Ekonomiye yönelik “dil operasyonu”na dair pek çok kez yazdım.
Bir tercih meselesi…
Zam yerine “güncelleme” denilmesi mesela…
Veya “küçüldük” yerine “negatif büyüdük”.
Kağıt üzerinde yanlış demek imkansız.
Ama yanıltıcı olduğu kesin.
Bir yenisi ile karşı karşıyayız.
Hem de bu kez kelime değil, doğrudan hayatın kendisi üzerinden…
Türkiye, başkentinde 6 liradan satılan ve önünde uzun kuyruklar oluşan bayat ekmeği konuşuyor.
***
Türkiye değil “Bayat ekmek yüzyılı” benzetmeleri yapılıyor birçok yerde.
Ticaret Bakanlığı’ndan ise jet düzeltme geldi.
Bayat değil “dünkü” ekmek denildi!
“İşletmede 2 günlük ekmek yok” diye de gururla (!) eklendi.
İşin tuhafı şu…
İktidarda kimse “Neden kuyruk var” diye sormadı.
Adını tartıştı.
Çünkü artık mesele ekmeğin de ekonominin de kendisi değil…
Nasıl adlandırıldığı.
Nasıl göründüğü.
Halbuki rakamlar ortada.
Açlık sınırı 32 bin lirayı, yoksulluk sınırı 105 bin lirayı geçmiş.
İnsanlar önce etten vazgeçti.
Sonra meyveden.
Şimdi sıra ekmeğe geldi.
***
Oysa bu ülkede ekmek sadece bir gıda değildir.
Bir toplumun hikayesini anlamak istiyorsanız, kullandığı deyimlere bakın derler.
Ekmek, geçimdir bu ülkede.
Ekmek parasıdır.
Ekmek teknesidir.
Ekmek kavgasıdır.
Hayatı ekmek üzerinden anlatırız milletçe.
Çünkü hayatın özü oradadır.
Bu yüzden en hassas noktamızdır.
***
Hatırlayın…
Ekonomik krizin ilk patlak verdiği 2020 yılında Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP bile sessiz kalamadı.
Askıda Ekmek kampanyası başlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan öfkelenince meydanlara kurulan stantlar sessiz sedasız kaldırıldı.
Sonra bir deneme daha…
Şubat 2025’te “Askıda Gülek Buğday”.
Sahi ne oldu?
Bilen var mı?
O da bir anda kayboldu.
Projeler geldi geçti.
Ama kuyruklar kaldı.
***
Bugün gelinen noktada mesele artık şu:
İnsanlar sadece ucuz ekmek için değil, bayatı için bile sıraya giriyor.
Ve biz hala bunun adını tartışıyoruz.
“Bayat mı, dünkü mü?”
Oysa gerçek çok daha çıplak.
Bu ülkede ekmek bayatlamıyor…
Umut bayatlıyor.
Bu ülkede ekmek sertleşmiyor…
Hayat sertleşiyor.
Bu ülkede ekmek küçülmüyor…
Sofralar küçülüyor.
Ve belki de en tehlikelisi şu:
Ekmekle oynayanlar, artık sadece sofrayla yetinmiyor…
Kelimeyle oynuyor, anlamla oynuyor, gerçekle oynuyor.
Çünkü biliyorlar…
Ekmekle oynandığını herkes görür.
Ama dille oynandığında…
İnsan önce kelimeleri, sonra gerçeği kaybeder.
Ve bir süre sonra açlık bile anlatılamaz hale gelir.