Seçim muslukları açıldı. Yargı paketlendi. RTE şiddetlendi. Yaklaşan 2015 genel seçimleri için iktidar açılımı başladı. Hızlı Başbakan, eteklerindeki tüm taşları dökerek, kendilerini yeniden iktidara getirecek her yolu ve her yöntemi geçerli sayarak çalışmalara öncülük ediyor. Huylu huyundan vazgeçmez gerçeğini bir kez daha doğrulayan önceki Başbakan da boş durmuyor. Konuşmaları, ilişkileri ve işlemleriyle halefini destekliyor. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliklerine ve Yüksek Öğretim Kurulu’na (YÖK) atamalarla gerçekleşen yerleştirmeler bunu açıkça ortaya koyuyor. Başbakanlığa yapılan danışman atamaları ve kimi bakanlıklara yapılan atamalarla kamu iktisadi kuruluşları yönetim kurulu üyeliklerine yapılacak atamalara ilişkin çabalar da bunu gösteriyor. Milletvekillerinin olmayacak emeklilikleri yanında şimdikilerle birlikte hepsinin eklerle gönlü alınıyor. Ama, ülkenin önemli sorunları öteleniyor.
Yalnız bunlar mı? Elbette hayır. Alevi yurttaşlarımızın oylarını almak için yandaşlığa soyunan kimilerini kullanarak sözde
“Alevi açılımı” için nutuklar atılıyor. Bu arada AİHM’in Alevilere ilişkin uyulması zorunlu kararı bu konudaki ikiyüzlülükleri iyice ortaya çıkaracaktır. Silahlı Kuvvetler’in “saygıyla” karşıladığı “bedelli askerlik” sözü iktidar partisi meclis grubunda açıklanıyor.
Kürtçülere verilen ve verilecek ödünler için Apo’ya el açılıyor. Kendine göre kamu düzeni koşulunu süren iktidar, Apo’yla birlikte PKK, HDP, BDP, KCK olmadan sorunu çözemiyor. Apo konusundaki demokrasi kargalarının tehditlerine katlanan iktidar, KCK’nın Hakkari’ye vali ataması haberi doğru ise açılımla saçılımın kapısını iyice açmış oluyor. Güneydoğu’da ve büyük kentlerde saldırılarla kimlik denetimleri, yol kesmeler sürüyor.
Af’lar düşünülüyor. PKK’lılara, disiplin suçu işleyenlere, görevden alınıp atılanlara, öğrencilere, para cezalarına. İmar affı da TBMM görüşmelerinde önergelerle af yorganına alınabilir. Önceki dört bakanın 17/25 Aralık 2013 olayları da unutulmayacaktır.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu seçimlerinin sonuçları atamalarla izleniyor. Aynı yöntemle Yargıtay ve Danıştay yeni yapılanmalarıyla Yüksek Seçim Kurulu’na uzanan etkinlikleriyle seçimlerde kendi güvencelerinde olacak.

Yenileri

Seçimlerde “baraj” tartışmalarıyla Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısını yeniden düzenleyebileceklerini söyleyip telaşlanan AKP’lileri yeni cumhurbaşkanı geride bıraktı. Mahkemeyi karalayıp suçlama niteliğinde gözdağında bulundu. Yasama organının çıkardığı yasalarla kimi kararlarını denetleyen mahkemenin ölçüsüz (hadsiz) davranabileceğinden söz etti. “Darbe” ürünü nitelemesi yaptı. Ancak sorarlarsa “AKP ne ürünü?” ne der? “Merkepler” benzetmesindeki çirkinlik asla yakışık almıyor. Bir AKP militanının “Anayasa Mahkemesi kararını yok sayarız” sözü de böyle...
Paralel başbakan durumundaki cumhurbaşkanı, özellikle Antalya’da toplanıp ilgili yönetmelikte geçen kimi önceki yöneticilerin çağrılmadığı öğrenilen yönlendirmeli Milli Eğitim Şurası’nı da konuşmasıyla açtı. Şura’da insan hakları, yurttaşlık ve demokrasinin kaldırılıp ahlak eğitimi dersinin getirilmesinin görüşülmesi de ilginç. Yeni Türkiye’nin yönü ve yolu AKP izlencesi.
Amaçlı biçimde gündeme getirilen, Tunceli’yi silme çabalı sözde “Dersim olayları”yla dillendirilen “özür dileme” ödün vermeyle birleşti. Sanırız bu gidişle kısa zaman sonra PKK ve Apo’dan, Yu-nanistan’dan ve Ermenistan’dan da özür dileme önerilir. Tüm sapkınların (hainlerin) anıtlarının dikilmesi istenir. Kürtçülerin istediği tazminatlar ödenir.
Günümüz Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarıyla karıştığı siyasal durumlara ilişkin çelişkilerini günümüz Başbakanı’nın düzeltme ve haklı gösterme gerekçelerinin gülünçlüğü açık. “Uyuyan adalet- Şaşıran adalet- Unutan adalet- Yanılan adalet” başlıklarıyla verilen olaylar, sonuçlar, haberler, hukuksal güvence alanında nerelerde olduğumuzun acı göstergeleridir. Hukukun temel ilkelerinden “Şüphe sanığın lehinedir” kuralı da son pakette tersine çevrilmiştir.
Bay RTE, Gezi nedenli olaylarda ölen çocuklarla annelerine karşı kışkırtıcı sözleriyle anılıyor. “Ulusu kucaklama” ve “Herkese eşit yaklaşım” sözlerine kimse inanmıyor.
Hele “Ak Saray, Türkiye Cumhuriyeti’nin demirbaşıdır” diyerek yapmaya çalıştığı savunma gidişin ne ölçüde aykırı olduğunu ortaya koyuyor. Yapı, adlarına tapuya geçirilecek değildi ya... Çalışanlarla emeklilerden esirgenenlerle, eğitim ve sağlık kurumlarına ayrılması gereken paralar saray, köşk, villa, uçak, son model taşıtlara, gezilere, özel koruma birliklerine gidiyor. Böylece suyu kesilmek şöyle dursun değirmen de kalmayacaktır.
Ulusun sabrına, sağduyusuna, iyi niyetine, uysallığına mı güveniyorlar, yoksa bu değerleri kötüye mi kullanıyorlar? Ne dersiniz? AKP’nin adındaki “Adalet”le bağı ve uyumu var mı? İşte “Bedelli” yöntemi.