Özgür Özel adına TBMM Grup Başkanvekili Murat Emir ve Suat Özçağdaş, Kemal Kılıçdaroğlu’nun görevlendirdiği iki milletvekiliyle görüşecekti. O buluşma gerçekleşemedi. Emir, yaşananlarla ilgili SÖZCÜ’nün sorularını şöyle yanıtladı: UZLAŞI İÇİN ÇABALADIK “Biz özellikle partinin tarihine ve anısına saygımız gereğince ve CHP’li olmanın sorumluluğu duygusuyla, demokrasimiz bunca yaralanmışken daha fazla yaralanmasın diye uzlaşı için çabaladık. Özellikle de kurultay tarihinin belirlenmesi konusunda ısrarcı olduk. Bu konuları görüşmek gerektiğini söyledik. Kemal Bey’le Genel Başkanımız Özgür Bey arasındaki bir iki telefon görüşmesi oldu. Bir heyetin bir müzakere yürütmesi gereği konuşulmuş. Kılıçdaroğlu’nun görevlendirdiği iki milletvekili cumartesi gecesi konuşurken görüşmenin pazar günü 12.00’de olmasını, daha sonra da, ‘Çok geç olur, hemen (Cumartesi gecesi) görüşülmesini’ önerdi. Çünkü sabah 07.00’de CHP’nin kapısına topladıkları bodyguardlarla kapıya dayanmaya karar vermişler.” ACELECİLİĞİ GÖRÜNCE “Gece 02.00 de bile görüşmek istiyorlar, ‘Bir çay içelim’ diyorlar. Kendilerine şunu söyledim: ‘Eğer partilerin yetkilendirdiği birkaç kişi bu konuyu müzakere edecekse, bir defa kendi genel başkanlarıyla bu konuyu görüşüp, notlarını alması gerekir. Bu ciddiyet gerektirir.’ Dolayısıyla biz her zaman iletişim taraftarı olduk ama onlar bu nobranlığı, kabalığı gizlemek, örtmek üzere bizimle görüşmediler. ‘İlla bu gece görüşelim’ acelesini görünce, operasyon hazırlığı olduğunu anladım. İçişleri Bakanı’nı aradım, ‘CHP gibi bir partinin genel merkezine gazla, polis zoruyla, copla girilmesinin hiçbirimiz tarafından istenmeyeceğine inancınızla demokratik bir tutum alın. En azından bekleyin, acele etmeyin, bir iletişim yürütülsün. 100 yıllık bir parti. İsmet Paşa’nın, Bülent Ecevit’in, Deniz Baykal’ın anılarının olduğu bir parti. Bu partinin böylesine örselenmesinin kamuoyunda yaratacağı derin yaralanmanın bir vesilesi olmayın’ dedim. Sayın Bakan da nezaketli ama sonuçta kendi görevini anımsatan bir pozisyondaydı.” ‘OPERASYONU GECİKTİRİN’ “Öğlen saatlerinde hem Emniyet Müdürü ile hem İçişleri Bakanı ile iletişimlerimiz oldu. Yani ‘Bu operasyonu geciktirin, acele etmeyin’ dedik. Sayın Bakan’a yüz yüze görüşmeye ihtiyacımız olduğunu söyledim. Nezaketle kabul ettiler. Yine bunları ifade ettik. Biz daha araçlarımıza binerken operasyon düğmesine bastılar. Operasyon için bir aceleleri olduğunu anlıyorduk. 1-2 gün beklese ne kaybederdi Türkiye? Bu görüntüler olmazdı. Kadın milletvekilleri adeta sürüklenerek çıkartıldılar.” ANAYASAYA VE YASALAR “Bundan sonra ne olacağını söyleyeyim: Türkiye’de anayasanın her gün ortadan kaldırıldığı, hatta Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) seçimlerle ilgili son sözü söyleme yetkisinin ortadan kalktığı bir durumda olduğumuzun farkındayız. Ama yine de biz herkesi anayasaya, yasalara uyulması konusunda uyarıyoruz. Mücadelemizi bu zeminde sürdürmeye devam edeceğiz. Bizim için yasalardaki, anayasadaki, meclis iç tüzüğündeki, CHP tüzüğündeki ve grup yönetmeliğindeki her kuralın yol gösterici olduğu bir süreç yaşanacak. Dolayısıyla grup toplantısı nasıl yapılabiliyorsa öyle yapılacak. Genel merkez kendi çalışmalarını nasıl yürütmesi gerekiyorsa tüzüğe göre öyle yürütecek. Herkesin, bunun olağanüstü bir süreç olduğunu ve bu sürecin bir an evvel bitirilmesinin sadece CHP için değil Türkiye demokrasisi için de çok elzem olduğunu anlaması lazım. Mahkeme kararı denilip CHP’yi