Bodrum, bazı olumsuzluklara rağmen hâlâ Türkiye’nin incisi... Ben Bodrum’a “Ülkemizin göz bebeği” diyorum. “Tatil” denilince akla ilk gelen turizm bölgelerimizden biri... Londra’da bile Bodrum’da tatil yapmak için yaz aylarını hevesle, arzuyla bekleyen İngilizlere rastladım... Hiç unutmam. Bir taksi şoförü “Bu yaz Bodrum’da tatil yapmak için para biriktiriyorum. Gündüzleri o harika güneşin altında denize gireceğim, geceleri de diskolarda dans edeceğim” demişti. İşlerimin yoğunluğu nedeniyle bu yıl henüz Bodrum’a gidemedim. Fakat dostlardan gelen haberlerle, ilçeyi dikkatle takip ediyorum. Bodrum’da başta gelen şikâyetlerden 3’ü şunlar: 1) Trafik (İstanbul trafiğinin bir benzeri ve sinir bozucu...) 2) Arsızca devam eden inşaatlar (Güya 15 Mayıs ile 15 Ekim arasında inşaat yasağı var ama bu yasağa aldırış eden yok.) 3) Turizme zarar veren abartılı söylemler, haberler. ★★★ Bodrum’un ünlü turizmcilerinden Ceylan Öztanık’tan “feryada benzer” bir şikâyet mektubu aldım... Yalıkavak’taki Golden Age Oteli’nin sahibi olan ve her yaz binlerce yerli ve yabancı turisti misafir eden Ceylan Öztanık’ın mektubu şöyle: “Her yaz aynı senaryo... Aynı algı... Aynı manşetler! “Euro’su olmayan Bodrum’a gitmesin!” Gerçekten merak ediyor ve soruyorum: Bu tür haberlerle kimin eline ne geçiyor? Turizm sektörü zaten ağır maliyetler, personel sıkıntısı, kur baskısı ve operasyon yükü altında ayakta kalmaya çalışırken, bu tarz genelleyici ve abartılı haberler turizm sektörü üzerine benzin dökmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Bodrum’da milyonlarca yerli misafir tatil yapıyor. Bugün otellerdeki Türk misafirleri toplasak, kaçı cebinde Euro ile geziyor? Bu ülkede tatil yapmak artık sadece dövizle mümkünmüş gibi bir algı yaratmanın mantığı nedir? Tek bir işletmenin, tek bir menünün, tek bir örneğin fiyatını alıp tüm Bodrum’u, tüm turizmi bu şekilde etiketlemek yanlış bir algı üretmektir! Turizm bu ülkenin en önemli gelir kaynaklarından biri... Binlerce işletme, yüzbinlerce çalışan bu sektör sayesinde ekmek kazanıyor. Bu tür haberler ise sektörün emeğini, itibarını ve motivasyonunu yok ediyor. Bu tür haberler ülkenin turizmine büyük zarar veriyor. Eleştiri yapılır, fiyatlar konuşulur, maliyetler tartışılır. Fakat... ‘Eurosu olmayan gelmesin’ demek ve bunu tüm destinasyona mal etmek gerçeklerle örtüşmüyor, kötü sonuçlar doğuruyor ve çok üzücü oluyor. Turizm çalışanları zaten zor şartlarda mücadele ediyor. Biraz destek, biraz sorumluluk, biraz gerçekçilik çok mu zor? Bu ülke hepimizin.” Polisin orantısız şiddeti! Dün Ankara’da, CHP Genel Merkezi’nin önünde yaşananlar, siyasetimizin yüz karasıydı ve bir “demokrasi ayıbı olarak” siyasi tarihimize geçti. Bölgeye “Çevik Kuvvet” ekipleri gönderilmiş, Türkiye’nin birinci partisinin genel merkez binası kalkanlı polislerle kuşatılmıştı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik iki ayrı dilekçe ile Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’ne başvurarak “Mahkeme kararına rağmen CHP Genel Merkezi’nin boşaltılmadığını” belirtip, Özgür Özel ve ekibinin polis zoruyla binadan çıkartılmasını istemişti! Sonunda olanlar oldu CHP Genel Merkezi polisin uyguladığı “orantısız şiddetle” darmadağın edildi. Vatandaşlara, TOMA’larla, plastik mermilerle, biber gazlarıyla müdahale edildi. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran bu partiye uygulanan şiddet, inanın ki, aklı başında herkesi utandırdı. CHP Genel Merkezi âdeta bir düşman kalesi gibi zapt edildi. Parti tabanının iradesiyle değil, hukuk dışı bir mahkeme kararıyla CHP’nin başına geçmeyi kendisine yakıştıran Kılıçdaroğlu, CHP’lilere biber gazı sıkılmasından ve polis tarafından fena halde hırpalanmasından mutlu oldu mu acaba? GÜNÜN SÖZÜ İnsanlar günümüzde hainliğe ve nankörlüğe alışıp buna hazır olmalı!