Bu nedenle sezonun ortasında bitecekmiş Aramızda Kalsın.
Star TV’de yayınlanan dizi o çok sevdiğimiz “mahalle, aile, iyi insanlar, küçük hikayeler” formatının bir temsilcisi.
Diziyi yazan daha önce yine çok sevdiğimiz Canım Ailem dizisini de yazan Selin Tunç.
Ve biliyorsunuz müthiş bir kadrosu var dizinin.
Başımızda gezdirsek yine de kabiliyetinin hakkını veremeyeceğimiz Uğur Yücel, hangi role girse oradan bir mucize çıkarıp büyük kalabalıkları kendinden geçiren Binnur Kaya, Kayıp Şehir dizisinden sonra kendini ispatlamış Gökçe Bahadır gibi isimler dünyanın en sıradan, en klişe hikayelerini keyifle izletiyorlar bize her hafta.
Büyük sözler söyleyen, aforizmadan aforizmaya koşan, batılı örneklerine benzemeye çalışırken müsamereye dönen diziler gibi değil Aramızda Kalsın.
Onun küçük dertleri var. Tıpkı bizim hayatlarımız gibi.
Zaten çekiciliği de burada. Küçük hikayelerden büyük sevinçler çıkaran insanların dizisi Aramızda Kalsın.
Bizim gibi masa kuran, sabah uyandığında saçı başı dağınık ve makyajsız uyanan insanların dizisi o.
Bu nedenle izlemesi çok zevkli.
Eminim ki kalabalık bir kitle de tıpkı benim gibi düşünüyor. Ama ne yazık ki bu kanaat yeni reyting sistemiyle ekrana yansımıyor.
Reyting aracılığıyla reklam pastasını farklı bir anlayışa dağıtma ve televizyon yayınlarını şekillendirme operasyonu meyvelerini veriyor.
Erkek ağırlıklı, şiddet barındıran diziler tutuyor daha çok.
Bu resimde minik hayatların renkli dizisi Aramızda Kalsın’a yer yok tabi.

Yoksa ben hikayenin bu kadar planlandığı cümlesine hiç katılmıyorum.
Aile dizisinde konu bitmez. Günlük hayatlarımızda ne yaşıyorsak, bu diziler için tamamı büyük hikayedir.
Perihan Abla, Mahallenin Muhtarları, Bizimkiler hep böyle devam ettiler yollarına.
Mahalle sıcaklığı, aile değerleri gibi kavramları en güzel şekilde anlattı bu diziler. Keza Aramızda Kalsın da merkezine aileyi almış tüm değerleri anlatan bir diziydi.
İşin garibi muhafazakârların tam da istediği dizi mantığı bu.
Kısmet değilmiş. Aramızda Kalsın da hakkın rahmetine kavuşuyor.
Ama bu iş ciddi.
Zaten risk almaktan, toplumun önünde gitmekten, yeni sözler söylemekten korkan dizi sektörünü iyice korkuttular.
Böyle giderse dizi sektörü diye bir şey kalmaz.
Dizi ihraç edip kültürümüzü dünyaya satmak ise eski tatlı bir hayal olmaktan bir yere gidemez.
Şişman Kahramanlı filmleri seviyorum;)
Hayır canım, ben de şişmanım diye değil! Belki birazcık olabilir:)
Şu günlerde vizyonda olan Big Hero 6 isimli animasyon filmin fragmanını izlemeye doyamıyorum.
Gelecekte geçen ve insanlara yardım etmek üzere tasarlanmış göbekli şişme bir robotun süper kahramana dönüşme hikâyesini anlatan filmin, kahramanlığa ters köşe bakışını sevdim.
Herhalde sömestr tatili yaklaştığı için neredeyse tüm sinemalarda dublajlı oynuyor film.

Kendi adıma yabancı filmleri kendi dilinde tüketmeyi sevdiğimden Blu-Ray versiyonunun çıkmasını bekleyeceğim.
Ama sanırım yavrunuzu götürmek için sizin çok beklemenize gerek yok.
Yaşasın tüm şişman kahramanlarrrr:))))))
İhaleniz batsın, rahat bırakın Bozcaada’yı!
Hatırlarsanız daha önce yazmıştım.
Bozcaada ve benzeri el değmemiş, kıyıda köşede bir şekilde plastik şezlong zulmünden kendini kurtarabilmiş son birkaç cennet plaj da özelleştiriliyor.
Ve doğanın kıymetini, geri dönüşü olmayan yollara sapılacağını bilen bir avuç insan da her sabah gazeteleri korkuyla okuyoruz. Bugün hangi cennet köşe plastik şezlonglara kavuştu acaba diye.
Bozcaada özellikle ada olması dolayısıyla yani ulaşımın kısıtlı olması nedeniyle iyi kötü bakir kalmayı başarmış az sayıdaki cennet köşeden biri.
Beylik koyu da adanın en güzel plajlarından.

Burası Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ihaleye çıkarılmış ve bakanlığın Çanakkale şubesinde çalışan çaycılardan biri tarafından kiralandığı açıklanmıştı.
Şimdi söz konusu çalışanın geçici statüyle çalıştığı ve bu statüde çalışırken ek kazanç getirecek işler yapamayacağı nedeniyle ihalenin iptal edildiği açıklandı.
İhale tekrar edilecekmiş. Gözümüz bu ihalenin üzerinde olacak ama ne fayda. Alanlar önce masum ahşap yapılarla başlayacak, birkaç yıl sonra betonu basacaklar Beylik Koyu’nun beline.
Ne var şu ihale tamamen iptal edilse.
Bir koy da plastik şezlongsuz, elektriksiz, Serdar Ortaç’sız kalsa.
Koskoca devletin bu gelire ihtiyacı mı var yahu?