“HER GÜN ÖLÜYORUZ OĞLUMLA BERABER”
Depremin ardından yaşadıklarını anlatan baba Zekeriya Oktay, “Oğlum 8’inci kattaydı. Deprem günü annesiyle akşam saat 10’da konuşmuş, saat 12’de kız arkadaşıyla konuşmuş. Orada olduğundan eminim. Depremin ardından dışarı çıkar çıkmaz diğer oğlumu oraya gönderdim. Ağabeyleri 16 gün orada kardeşlerini beklediler. Samandağlı aileler orada nöbetleşe durdular. Bir netice alınamadı.
DNA testi verdik, iki valimizle, kaymakamlarımızla AFAD müdürüyle defalarca irtibat kurdum, 'Bekleyeceksiniz' dediler. Nereye kadar bekleyeceğim? Araştırma yapılıyor diyorlar, neyin araştırmasıysa… Devletimizin duyarlılığını istiyoruz. Devletimizi suçlamıyorum ama gerekeni yapsın. Oğlum bulunsun, ama öyle ama böyle… Ancak yaşayanlar anlar bunu. Ölmüşse her gün ölüyoruz oğlumla beraber. Ölmüşse Allah aldı deriz, ne olduğunu bilmiyoruz. Hiç kimsenin başına gelmesin” dedi.
Mehmet Oktay“HER GÜN RÜYALARIMA GİRİYOR”
İçleri kan ağlayan, günlerin geçmediğini dile getiren baba Zekeriya Oktay ve anne Naime Oktay, 6 Şubat’tan sonra, oğlunun da bulunduğu o rezidansta yaşayan 55 kişiye ulaşılamadığını söyledi. Anne Naime Oktay da acısını şu sözlerle paylaştı:
“Oğlumu bulmak istiyorum. O kadar özledim ki onu… Sağ salim istiyorum ama ne şekilde olursa olsun bulmak istiyorum. Her gün ölmektense gelsin artık. Her gün ağlıyorum, her gün ölüyorum. Onu çok özledim. Her gün rüyalarıma giriyor. Bir gün ölmüş, bir gün birileri getirmiş, bir gün hafızası kayıp. Artık ne düşüneceğimi bilmiyorum. Bütün kayıplar ailelerine kavuşsun istiyorum. Kimsesizler mezarlığından da bir şey çıkmadı.
Orada yangın çıkmış diyorlar. Yanmış olursa bile kemiklerini istiyorum. İnşallah oğlum sağ salim gelir. Yola bakıyorum, diğer tarafa bakıyorum, kapıyı açıyorum sanki gelecek gibi. Enkazdan ilk çıkanların DNA testi alınmadan gömüldüğü söyleniyor. Ne kadar doğru bilmiyoruz. Ne şekilde olursa olsun kayıplarımızın bulunmasını istiyorum. Bütün anneler kan ağlıyor. 4 ay oldu, uyanıp yatıp ağlıyorum. Artık yeter."