Filistin, 1616’da Memlükler’i yenen Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı Devleti’ne katılmıştır. Bölgenin İngiliz mandasına girdiği 1918’e kadar bu sürmüştür. 1947’ye kadar devam eden İngiliz mandası sırasında Filistin’e bir hayli Yahudi göçmen gelmiş ve bunlar çetecilikle kendi devletlerini kurmaya başlamıştır. İngilizler, bölgeden çekilmeden önce Birleşmiş Milletler’den, biri İsrail diğeri Filistin olmak üzere “iki ayrı devlet” kurulmasını öngören 181 sayılı kararı çıkartmıştır. Araplar, sadece küçük bir nüfusa sahip Filistinliler değil, kabaca 100 milyonluk Arap-Müslüman milletler topluluğu, topraklarımızda bir “Yahudi Devleti” kurdurmayız diyerek kararı kabul etmemiştir. Arap devletleri, resmen kurulan ve büyük devletler tarafından tanınan bu Yahudi devletini ortadan kaldırmak için 1948’de İsrail’e karşı savaş ilan etmiştir. Bu savaşı İsrail kazanmış, topraklarını iki katına çıkarmıştır. Yapılan anlaşmaya göre de Gazze’nin kontrolü Mısır’a verilmiştir. Arapların 1948’in intikamını almak için 1967’de başlattıkları savaş altı gün sürmüş, Arapları yenen İsrail, topraklarını dörde katlamış ve Gazze’yi işgal etmiştir. 1973’te Araplar 1967’de kaybettikleri toprakları geri almak için yeni bir savaş başlatmış ama yenilmiştir. İsrail daha da büyümüştür.
GAZZE FACİASI
İsrail’in Gazze işgali, 2005’te Oslo Anlaşması ile son bulmuştur. Gazze, önce FKÖ sonra HAMAS’ın yönettiği bir Özerk Bölge olmuştur. Arap devletleri özellikle Mısır, Ürdün, Suriye ve Irak “İsrail’i haritadan silme” projesinden vazgeçmiştir. Arapların yerini İran almıştır. İran’ın desteklediği HAMAS savaşçıları 7 Ekim 2023 gecesi bir İsrail kasabasını basarak 1200 kişiyi öldürüp 250 rehine ile Gazze’ye dönmüştür. Amaçları geniş katılımlı yeni bir savaş başlatarak uluslararası camianın da desteğiyle İsrail’i baskı altına alıp Filistin devletini kurmaktı. HAMAS, Türkiye ve dünya kamuoyunda İsrail’i “gaddar soykırımcı” olarak mahkûm etmede başarılı olmuştur. Ama 100 bin kişi ölmüş, Gazze harabeye dönmüş, özerklik kaybedilmiştir. Akıl bunun neresinde?
TÜRKİYE VE İSRAİL GERÇEĞİ
AKP, içte olduğu gibi dış siyasette de İslamcı (?) bir tavır sergiliyor. Ama bu tavır Türkiye’ye de Müslümanlara da fayda sağlamıyor. Mesela Gazze Savaşı’nda HAMAS’ı kayıtsız şartsız desteklemek, Gazzelilerin çektiği ıstırabın artmasına sebep olmuştur. İşin tuhafı, içinde CHP’nin de bulunduğu “geniş cephenin” de İsrail/Yahudi düşmanlığı yaymakta hükümetle yarışıyor olmasıdır. Filistin halkı, HAMAS yandaşlarından ibaret değildir. İsrail’in içinde 2 milyon Filistinli Müslüman, İsrail vatandaşı olarak yaşıyor. Batı Şeria’da 2.5 milyon Arap, İsrail ile uzlaşma peşindedir. Türkiye ile İsrail, Orta Doğu’da iktisaden birbirini tamamlayan iki büyük ekonomidir. Tarih boyunca Türkler, Yahudilerle dost olmuştur. Bu dostluğun sürmemesi için bir sebep yoktur. Her alanda iş birliği yapılır, ilişkiler düzelirse Türkiye “arabulucu” olur Filistinlilere daha fazla faydası dokunur. Özellikle vurgulamak istiyorum. Dünya devletlerin çoğu “gaddarlık etmiş olsa da her devletin kendini savunma hakkı vardır” gerekçesiyle İsrail’i desteklemiştir. İsrail’e hiç hak vermeyen Türkiye, ABD ve AB ile müttefik olmak istiyor. Bu bir yaman çelişkidir. Bazen Batı’ya kızıp, biz de BRICS ile güç birliği yaparız diyorlar. Ne var ki BRICS devletleri de İslam sempatizanı değildir. Dışişlerinde laiklik esas olmalıdır. Çünkü laiklik akılcılıktır. Son söz, Abdülbaki Gölpınarlı’nın çevirisiyle, Yunus Suresi 100. ayetinin ikinci cümlesidir.
SON SÖZ: Allah, azabı ve rezilliği, aklını kullanmayanlara musallat eder.