Türkiye’ye matbaanın gelişi 1727...
287 yıl gecikmişiz!
* * *
Belçika’nın Anvers kentinde ilk gazetenin baskısı 1605 yılı.
Türkiye’de ilk gazete 1840 yılında basıldı.
235 yıl gecikmişiz!
* * *
Avrupa’da ilk roman 1532 tarihinde yazıldı.
Türkiye’de yazılan ilk romanın tarihi 1895...
363 yıl gecikmişiz!
* * *
Bugün yıllar arasındaki uçurum azaldı mı? Aramızdaki fark kapandı mı?
1923’te, yıkılan Osmanlı’nın külleri arasından büyük Atatürk sayesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile farkı kapatmaya başlamıştık ama...
Son 14 yıllık AKP iktidarı döneminde izlenen medrese politikası ve değiştirilen eğitim sistemiyle yine çağların gerisine düşmeye başladık.
Her geçen gün Batı’dan kopuyor, çağdaşlıktan uzaklaşıyoruz ne yazık ki... Bu yönetimle böyle bir neticeyi belki de hak ediyoruz!
Kendi düşen ağlamaz!
Başkanlığı, bilen de konuşuyor, bilmeyen de!
“Başkanlık Sistemi” tartışmaları Turgut Özal döneminde başladı, Süleyman Demirel döneminde devam etti ve daha sonra unutuldu.
Aradan uzun yıllar geçtikten sonra Tayyip Erdoğan’la birlikte bu tartışma yeniden ve daha güçlü şekilde başladı.
Erdoğan, Başkan olmak ve tüm yetkileri elinde toplamak istiyor. Emrindeki AKP de canhıraş bir biçimde bu sistemi getirmek için anayasa değişikliğine çalışıyor.
Peki, Başkanlık nedir, ne değildir?
Bunu bilen de, bilmeyen de konuşuyor, aptalca ahkâm kesiyorlar.
* * *
Gazeteci arkadaşım Kubilay Çelik meslek hayatının uzun bir bölümünü Amerika’da geçirip bu sistemin içinde kaldı.
Amerika’nın son 40 yıla damgasını vuran son 6 Başkanı’nı (Carter, Reagan, baba Bush, Clinton, oğul Bush, ve Obama) tanıyan Kubilay Çelik, şimdi “Amerika Başkanlık Sistemi” adıyla yazdığı 400 sayfalık kitapta bu sistemi tüm bilinmeyenleriyle anlatıyor.
Başkanlık Sistemi’nde yürütme organı tek kişiden oluşur, o da Başkan’dır.
Bütün güç başkanın elinde toplandığı için ‘Yürütme’ daha etkili, daha hızlıdır. Fakat...
Demokrasinin yeterince kurumsallaşmadığı ülkelerde Başkanlık Sistemi keyfi yönetimi doğuruyor. Sonunda ‘Başkan’ denilen adam ‘diktatör’ olup çıkıyor.
* * *
Başkanlık Sistemi’nin başarılı olduğu tek ülke Amerika.
Bu sistemde Kongre ile Başkan arasındaki ayrılık kesindir. Birbirlerinin işine karışmazlar, karışamazlar. Sistem o kadar güçlüdür ki, Başkan, aklına esen her şeyi yapamaz, Kongre’nin onayı gerekir.
Doğrudan halk tarafından seçilen Başkan, Kongre’ye kanun teklifinde bulunamaz. 4’er yıl olmak üzere en fazla iki dönem (Toplam 8 yıl) seçilebilir, sonra başkanlıktan emekli olur.
* * *
Başkan tarafından parlamento dışından seçilen Bakanlar, yalnız Başkan’a karşı sorumludur. Başkan bakanları istediği zaman azledebilir.
Başkan’ın Kongre’yi feshetme yetkisi yoktur. Kongre de Başkan’ı görevden alamaz. Ancak, bazı ağır suçlamalarda yargı kararıyla görevden alabilir.
Başkanlık, demokratik denge unsurlarının yeterince güçlü olmadığı toplumlarda kolayca otoriterliğe, diktatörlüğe yol açabiliyor!
Bu nedenle, Türkiye gibi demokrasinin yeterince gelişmediği ülkelerde Başkanlık Sistemi’nden korkuluyor!
Kubilay Çelik’in 400 sayfalık “Amerika Başkanlık Sistemi” kitabı, bu konuda tüm bilinmeyenlerin cevabını veriyor. (Asi Kitap Yayınları)
TEBESSÜM
Oynatmaya az kaldı!
Padişah her şeye zam yapmış ve ertesi gün sadrazama sormuş:
“Halkın durumu ne?”
“Çok üzgünler, kara kara düşünüyorlar devletlüm”
Padişah bir zam daha emretmiş, ertesi gün sadrazama yine sormuş:
“Durum nasıl?”
“Ağızlarını bıçak açmıyor devletlüm!”
Bir zam, bir zam daha...
Sadrazam hemen haberi yetiştirmiş:
“Devletlüm çok garip, herkes zil takıp oynuyor. Köşe başlarında davul-zurna halay çekiyorlar. Göbek atan atana... Vur patlasın, çal oynasın!”
Padişah yerinden fırlamış:
“Aman ha, zinhar bir daha zam yapmayın!”
Sadrazam şaşırmış:
“Neden devletlüm? Halk zamlara alıştı nasıl olsa!”
“Hayır! Bundan sonra bunların ne yapacağı hiç belli olmaz!”
Günün Sözü
Köpekle hırlaşan, dişlerini hesaba katmak zorundadır!
