Emin Çölaşan’ın notu:Sevgili okuyucularım, sizlerden her gün çok sayıda mesaj alıyorum. Hepsine tek tek yanıt vermem ne yazık ki mümkün olmuyor. Bunlardan bazılarını yazılarımda kullanıyorum, bazılarını ise pazartesi günleri burada yayınlıyorum.
Burada kullandığım mesajların bazılarında, gönderen okuyucularımın isimlerini ne olur ne olmaz diye vermiyorum. Başlarına iş açılmasın.
Ayrıca bu mesajları, harf ve cümle hataları dahil, üzerlerinde hiçbir oynama yapmadan sizlere iletiyorum.
Her pazartesi günü burada, gazetemizin internet sitesinde buluşmak umuduyla.
____________________________________
Sayın,
Emin Çölaşan
7 Aralık Pazar günü Açık Öğretim Fakültesi sınavları vardı, AÖF öğrencisi olduğum için ben de sınavlara katıldım. Sınav konularından birisi de Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi-1 idi.
Cevap kağıdında ;
Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi-1 yerine, A.İ.İ.K-1 yazılmıştı,
Atatürk İlkeleri ve İnkilap’ larından “0” soru sorulmuştu.
Hiç mi utanma arlanma yok? İki yüzlülüğün ve riyakarlığın bu kadarına da pes diyorum.
____________________________________
Saygılarımla.
Sayın Çölaşan,
Bugün ülkemizin getirildiği bu durumda, büyük önderimiz Atatürk'ün mirasına sahip
çıkmak için yapılması gereken oturup sızlanmak ve sadece şikayet etmek yerine çözüm
üretmek olmalıdır. Atatürk'e, Türklüğe ve Cumhuriyete düşman olanların, mandacıların
ve işbirlikçilerin torunları bugün Türkiye'yi bölmek için elinden geleni yapıyor.
Okullarda bilimi konuşmak yerine dini konuşuyor, konuşturuyorlar. Bizim cenah ise
sadece bu durumdan yakınıyor maalesef. Çözüm ise basit! Evlatlarımızın bu haysiyetsiz
zihniyetin oyuncağı olmasını istemiyor isek çözüm kendi okullarımızı kurmaktır. Cemaat
denilen yapının dershaneleri, okulları mantar gibi açılabildiyse bu memlekette, bize düşen
mahalle mahalle mütevelli heyetleri kurup binalar kiralayıp gerekirse belediyelerden (CHP'li
belediyelerin bu konuda kolaylık sağlayacağını ümit ederek) destek alıp, atanamayan binlerce
öğretmenimizi istihdam etme yoluna giderek ATATÜRK Orta ve Lise okullarını kurmak, kurdurmaktır.
Bu konuda "kapsamlı" ve "neticeye yönelik" bir propaganda kampanyası başlatmak sizlere düşen bir borçtur.
Belediyelere toplumsal baskı oluşturup onlardan destek almak sizlerin bu işlere ön ayak olmasıyla olursa olur.
Bu kesinlikle bir ütopya değildir! Günümüzde maalesef veliler çocuklarının iyi eğitim alabileceğini düşünerek çocuklarını
"kolej" adı altında faaliyet gösteren sıradan okullara "ticarethanelere" yılda binlerce lira
ödemek suretiyle gönderiyor. Oysa bu veliler, ödedikleri bu paraların belki yarısına belki dörtte birine, belki onda birine evlatlarını kendi kuracakları, öğretmenleri kendilerinin seçeceği ve ATATÜRKÇÜ zihinlerin yöneteceği, ATATÜRKÇÜ GENÇLERİN yetişeceği ATATÜRK Orta ve Lise Okullarında okutma imkanı bulabilecektir. Bu örgütlenmenin propagandasını yapmak sizin, sayın Dündar'ın, HALK TV'nin, sayın Soner Yalçın gibilerinindir. Bu ciddi bir meseledir. Gülüp geçmek ve sonra her gün bildiğimiz
acı gerçekleri bize ekranlardan veya köşelerden anlatmak çözüm getirmeyecektir. Karşı devrimin karşısında kemik gibi bir gençlik olması yüzde kırktan elliden önemlidir!
