye bağırması neyi ifade ediyor?

Bu sözler yoruma ihtiyaç bırakmayacak şekilde açık...

“Seçimi kaybedersek sonuçları kabul etmeyeceğiz.” anlamına gelmiyor mu bu?

Şaşırmamak elde değil... Nedir bu acayip strateji?

Seçime mi, savaşa mı gidiyoruz?

Millet hem oy verip seçecek, hem de seçtiği kişiye görevi teslim etmeyip elinden alacak? Size mantıklı geliyor mu?

Seçmenin tercihine saygı göstermeyip demokrasi dışı yollara sapılacaksa neden seçim yapılıyor?

TEBESSÜM

Vatandaş tepkisi!


İstanbul Sarıyer’de bir kahvehane... Tarih 3 Mayıs 2023 Çarşamba... Saat 21.00... Kahvenin televizyonunda Muharrem İnce görünüyor. İnce, ekranda Kılıçdaroğlu, Davutoğlu ve Babacan’ı kötüleyerek kendisini övüp duruyor...

Bir ara iyice coşarak:

“Ben vatansever bir insanım, memleketini seven bir siyasetçiyim” dedi.

O sırada, kahvehanede okey oynayanlardan yaşlıca bir adam, başını kaldırıp televizyon ekranına bakarak:

“Vay canına! Sen memleketini seven vatanseversen, ben de Amerika Cumhurbaşkanıyım” diye bağırdı.

GÜNÜN SÖZÜ

Siyasetimizin büyük bölümü ne yazık ki, hep laklakla geçiyor!