
Davies o anları şu sözlerle anlatıyor: "Birden çok termosa çayları doldurduk ve hepsini havaya fırlatıp çekim yapmaya başladık. Ancak hiçbir kare tesadüf değildi. Sıcaklığı takip ettim. Yumuşak rüzgarın denk gelmesine dikkat ettim. Her şeyi hesapladıktan sonra çekime başladık. Güneşi tam kristallerin ortasına getirmeye dikkat ettik. Ancak bunu kontrol etmek oldukça zordu."

