Tüm dünyada neredeyse hiç dostumuz kalmadı.
AKP’nin yanlış, akıl dışı, öngörüsüz dış politikaları bizi bütün komşularımızla kavgalı hale getirdi. Dünyanın büyük ülkeleriyle de ipler kopma noktasında...
Yalnızlığa itildiğimiz dönemde Çin’in Ankara Büyükelçisi sıcak dostluk mesajları verdi.

* * *

TÜTAV (Türk Tanıtma Vakfı) ve Türk-Çin Dostluk Derneği Başkanı Kemal Baytaş, geçtiğimiz hafta içinde Çin Büyükelçisi Yo Hongyang onuruna bir davet verdi.
Ankara’da, yüksek yargı, bilim adamları ve siyasetçilerin katıldığı davette Büyükelçi Yu Hongyang, içtenlikle şunları söyledi:

* * *

“Biz Türkiye’yi seviyoruz. Çin ile Türkiye arasında 2010 yılında ‘stratejik işbirliği’ kurulmasından bu yana, ikili ilişkiler istikrarlı bir şekilde gelişiyor.
İleriye yönelik onlarca milyar dolarlık büyük projeler kesintisiz olarak ilerlemeye devam ediyor. Halklarımız arasındaki iletişim de dostluk ilişkilerinin temel taşları oluyor. Halkların dostluğu kalıcıdır.
Hem Çin, hem Türkiye çok eski medeniyetlere sahip iki antik ülkedir. Görkemli uygarlıklar yaratmışlardır.
Türkiye’ye gelen Çinli turistlerin sayısı her geçen gün artıyor. 2015 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 57 artan Çinli turist sayısı 314 bine çıkmıştır. Önümüzdeki yıllarda biz bu sayının 1,5 milyona yükselmesini amaçlıyoruz.
Çin ile Türkiye arasındaki dostluk bağlarını güçlendiren Türk-Çin Dostluk Derneği Başkanı Kemal Baytaş’a şükranlarımı sunuyorum.”

* * *

Son yıllarda hiçbir ülkenin Türkiye’ye ve Türk halkına bu denli sıcak mesajlar verdiği görülmedi.
Dost bildiğimiz tüm ülkeler “Türkiye’de güvenlik sorunu vardır, Türkiye’ye gitmeyin!” diye bildiriler yayınlarken Çin Büyükelçisi Hongyang’ın Türkiye’ye gelecek Çinli turist sayısını 5 kat arttırmaya çalışması, ülkesinin dostluk göstergesi oldu.

Dincilerin yemini!


2002 yılından sonra ülkenin her kentinde ve Almanya’da binlerce “Kuran Kursu” açıldı.
Çocuklarımıza dinimizi öğretmek elbette ki yararlıdır. Ancak “Din eğitimi” ve “Kuran Kursu” maskesi altında mini mini yavrularımıza “yobazlık” aşılamak cinayettir, bu ülkenin geleceği için büyük tehlikedir!
Kuran Kursları’nda neler okutulup öğretiliyor, biliyor muyuz?
Ben şahsen bilmiyordum. Bunu Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Dursun Atılgan’ın yolladığı bir mektuptan öğrendim.
Kuran Kursları’nda okutulan yemin metnine bir göz atın. O körpe yavruların beyinlerini nasıl bir “dinci ve kinci” yeminle şartlandırıyorlar anlayacaksınız.

* * *

Yemin şöyle:
“Ben Muhammed Müslüman ümmetindenim. Türkiye dinsiz, laik bir memleket haline gelmiştir. Hayatımı Mustafa Kemal dinsizliği ile savaşa adayacağıma, Türkiye’yi bir din ve şeriat devleti hâline getirmek için mücadele edeceğime, Kemal Paşa zamanında çıkarılan dinsiz kanunların tatbikini önleyeceğime, kısa zamanda ümmet esasına dayanan şeriat devletinin kurulması için devlet idaresinde söz sahibi olacak mevkilere gelmek için çalışacağıma, dinim, Allah’ım ve bütün mukaddesatım üzerine yemin ve kasem ederim.”

* * *

Böyle gerici kuşaklar yetiştirmeye çalışanlar, yeminlerinin gereğini yerine getiriyor, Türkiye Cumhuriyeti’ni adım adım “dinci-şeriatçı” bir cumhuriyete dönüştürmeye çalışıyorlar.
İşin daha acısı... Cumhuriyetçi, demokrat ve Atatürkçü geçinen iki muhalefet partisi CHP ve MHP de bu kepazeliği tribünden seyrediyor!

Te­bes­süm


İki bin kişinin patronu!

Karadenizli bir babadan, Almanya’da çalışan oğluna gönderdiği mektuptan:
“Uy sevgili uşağum, Allah’uın selamı tabiidur.
Mektubumu çok yavaş yazayrum. Çünkü bilirum ki, okuman zayıuftur, çabuk okuyamazsun...
Benden yana sual edersen, Allahuma pin şükür iyiyum...
Türkiye’de işsizlik var diyorlar ama pen yeni pir iş puldum... Emrimde iki bine yakın adam var. Hepsi de sessuz sedasuz, kendi hallerinde...
Ne iş pulduğumu soraysan söyleyeceğum, patlama...
Baş ol da istersen soğan başı ol demişler! İki bin kişinin patronuyum ben artık! Mezarlık bekçisi, oldum daa!”

Gü­nün Sö­zü


Bir toplumun başına gelebilecek en büyük bela irticadır, kör inançtır!