Geçen yıl 31 Ağustos’ta Brüksel sabahı sıradan başlamıştı. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Bulgaristan’a planlı ziyaretine çıkarken rotada en ufak bir risk görünmüyordu. Jet, sabah 08.15’te kalktı. Kalkıştan 40 dakika sonra, 38 bin feet irtifada Bulgar hava sahasına girerken ilk sinyal düştü. Navigasyon ekranlarında rota sapması belirdi, ardından koordinatlar kayboldu. Kokpitte derin bir sessizlik oldu.

“Delta Bravo 1-9, konum teyit” dedi kule. Pilot, saniyelerce cevap veremedi. “GPS kapandı, manuel moda geçiyoruz,” dedi ikinci pilot alçak sesle. İniş planı bir anda çökmüş, uçak haritalara, pusulalara, manuel hesaplamalara kalmıştı. Kağıt haritalar açıldı, el yordamıyla koordinatlar hesaplandı, kuleyle her konuşmada sinyaller kesilip geldi.

İçeride yolcular sıradan bir gecikme sanıyordu, oysa kokpitte ter damlıyordu. Uçak, Plovdiv üzerinde dakikalarca daire çizdi. İrtifa sabit tutulmaya çalışıldı, ama her sinyal kaymasıyla yeni sapmalar yaşandı. Yakıt hesapları güncelleniyor, fren basınçları kontrol ediliyordu. En sonunda kuleyle görsel yaklaşma koordinasyonuna geçildi, iniş manuel hesaplarla yapıldı.

Olan şuydu... Rusya’nın elektronik harp taktiklerinden biri olan “GPS jamming” ve “spoofing” devredeydi. Uydu sinyalleri bastırılmış, uçağın navigasyon sistemleri yanlış verilerle doldurulmuştu. Bu, sıradan bir hava sahası sorunu değildi. 2022’den bu yana Baltıklar’da, Finlandiya’da, hatta İngiltere Savunma Bakanı’nın uçağında bile görülen aynı tablo, bu kez Avrupa Birliği’nin tepesini hedef almıştı.

AB’nin patronu Von der Leyen’in uçağı o gün piste güvenle teker koydu. Ama o 67 dakikalık kör uçuş, Avrupa başkentlerinde soğuk bir gerçekle yüzleşmeye yol açtı.

★★★

Bunu neden yazdım!

Zira Trump, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu paketlediği operasyonu anlatırken, “Caracas’taki ışıklar sahip olduğumuz bir uzmanlık sayesinde karanlıktı” diye övündü.

Karanlık... Bir başkentin ışığını kesmek, metafor değil; modern savaşta “kapıyı sessizce açan” anahtar. Askeri literatürde buna “soft kill” (öldürmeden felç etme) deniyor. İnsanı değil sistemi vurmak; trafoları, iletim hatlarını, haberleşme rölelerini, kulelerin güç kaynaklarını...

Caracas’ta o gece elektriğin nasıl kesildiği resmen teyit edilmiş değil. Ama yabancı basında iki ihtimal öne çıkıyor.

İlki, güç altyapısını kısa süreli devreden çıkaran “grafit bomba” benzeri bir “blackout” (karartma) mühimmatı...

İletken karbon lifleri açık hava yüksek gerilim ekipmanlarına saçılıyor. Hat kısa devreye düşüyor ve koruma sistemleri şebekeyi kapatınca şehir kararıyor.

İkincisi, görünmez olan... Elektrik şebekesinin endüstriyel kontrol ve veri toplama sistemlerine (SCADA) sızıp anahtarlama düzenini bozmak...

Karanlık, radarın körleşmesi, telsizin kısılması, mobil şebekenin tıkanması, hatta uydu navigasyonunun şaşırması demek. Bir ülkeyi vurmak için artık köprüleri havaya uçurmak gerekmiyor. Bazen köprünün altındaki “sinyali” kesmek yetiyor.

★★★

Pazar günü Yunanistan’da yaşanan kriz, bu işin sivil yüzünü gösterdi. Reuters’a göre Atina Uçuş Bilgi Bölgesi’nde (FIR) sabah 08.59’da başlayan olağan dışı parazit, neredeyse tüm hava trafik kontrol frekanslarını aynı anda felç etti. Pilotla kule arasındaki en temel cümle bile kurulamayınca ülke genelinde iniş-kalkışlar durdu. Hava sahası geçici olarak kapatıldı. Sonra yedek frekanslarla kademeli dönüş başladı. Savcılığın soruşturma açıp elektronik suç birimlerini devreye sokması da tesadüf değil. Artık “teknik arıza” cümlesi bile bir güvenlik sorunu...

Olağan şüpheli kim? Rusya...

Avrupa’da 2022’den bu yana artan GPS karıştırma (jamming) ve sahte sinyal basma (spoofing) vakalarında Moskova’nın “hibrit savaş” imzasından söz eden resmî belgeler ve çok sayıda olay kaydı var. Bu nedenle Yunanistan’daki frekans çöküşü ilk anda “siber saldırı” diye okundu. Bugün kimse kesin kanıtla “Rusya yaptı” demiyor; ama Rusya’nın savaş taktikleri zaten “Sınırı geçmeden can acıt. Turizmi, ticareti, güven duygusunu hedef al. Bir ülkeyi bombalamadan, o ülkenin sistemlerini güvenilmez hâle getir” stratejisine dayalı...

★★★

Ve akılda bir görüntü daha var. Daha 12 gün önce Türkiye’den kalkıp Libya’ya giden Genelkurmay Başkanı’nı ve askeri heyeti taşıyan jet, kısa süre sonra “elektrik arızası” bildirip radardan kayboldu. Ankara yakınlarında düştü. Kara kutu incelemesi sürüyor.

O yüzden şu notla bitireyim.

Brüksel semalarında GPS’in sustuğu, Caracas’ta bir başkentin karartıldığı, Atina’da kulelerin dilsiz kaldığı bir çağda...

Ankara’dan kalkıp “elektrik arızası” diye düşen uçağa sadece “kaza” diyebilecek kadar rahat mıyız?

Belki cevap gökyüzünde değil; kabloların, frekansların ve ekranların karanlığında saklıdır.