CHP’nin üzerinde günlerdir kara bulutlar dolaşıyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart 2025’te gözaltına alınması ve tutuklanmasından sonra operasyonlar dalga dalga yayıldı. CHP’nin bu gelişmelerle parçalanabileceğini bekleyenler oldu. Aksine, Saraçhane mitingleri ve ardından devam eden 116 miting, bırakın CHP’yi parçalamayı, daha da güçlendirdi, araştırmalar oylarının önemli ölçüde arttığını ortaya koydu. “Butlan Davası” gündeme getirildi. Burada yine CHP’yi parçalama hedefi vardı. Evet, CHP sıkıntılı günler yaşıyor ama muhalefet partileri yapılan haksızlığa karşı, CHP’nin yanında olmaya başladı. Karışıklıktan medet umanların bunda da başarılı olamayacağı yorumu yapıtı. ASIL MUTLAK BUTLAN Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), Perşembe günü verdiği kararla, seçimli demokrasinin son kalesinde büyük gedikler açıldı. Siyasi partilerin genel başkan ve yetkili kurullarını, asliye hukuk mahkemeleri her gereken ve ihtiyaç halinde derhal belirleyebilecek. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin kararı, Türkiye’nin çok partili bir demokrasi olduğu iddiasını, yurt içinde ve katılmak istediğimiz Avrupa Birliği ülkeleri karşısında tartışmalı hâle getirdi. CHP’nin 38. Olağan, 21. Olağanüstü ve 39. Olağan kurultaylarının iptali ile görev ve yetkisi dışında, hukuka aykırı bir karar verildiğini söyleyen hukukçular arasında eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk de bulunuyor. Türk, “36. Hukuk Dairesi, reddetmesi gereken bir davada görev ve yetkisi dışında bir karar verdi. O nedenle asıl ‘mutlak butlan’ (kesin hükümsüzlük) bu karar için söz konusudur” diyor. CHP’LİNİN, CHP’LİYE YAPTIĞI Dün sabah 07.00 civarında CHP Genel Merkezi önünde hareketlilik başladı. SÖZCÜ muhabirleri Başak Kaya ve Yavuz Alatan, genel merkezdeki gelişmeleri izlerken, saaat O9.40’ta Özgür Özel, olayın öncesini ve o an yaşananları SÖZCÜ’ye şöyle anlattı: “Genel merkezimizi bekliyoruz. Kemal Bey, ‘Özgür Bey beni arayacaktı’ demişti. Kendisini arayıp konuşmuştuk. Kendisine, ‘Parti meclisi üyelerimizle ve milletvekillerimizle değerlendirma yapıp, ortaya çıkan tabloyu kendisine bildireceğimi’ söyledim. Milletvekillerimizle yaptığı değerlendirmede en hızlı şekilde kurultaya gidilmesi kararlaştırıldı. Ortaya çıkan tabloyu da kendisine söyledim. Yani en hızlı şekilde bir kurultayı konuşmak üzere arkadaşların bir araya gelebilecekleri konusunda mutabakata vardık. Ben iki isim belirledim; Suat Özçağdaş ve Murat Emir. O da iki isim belirledi; Orhan Sarıbal ve Mahir Polat. Bu isimler Pazar günü saaat 12.00 de buluşacaklardı. KARŞI KARŞIYA GETİRMEMEK İÇİN Ama Pazar sabahı saat 07.00’den itibaren kapının önüne, CHP üyesi olmayan, Ankara’nın çeşitli barlarında bodyguard’lık yaptığı belirlenen, mafyatik gruplarla adı anılan tiplerle kapıya gelip girmeye çalıştılar. Arkadaşlar da ona izin vermedi, kapılar kilitlendi. Buradaki esas sorun şu: Bizim Kemal beyden en kısa zamanda kurultay talebimiz var. O şartlarda ‘Her şeyi konuşuruz’ demişken, bu kurultay meselesine, yani onlar gelip burayı zorba bir yöntemle, mafyatik tipler burayı ele geçirip, o kurultayı konuşmadan burayı ele geçirmeye çalışıyorlar. Zorluk burada yani. Bu dışarıdaki tuhaf tiplerin bir kısmında silah ve bıçak var. Onlarla bizim gençleri karşı karşıya getirmemeye çalışıyoruz. Esas sıkıntı o.” KİMSE BENİMSEMEDİ Bu kişileri CHP Genel Merkezi’nin önüne kim getirtti? CHP’li olanın bunları genel