Hakan Yüksel
____________________________________
saygılar emin abi,
elimizden geldiğince sürekli takip ediyoruz sizi.eleştirileriniz yerinde sizden ricamız o çok özlenen! osmanlının çöküşüyle ilgili yazı yazmanız.
o çoook özlenen ! osmanlı nasıl bir yıkılma sürecine girmiş,adam kayırma rüşvet iltimas,yolsuzluk halkı duymama,kanun yok(kanunun yok sayarız :) ,dini istediği gibi kullanma,...şu an ki yaşananlar geçmişte yaşananların AYNI sanki.
iktidara oy verenlere saygı duyuyorum lakın onların görüpte bizim göremediğimiz ne var??? bulgur makarna kömürle mi bu kadar oy alıyor? illakı güçlü bir muhalif lider yok bununda etkısi çok.zoruma gidiyor. TÜRKİYE HER YÖNÜYLE GÜÇLÜ BİR DEVLET OLMAYI HAKEDERKEN şuankı durumu haketmıyor.
bukadar yüzsüs utanmaz ahlaksız dinsiz! imansız ancak bukadar bır araya gelebilir,kaçAK saraya haremde kurarlar ve kılıfına uydururlar yakında...
TURAP
Sayın Çölaşan,
____________________________________
Güzel yurdumuzda huzurla, birlik ve beraberlik içinde yaşamaya olumlu katkıda bulunmak için, şimdiye kadar Hükümetin-MEB'nın tasvip etmediğimiz uygulamalarına “sade vatandaş olarak” sokaklarda tepki vermeyi uygun bulmayanlardanım…
Lakin; ÜLKENİN-HALKIN HUZURU, BİRLİK BÜTÜNLÜĞÜ hususunda benim gibi düşünen kitlenin bu tepkisizliğini dikkate almayan bir tutumla, PARTİ İDEOLOJİSİNİ her alana yerleştirmek hususunda kararlı olduğu anlaşılmaktadır!..
Nitekim; “..YA SESİNİZİ KESİP EŞEK GİBİ YAŞARSINIZ, YA DA DEFOLUP GİDERSİNİZ..” diyecek kadar pervasız bürokratın, adli-idari işlemlerle, ibret olacak şekilde tecziye edilmemiş olması, bu fikre yabancı olmayan bir siyasi iradenin kuvvetli-yakıcı örneği değil midir?..
Konu dini anlayış ve dinsel yapılanma olunca, “batı medeniyeti üyelerinden” İRLANDA da halen sürdürülen Katolik-Protestan çatışmalarında sokakların-okulların ayrıldığına, ilkokullara dahi bombalı saldırıların yapıldığına, velhasıl toplumsal cinnetin en acımasız şekilde yaşandığı duruma dikkatinizi çekmek isterim!..
Bütün samimiyetimle belirtmek isterim ki; bu uygulamaların sürdürülmesi halinde;
-kendi inanç yapımıza uygun eğitim kurumlarını oluşturmayı,
-yasal önlemlerle mani olunmaya kalkışılması halinde, getirilecek yasaklara uymamayı,
-mahalle-sokak düzeyinde gettolaşarak kendi eğitim düzenimizi kurmayı, hatta, çeşitli sınav usulleriyle çocuklarımızın istikballerine ket vurulmasını engellemek üzere, Dünya Devletlerinin kabul edip ve desteklediği meşru yollarla bağımsız siyasi yapılar oluşturmayı, düşünmek noktasına itilmiş olacağız!...
____________________________________
Sayın Çölaşan,
Bu mektubumu, aracılığınızla A.K.Partisi yetkililerine, HÜKÜMETE ve SAĞDUYU SAHİBİ AKP SEÇMENİNE ileterek, “..zamanında yetkililerle-sorumlularla diyalog oluşturup çözüm isteme..” görevimi yaptığımın bir belgesi olarak torunlarıma bırakmak için saklayacağım ve sonraki kuşakların da saklamaları için vasiyette bulunacağım…
Saygılarımla…06Aralık 2014
Hikmet ÖZER
____________________________________
Sayın Çölaşan.
Gazetenizin ve siz dahil diğer köşe yazarı arkadaşlarınızın devamlı okuyucusuyum. Ailemdeki kişiler de beni aynen taklit ediyorlar. Ve hem okuduklarımızı hem de TV larda gördüklerimizi kendi aramızda tartışıyoruz .
