Burhan Felek, 26 yıl Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı’nı yapan ve “Şeyhül Muharririn (yazarların öncüsü-ustası) unvanını kazanan önemli bir gazeteci-yazardır.
1982 yılındaki ölümünden sonra Gazeteciler Cemiyeti her yıl 10 gazeteciye “Burhan Felek Basın Hizmeti Ödülleri” vermekle meslektaşlarımıza, manevi değeri büyük bir ödül armağan etmiş oldu..
Ben bu yıl ödül alacak meslektaşlarımızı belirleyen 9 kişilik seçici kuruldaydım.
2015 Burhan Felek Ödülü’nü oy birliği ile kazanan 10 gazeteciden biri de Sözcü yazarı sevgili arkadaşım Mehmet Türker’di.
Türk basınına 50 yıldan fazla hizmet etikleri için ödül alan diğer meslektaşlarımız:
Yalçın Bayer, Ali Sirmen, Fatma Karaali İlem, Kenan Akın, Halit Deringör, Nezih Danyal, Niyazi Dalyancı, Şevket Uygun, Okşan Atasoy.

* * *

Bir vakitler Hürriyet Gazetesi’nde beraber çalıştığımız değerli meslektaşım Yalçın Bayer’e törende ödülünü, jürinin bir üyesi olarak ben verdim.
Zamanın yıldırım hızıyla geçip gitmesine şaşıran Yalçın Bayer “Vay canına, ilk haberi yaptığımda 1963 yılıydı, şimdi 2015... Tam 52 yıl geçmiş. İlk haberime 50 lira prim verilmişti, ben de o parayla pabuç almıştım...” diye anılarını anlattı.

* * *

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto törende yaptığı konuşmada, basın üzerindeki baskıları eleştirerek “Basın özgürlüğü olmayan ülkelerde demokrasi de olmaz. Biz, tüm güçlüklere rağmen görevimizi yapmaya devam edeceğiz” dedi.
Olcayto, polis tarafından kapıları kırılarak el konulan Koza İpek Medya Grubu’na atanan kayyumun, Bugün ve Millet gazetelerinde çalışan 71 gazeteciyi işten atmasını da eleştirerek, ülkemize haksızlık ve hukuksuzluğun hâkim olmasının çok üzücü olduğunu belirtti.
Evet sevgili okurlar...
Ne yazık ki yıllardır ülkede haksızlık, hukuksuzluk, bağnazlık, aymazlık, yobazlık, gericilik, tutuculuk, kural tanımazlık doludizgin devam ediyor ve bunların biteceğine dair hiçbir işaret de görünmüyor!

“Kayyum” batırdı!


Kayyum, hukuki anlamda, belli bir kurumun ya da şirketin yönetilmesi, belli bir işin yapılması için devlet tarafından görevlendirilen kimsedir ve görevi o şirketi iyi yönetmektir.
Oysa, AKP’nin Koza Grubu’na el koyarak atadığı “Kayyum”, Bugün ve Millet gazetelerini bir buçuk hafta içinde batma noktasına getirdi.
47 bin 600 olan Millet gazetesinin satışı 15 bin, 104 bin olan Bugün gazetesinin satışı ise 5 bin 600’e düştü.
Kayyum neden atanır? O şirketler iyi idare edilsin, zarar görmesin diye...
AKP’nin kayyumu ise kurtarmayı değil, batırmayı amaçlıyor demek ki...
Bu gazetelerin, başta yöneticileri olmak üzere 71 çalışanı işten atıldı, yayın politikası değiştirildi, okuyucu aradığını bulamayınca okumaktan vazgeçti.
Gazetelere de çalışanlarına da yazık oldu!

Silahlı isyana tahrik!


Hafta içinde Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Cevheri Güven ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Murat Çapan hakkında tutuklama kararı verildi ve iki gazeteci hapse atıldı.
Tutuklamaya neden olan suçlama:
“Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı silahlı isyana tahrik.”
Gazetecilerin avukatı Kadir Kökten:
“Bu suçlamaya şaşırdım doğrusu... Müvekkillerim olan gazeteciler, derginin yanında halka promosyon olarak el bombası mı dağıttılar?” diye sordu.
Dergide yayınlanan yazı ve fotoğraflarda suç unsuru olup olmadığına yargı karar verecek tabii ki ama “silahlı isyan” nasıl oluyor? Onları savunan deneyimli avukat bile bunu anlayamadı ve “Bu gazeteciler el bombası, silah filan mı dağıttılar?” diye şaşkınlığını ifade etti.

Te­bes­süm


Doğanın dengesi ve yengesi!
Temel ormanda ağaç keserken, çevreci gençlerden oluşan bir grup onu görür ve:
“Vay alçak! Sen doğanın dengesini bozarsın ha!”
diye bağırarak onu bir güzel döver.
Temel, yüzü gözü şiş, perişan bir halde köye dönerken rastladığı arkadaşı Dursun:
“Uy Temel, n’oldu sana? Nedir bu hâlin?” diye sorunca Temel:
“Çok büyük iftiraya uğradım” der “Ormanda ağaç keserken kalabalık bir
grup ‘Doğan’ın yengesini bozmuşsun, diyerek üzerime saldırıp beni dövdü. Oysa ben valla Doğan’ı da tanımam yengesini de...”

Gü­nün Sö­zü


Üretim ve yaratıcılık olmayan ülkede kötülük, bencillik ve iftira vardır!