Neredeyse bir yılı bitmiş olacak; başladığı noktada duruyor. Dönüyor, dolaşıyor; “Ben sana umut hakkı vereyim, sen de Kürt kardeşlerimize söyle oylarını bize versinler, Biz yine koltukta kalalım” sonucuna düğümleniyor. En son; “Anadolu huzura. Öcalan umuda. Ahmetler makama. Demirtaş yuvasına” diye 4 mısralık mani yazıldı.
Dön baba dönelim.
★★★
Bir yıl önce Meclis’te DEM Parti sıralarında oturan milletvekillerine gidilip tokalaşma için el uzatılmıştı.
Kan kardeşiyiz.
Elmanın yarısıyız.
Et ve tırnağız.
Nutukları atıldı. Komisyon kuruldu. Adalara gidildi; yeniden “Kurucu Önder” ilan edildi ve “Rehber sensin” denildi.
★★★
Amerikan emperyalizminin Ortadoğu’daki yeni stratejisine uygun olarak; “PKK’nın Suriye’deki uzantıları YPG, PYD’ye siz şimdilik bizim dediğimizi yapın” denmeseydi; “Umut hakkını sen vermeyeceksin biz alacağız, Ahmetlere makamını sen vermeyeceksin biz alacağız. Özerkliği sen vermeyeceksin biz alacağız, arkamızda Amerikalı abimiz var” diklenmesi sürecekti.
★★★
Zaten Türkiye’de Türkler ile Kürtler ve diğer etnik kökten insanların çoğunluğu “Terörsüz Türkiye’ye rıza olduklarını seçim sandığında kent uzlaşısı kurarak” göstermişler, kentlerde tek parti adayları için toplanmış ve böylece; “Eşit vatandaşlık-özgür kardeşlik-herkese fırsat eşitliği-herkese bağımsız yargı sürecini” tabanda başlatmışlardı.
★★★
İktidar partilerine ve onların liderlerine düşen; “Kurucu önder ve kurucu rehber hortlatarak Türkler ile Kürtlerin tabanda birleşmelerini yeniden bölmek” olmamalıydı. Türk Bayrağı’nın ve Türkçe’nin şemsiyesi altında eşit vatandaşlık hukukuna sarılarak birleşmiş insanları, samimiyetsiz, umarsız, çaresiz çürümüş siyasi oyunlardan uzak tutmaktı.
★★★
Fırsatlar, ortamlar, vesileler, imkanlar yaratılabilir; oğullarını terörle savaşırken şehit vermiş anneler ile PKK’ya katılan oğullarını kaybetmiş anneler, bir araya getirilebilirdi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun Kürt vatandaş nüfusu ağırlıklı kentleri ile Kuzey, Güney, Orta, Batı Anadolu’nun Türk nüfus çoğunluklu kentleri birbiriyle omuzdaş şehirler ilan edilebilirdi.
★★★
Karşılıklı futbol karşılaşmaları, okullar arası bilgi yarışmaları, zaten birbirinden hiç kopmamış halk oyunları ile danslarının hep birlikte halaya durması sağlanabilir, kardeşlik, birliktelik, yoldaşlık, omuzdaşlık, birinin eksiğini diğerinin tamamlaması duygusu bütün Türkiye’yi kucaklayabilirdi.
Yapılmadı.
365 gün rüzgar gibi geçti.
★★★
“Kurucu öndere umut hakkı” diye Türkler ile Kürtleri yeniden bölmenin anlamı yoktu. Türkler ve Kürtler terör yıllarının acılarını unutmaya karar verdikleri için tabanda “Kent uzlaşısı” adı altında zaten birleşmişti. Bu birleşmeyi kalıcı kılmak için de yapılması gereken: “Türkiye’de herkes eşit vatandaştır, yargı bağımsızdır, fırsat eşitliği kutsaldır” duygusunu yüreklere kazıyacak bir ortamı hazırlamaktı.
★★★
Bunlardan hiçbirini yapmayı akıl etmediler. Öcalan’a “Ben sana umut hakkı vereyim” diyerek Kürt seçmeni onun arkasında hizalanmaya zorlayarak ve DEM partiyi de İktidar ittifakı AKP ile MHP’nin desteğine katarak Tayyip Erdoğan ile Devlet Bahçeli’yi seçimlerde yeniden iktidarda kalma fırsatı açmayı planladılar. Barajı “Yüzde 40+1”e indirilecek. Tayyip Erdoğan ile Devlet Bahçeli, ölünceye kadar iktidarda kalacaklar planı yapıldı.
★★★
Bu ne hamlık!
Bu ne düşüncesizlik, umarsızlık, çaresizlik, samimiyetsizlik! Türk’ü de Kürt’ü de aptal yerine koyup üç beş slogan cümle maniyle gütmeye çalışan bu ne kendini beğenmişlik!