merkezin önüne toplaması beklenmez. Karışıklık çıkartmak için mi bu kişiler gönderildi kimse anlamış değil. Kemal Kılıçdaroğlu’na yakınlığıyla bilinen İstanbul Milletvekili Engin Altay, Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Kahramanmanraş Milletvekili Ali Öztunç, Denizli Milletvekili Güzilar Biçer Karaca da CHP Genel Merkezi’ne girilme girişimine karşı çıktı. Tepkilerini şöyle dile getirdiler: “CHP Genel Merkezi önünde yaşananlar; hiçbir partilinin, hiçbir demokratın ve kamuoyunun kabul edebileceği bir tablo değildir. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne, Ankara Emniyeti’ne yazı yazılarak polis marifetiyle girilmesi doğru değildir, olmamalıdır. Partililerin karşı karşıya getirilmesi; parti vicdanını da kamu vicdanını da derinden yaralamaktadır. Bu kırılmanın ve ayrışmanın daha fazla büyümemesi için yapılması gereken; en kısa zamanda kurultaya gidilmesidir.” Kurultayda Kılıçdaroğlu’nun yanında olduğu bilinen milletvekillerinin, Kılıçdaroğlu’nun son adımlarının karşısında olduğunu ortaya koydular. GÖRÜŞME YOK, GAZ VAR Dün Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun isimlerini belirlediği dört milletvekili saat 12.00’de bir araya gelip sorunu çözmek için konuşacaklardı. Bırakın görüşmeyi, aynı saatte Genel Merkezin boşaltılması için Kılıçdaroğlu’nun avukatının Emniyete başvurduğu duyuruldu. Böyle bir ortamda görüşmenin yapılamayacağını da herkes biliyordu. Nitekim olmadı, Genel Merkez’de her yer darmadağın edildi. CHP’nin girişindeki demir kapılar kesildi, binaya polis girdi. Gaz sıkılıyor, feryat ediliyor, insanlar adeta gazın etkisiyle boğuluyordu. Sonra ne mi oldu? CHP, Özgür Özel’in öncülüğünde yağmur altında TBMM’ye kadar yürüdü. Özel’i TOMA aracının üzerinde gördük. CHP’linin CHP’liye yaptığını her halde başka partililer yapmamıştır, yapamaz... Bu gerilim Genel Merkezle sınırlı kalmaz, il ve ilçe örgütlerine de yansır. Yargı eliyle müdahale Ankara’da farklı görüşteki siyasileri günlerdir dinliyoruz, konuşuyoruz. Bu kararın Anadolu’da yankısı nasıl oldu? Örneğin AKP’nin, MHP’nin güçlü olduğu bilinen Yozgat’ta, Baro Başkanlığı, “Butlan kararına” nasıl bakıyor? Yönetim Kurulu’nun aldığı kararı Baro Başkanı Muhsin Ayanoğlu’ndan dinliyoruz: “CHP’nin kurultay iradesine yönelik verilen ‘mutlak butlan’ kararı, yalnızca bir siyasi partinin iç işleyişine ilişkin teknik bir hukuk meselesi değildir. Söz konusu karar; hukuk devleti ilkesi, demokratik siyasal yaşam, hukuki güvenlik ve halk iradesi bakımından son derece ağır sonuçlar doğurma potansiyeline sahip. Seçim kurullarının denetiminden geçerek oluşmuş kurultay iradesinin, yıllar sonra ‘mutlak butlan’ kavramı genişletilerek tartışmaya açılması; seçme ve seçilme hakkını, demokratik meşruiyeti ve hukuk güvenliği ilkesini zedeler. YARGININ GÖREVİ BU DEĞİL Yargının görevi siyasal alanı dizayn etmek değil. Bizler, Yozgat Barosu olarak; hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı, seçme ve seçilme hakkını ve halk iradesinin meşruiyetini savunmaya devam edeceğiz, yargının siyasal alanı şekillendirme aracına dönüştürülmesine karşı hukuk çerçevesinde mücadelemizi sürdüreceğiz.” Baro Başkanının açıklamasına Yozgat Sanayici İşadamları Derneği Başkanı Ayhan Çelik tepki gösterdi, “Adalet yerini bulmuştur. Ülke şovla değil, hukukla yönetilir” dedi ve başkanın seçimde CHP’den aday olabilmek için bu açıklamayı yaptığını öne sürdü. Her olayın Anadoluda yankısı farklı oluyor...