2014 yılında Papua Yeni Gine kıyılarına uzayın derinliklerinden geldiğine inanılan bir meteor düşmüştü. Loeb ve ekibi bu meteorun kökenini belirlemek için Pasifik Okyanusu'na giderek cismin yüzeyinden, Dünya'nın atmosferine girerken oluşan aşırı ısıya maruz kaldığında oluşan erimiş damlacıkları toplamıştı.

Ardından da Loeb, yaptığı açıklamalarda, Güneş Sistemi'nin dışından gelen, daha önce hiç görülmemiş elementlerin bir bileşimine sahip olduğunu ve meteor kalıntılarının doğal veya insan yapımı herhangi bir alaşımla eşleşmediğini iddia etti.

Ancak meslektaşlarının hepsi Loeb ile aynı fikirde değil.

Imperial College London'dan Dr. Matthew Genge, iddia edilen keşif konusunda çok şüpheci olduğunu söyledi ve "Deniz tabanı, uydu enkazından, roket egzozundan, sanayiden rüzgarla savrulan malzemelerden ve hatta nükleer testlerden kaynaklanan, bazıları doğal, bazıları yapay küreciklerle dolu. Derinlerde her türlü tuhaf parçacığı bulabilirsiniz" dedi.

Ancak Dr. Genge, Profesör Loeb'in sonuçlarını tamamen göz ardı etmenin mümkün olmadığı konusunda da uyardı: "Bunların tümü uzaylılara dair bir kanıt olsaydı çok mutlu olurdum, bu insanlık tarihindeki en derin keşiflerden biri olurdu. Fakat ekibin beni saygın bir dergide yayınlanan kesin kanıtlarla ikna etmesi gerekiyor. Umarım yanılıyorumdur. İkna edici kanıtları bekliyorum."

Kanada'daki Western Ontario Üniversitesi'nden gökbilimci Dr. Peter Brown da Profesör Loeb'in, kalıntıların 2014 yılında Papua Yeni Gine kıyılarına düşen meteor benzeri bir nesneden geldiği yönündeki iddiaları hakkında konuştu.


"İNSANLAR, BU ÇILGIN İDDİALARI DUYMAKTAN BIKTI"


Dünya'ya çarptığında son derece hızlı hareket eden gök taşı parçalarının çarpmadan sağ çıkabileceğine inanmıyor. Dr. Brown, "Atmosfere çarpan ve saniyede 28 kilometreden daha hızlı hareket eden herhangi bir nesneden şimdiye kadar bir gök taşı kurtarılmadı" dedi.

Dr. Brown ve Dr. Genge, Loeb'in iddialarına karşı çıksa da Loeb'e hak veren bilim insanları da var. Central Florida Üniversitesi'nden Humberto Campins, araştırmanın ön bulgularını baz alarak Loeb ile aynı fikirde olduğunu belirtiyor: "Bunun Güneş Sistemi'nin dışından gelen bir gök taşı olduğunu düşünüyorum. Heyecanlanmak yeterli. Bu insanlara şapka çıkarıyorum."

Loeb'in çalışmaları şu an için henüz hakem incelemesinden geçmiş değil. Ancak bilim camiasının bazı üyeleri, Profesör Loeb'in çalışmalarıyla ilgilenmeyi reddediyor. Arizona Eyalet Üniversitesi'nden astrofizikçi Steve Desch, "İnsanlar Avi Loeb'in çılgın iddialarını duymaktan bıktı. Bu, gerçek bilimi kirletiyor" diyor.

Curtin Üniversitesi'nden astrofizikçi Steven Tingay de Loeb ve iddiaları için şunları söylüyor: "Genellikle bilim insanları, büyük iddialarda bulunmadan önce ilk olarak hakem değerlendirme sürecinden geçerler. Avi işleri farklı yapıyor ve bu pek çok insanı açıkça rahatsız ediyor. Benim görüşüme göre Avi'nin yaklaşımı doğası gereği berbat değil, çünkü günün sonunda tüm kanıtların sunulması, test edilmesi, bağımsız olarak gözden geçirilmesi gerekiyor ve bir noktada bilim camiası iddialar konusunda çoğunluğun görüşüne varacak."

[caption id="attachment_7788127" align="alignnone" width="1176"] Avi Loeb'in iddiası bilim dünyasını ikiye böldü.[/caption]

LOEB'İN İDDİASININ KAYNAĞI...


Aslında Loeb'in tüm bu iddiaları bir meteorun Dünya atmosferine çarpmasıyla neredeyse on yıl öncesine dayanıyor.

NASA'ya göre, IM1 olarak bilinen meteor, 8 Ocak 2014'te Papua Yeni Gine'nin Manus Adası yakınındaki gökyüzünü saatte 160 bin milden fazla hızla giderken aydınlattı.

Bilim insanları o zamanlar bu meteorun, Güney Pasifik Okyanusu'nda enkazının kalmış olabileceğini ve eğer kurtarılırsa kayalık nesnenin kökeni hakkında daha fazla bilgi ortaya çıkabileceğini düşünüyorlardı.

Hatta geçen yıl ABD hükümetinin uyduları tarafından yapılan hız ölçümlerine dayanarak bu sıra dışı meteorun, yüzde 99,999 olasılıkla bilinen ilk yıldızlararası nesne olduğu da doğrulandı.

Meteora odaklanan Profesör Loeb de yaptığı araştırmalardan sonra elementlerin Dünya'da bulunmasına rağmen; gezegenimizde, Ay'da, Mars'ta veya Güneş Sistemi'ndeki diğer doğal meteorlarda bulunan alaşımlarla eşleşmediğini açıkladı.

[caption id="attachment_7788130" align="alignnone" width="1101"] Avi Loeb ve ekibi...[/caption]

DAHA ÖNCE DE TEORİSİYLE DİKKAT ÇEKMİŞTİ


Daha önce de bilim dünyasını heyecanlandıran yıldızlararası nesneler keşfedilmişti. Bunlardan ilki 2014'te keşfedilen IM1, ikincisi Ekim 2017'de keşfedilen Oumuamua ve üçüncüsü Ağustos 2019'da keşfedilen Borisov Kuyruklu Yıldızı...

Başlangıçta kuyruklu yıldız olarak sınıflandırılan Oumuamua, daha sonra kuyruklu yıldızın çekirdeğini çevreleyen gaz bulutunu içermediği için asteroit olarak yeniden sınıflandırıldı.

Profesör Loeb de Oumuamua'nın uzaylılar tarafından yapay olarak inşa edilmiş olabileceğini ileri sürdüğü teorisiyle ünlenmişti.