Bir za­man­lar Ge­ne­ral Elek­trik fir­ma­sı­nın Top­ka­pı­’da bi­ri am­pul di­ğe­ri mo­tor üre­ten iki fab­ri­ka­sı var­dı. Mo­tor fab­ri­kası­nın ba­şın­da so­ya­dı Di­ehl olan bir Ame­ri­ka­lı bu­lu­nu­yor­du. Mr. Di­ehl, da­ha ön­ce G.E. am­pul fab­ri­ka­sı­nın mü­dü­rüy­dü. Tür­ki­ye­’de uzun sü­re kal­mış­tı. Ba­şa­rı­lı ad­de­di­len bir yö­ne­ti­ciy­di.

* * * *

1968 Fran­sız öğ­ren­ci ha­re­ket­le­riy­le baş­la­yan ko­mü­nist bir dal­ga Av­ru­pa­’yı sar­mış ve Tür­ki­ye­’ye de gel­miş­ti. Bu dal­ga­nın Tür­ki­ye mer­ke­zi Dev­rim­ci İş­çi Sen­di­ka­la­rı Kon­fe­de­ras­yo­nu (DİSK) idi. DİSK, sa­na­yi yö­ne­ti­ci­le­ri­ne ha­ya­tı dar edi­yor­du. 70’li yıl­la­rın baş­la­rın­da DİSK, G.E.’de ka­nun­suz bir grev baş­lat­tı. Kıs­met, ba­na da Di­eh­l’­e yar­dım et­me gö­re­vi düş­tü.


ÇİZ­ME­LE­Rİ­Mİ ÇI­KAR­MA­YA FIR­SAT BU­LA­MA­DAN VU­RUL­MAK­TAN KOR­KU­YO­RUM

Top­ka­pı­’ya git­tim. Mr. Di­ehl ile bu var­ta­yı en ha­fif ha­sar­la at­lat­ma­nın yo­lu­nu ara­ma­ya baş­la­dık. Mr. Di­ehl, bir an dur­du ve şun­la­rı söy­le­di: “E­mek­li­li­ği­me kı­sa bir sü­re kal­dı. Flo­ri­-da­’ya yer­le­şip, bu­nun ta­dı­nı çı­ka­ra­cak­tım. Ama bu grev be­nim ka­ri­ye­rim için kö­tü bir son ola­cak ga­li­ba. Si­lah­şör kov­boy­lar
gi­bi ‘çiz­me­le­ri­mi çı­kar­ma­dan vu­rul­mak­ta­n’
kor­ku­yo­rum.”

YOL BİT­TİY­SE, YA­VAŞ­LA! Vİ­RA­JA HIZ­LI Gİ­RER­SEN SAV­RU­LUR­SUN

AKP, hem do­la­rın bol, hem de Çin sa­na­yi mal­la­rı­nın ucuz ol­du­ğu bir dö­nem­de ik­ti­da­ra gel­di. Türk hal­kı­nın re­fa­hı da göz­le gö­rü­lür bir şe­kil­de art­tı. 12 yıl­dır ül­ke­yi yö­ne­ten AKP ik­ti­da­rı­nın eko­no­mi po­li­ti­ka­sı “dış borç­la kal­kın­ma­” ola­rak özet­le­ne­bi­lir. Bu dö­nem­de Tür­ki­ye ca­ri açık şam­pi­yo­nu ol­du. Bu işin böy­le gel­di­ği­ni ve ama böy­le git­me­ye­ce­ği­ni gö­ren, eko­no­mi­nin ba­şa­rı­lı pat­ro­nu Ba­ba­can eko­no­mi po­li­ti­ka­sı­nı de­ğiş­tir­me­ye ka­rar ver­di. Bu se­bep­le 2 yıl ön­ce “Yu­mu­şak İni­ş” ilan edil­di. Bu dö­nü­şü­mün ge­rek­çe­si şuy­du: Sür­dü­rü­le­mez ca­ri açık yü­zün­den TL’­de şok bir de­ğer kay­bı olu­şa­bi­lir. Bu şok de­va­lü­as­yon, eko­no­mi­de “sert ini­şe­” (bü­yü­me­nin azal­ma­sı + iş­siz­li­ğin art­ma­sı) se­bep olur. İyi­si mi biz ken­di ira­de­miz­le bü­yü­me hı­zı­nı “yu­mu­şak­ça­” in­di­re­lim. Böy­le­ce ca­ri açı­ğı dü­şü­rüp, sert iniş teh­li­ke­si­ni ber­ta­raf ede­lim.

ER­DO­ĞAN, BA­BA­CAN İLE HEM­Fİ­KİR DE­ĞİL

An­la­şıl­dı­ğı­na gö­re R.T.Er­do­ğan “yu­mu­şak ini­şi­” onay­la­mı­yor. Bu­nun üze­ri­ne Ba­ba­can da “ön­ce­lik de­ğiş­tir­di­” ve 2015 yı­lın­da enf­las­yon­la mü­ca­de­le­yi öne al­dık de­di. An­la­mı “u­cuz dö­viz-bü­yü­yen iç ta­lep-yük­se­len ca­ri açı­k”­tır. Bu da Ba­ba­ca­n’­ın 2 yıl ön­ce çiz­di­ği ro­ta­ya ay­kı­rı­dır. Yok­sa ken­di­si, na­sıl ol­sa se­ne­ye ay­rı­la­ca­ğım, ba­ri kö­tü ki­şi ol­ma­ya­yım mı di­yor?

Son söz: İniş yok, uçu­şa de­vam!