dilediğimiz gibi çekip çeviririz kötülüğüne girmesinler.” İÇİMİZ SIZLAYARAK! Emir’e, “Polis gelince oradan çıkışınız nasıl oldu?” diye sordum. Şunları anlattı: “Özellikle kadın arkadaşlarımızın gözyaşlarını tutamadığına içimiz sızlayarak tanık olduk. Ben bir defa baba ocağımızın bu şekilde teslim alınmaya çalışılmasının ve bunun da CHP’de görev yapmış kadrolarla yapılmış olmasını içime sindiremedim. Kadın milletvekilleri yerlerde sürüklendi. Bu büyük bir üzüntü. Devletin bu aceleciliğini anlamlandırabilmiş değilim. Tahliye ettiğiniz CHP genel başkanı, CHP milletvekilleri, CHP çalışanları. Orayı bir an evvel ele geçirip ne yapacaksınız? Bu telaş niye? Hangi icra kararı, hangi mahkeme kararı Türkiye’de aynı gün uygulanmış? Dolayısıyla bir öfke de var ama çok daha önemlisi: Biz büyük bir umut içerisindeyiz ve halk bizimle. Hatta CHP’li olmayanlar da bizimle. Bu coşkuyu da yaşıyoruz. Bunu da herkes böyle bilsin.” DİRENECEK HALİMİZ YOK “Sonuçta devlet zoru geldiği zaman polisin gazına, copuna direnecek halimiz yok. Biz genel merkezimizden yine de bize yakışır şekilde ayrıldık. Sonrasında da gördüğünüz gibi Meclisimize yürüdük. Bizim ilk genel merkezimiz zaten TBMM’dir. Her şey iyi olacak. Yani kimse umutsuzluğa kapılmasın.” Polat: Mafyavari dedikleri milli sporcu Kemal Kılıçdaroğlu’nun başından beri yanında olan CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, görüşmeleri yapmakla görevlendirilmişti. Mahir Polat, süreci SÖZCÜ’ye şöyle anlattı: ‘TESLİM ALACAKTIK’ “Orhan Sarıbal, Murat Emir’e cumartesi gecesi görüşmenin hemen başlamasını önerdi, Murat Emir ise pazar günü yapılmasını istedi. Ankara il örgütüne çağrı yaptılar, sabah genel merkezde olmalarını istediler. Orhan Bey de ‘Örgütümüzle birlikte gelelim, genel merkezi kazasız biçimde bize bırakın, sonra konuşuruz. İstiyorsanız bu gece görüşelim’ ısrarında bulundu. Onlar pazar günü saat 17.00’de görüşmede ısrarcı olunca, niyetin başka olduğunu anladık. Bizim böyle emniyet, polis derdimiz yoktu. 8-9 milletvekili, 3-5 parti meclis üyesi, 3-4 tane YDK üyesiyle görüşüp partiyi teslim alacaktık.” ‘HAKARET ETTİLER’ “Partiye giderken hem Kemal Kılıçdaroğlu’na, hem bizlere hakaretler, küfürler edilmeye, başımıza taşlar atılmaya başlandı. CHP’nin kapılarının milletvekillerine kapatıldığı hiçbir dönem olmamıştır. İçeriye alınmayınca kapıda bekledik. Bize, küfürler edildi. Buna rağmen Kılıçdaroğlu’nu seven insanlar, hiçbir kötü söz, küfür etmedik.” Özgür Özel ‘mafya tipli, üzerinde silah ve bıçak taşıyan’ kişilerden söz etmişti. Polat’a bunu hatırlattığımda, “Mafyavari dediği adam milli sporcu ve Kemal Bey’le Adalet Yürüyüşünde kispetini çekip yürüyen arkadaşlar” dedi. DİYALOG KAPISI... “Sürekli, ‘Saat 12.00, sonra 14.00 de görüşeceğiz’ dediler. Amaç süreci bekletme, kendilerinin lehlerine olabilecek bir çatışmaya sürüklemekti. Kemal Bey 12.30 gibi aradı, ‘Diyalog kapısını kapatmayın’ dedi. Orhan ağabey tekrar Murat Emir’i aradı, ‘Kardeş nedir bu? Bunlar bize yakışmıyor, Diyalog kapısını kapatmayalım’ dedi ve neredeyse 40 tane diyalog önerisi yaptı. Emir, direkt ‘Bir planlamamız, zamanımız da yok’ dedi. Tüm değerlerim üzerine yemin ediyorum ki aynen böyle oldu. Emniyet ‘Biz daha fazla bu görüntüye müsaade edemeyiz’ deyip içeriye girmek istedi. ‘Biz çirkin görüntü istemiyoruz’ dedik, polis bizden bağımsız olarak genel merkeze girdi. Genel merkeze polisle girilmesine de çok üzüldük. Kamuoyunu yanıltıcı bilgiler verildi, bunların gerçekle ilgisi yoktu.”