Ülkemizin bu durumuna çok canımız sıkılıyor ve çaresizliğimizi haykıracak bir mekan arayışı içindeyiz. Haykırsak da kim duyacak da derdimize derman olacak. O da yok.
Geçmiş senelerde güvendiğimiz bir ordumuz vardı. Onu da sindirdiler.
Geçmiş senelerde yapılmış darbelerin ülkeye zararı elbette hepimiz tarafından biliniyor ama, bugünkü gidişatımızın sonunda o yapılmış darbeleri dört gözle arar olacağız diye korkuyoruz.
Hangi eş,dost,arkadaş sohbetinde olsam herkes bir "lider" arıyor. Baş kaldırıp , arkasına da tüm vatansever ve cumhuriyetseverleri peşinden sürükleyecek birini. Aynen Atatürk gibi. Hoş , onun gibisini beklemek hayalden ibaret ama onun 1/100 ü kadar bile olan biri bize yeter.
Yazılarınızda iktidarı eleştiriyorsunuz ve yerden yere vuruyorsunuz. Güzel ama , ülkede cumhuriyeti savunan fakat sesini duyuramayanları ateşleyecek bir kaç cümle de sarfetseniz , diye düşünüyoruz.
Ülkede sözünü esirgemeden doğruları yansıtan siz ve sizin gibi ancak 10 gazeteci var ya da yok. Umudumuz sizlersiniz.
Saygılarımla.
--
Yaşar
____________________________________
"Beyefendi",kendi ifadesiyle 1150 odalı kaçak sarayı savundu..
"İtibardan tasarruf olmaz" dedi.
İtibar anlayışına bak hizaya gel,"kel başa şimşir tarak" saray itibar göstergesiymiş!
Bu Ülkede kaç yurttaş, açlık ve yoksulluk sınırında ya da altında yaşam mücadelesi veriyor, ondan haber ver, neden milletin refahından tasarruf ediyorsun peki?
Yoksulların, açların sayısı, itibarın yerlerde olduğunu söylüyor, itibar sarayla değil refahla ölçülüyor artık haberin yok mu?
Metin Altay
____________________________________
Selam Emin Agacim,
Sözde sanatci gecinenlere catmisin. Tükürsen yagmur yagdi derler.Paraciklar gelsinde Vatani bile satar bunlar.
Cogunu arasitir zügürtlükten gelmisler biryerlere yag cekmekle.
Asil Sanatci kac tane var be agacim ? Kac tane gercek sanatci var esas olarak.
Millette böyle sanatcida Milletten cikiyo Basbakanda bu Milletten cikiyo Cumhurbabada bu Milletten cikiyo.
Yani bu Milletin böyle sanatcisi olur bu Milletin Böyle Ampüllü Kara sarayi olur.
Bu Millet Atatürke nankör olur bu millet millet degildir.
Bu Vatan topraklari okadar Zenginmiski Osmanli agalardan bu yana ye ye bitmedi.
Osmanli Agalarin Ampülcü torunlari bile yiye yiye bitiremedi.
Yazik olan ne biliyonmu Emin Abi. Canakkale savasinda Sehit düsen gencecik kinali kuzulara yanar yüregim.
Bu vatani böyle sanatcilar böyle ampülcüler yesinler diye kinali kuzuklar yatmadi o sehitlikte.
O kinali Kuzucuklar ki Allah Allah diye diye düsman kursununa atildilar .
Niye be Emin Abim bu Millet icinmi ?????
Deger mi bu Millet icin bir damla kanini dökmeye?
Bide bastir Parayi kurtul askerlikten diye kanun cikardilar.
Ulan bir kerede su Zenginin Oglu sehit düstü desinler Ulan bir kerede su Basbakanin oglu sehit oldu desinler.
Ulan bir kere bu millet vekilinin Oglu sehit oldu desinler.
Onlarin bir tane evladi düssün bu Vatan Topraklarina ben 43 yasindayim 3 oglumla berabar Canimi seve seve verim Ulan.
ama bu Insanlik icin birak can vermeyi bir tavugun bile kanini akitmam bu sözde sanatcilar yalakalik daha güzel yapsin diye..
saygilarimla Emin Abim
juguli
____________________________________
Sayın Çölaşan,
Zaman zaman sizin ifadenizle, "Tayib"in hangi üniversiteden mezun olduğunun bilinmediğini konu edersiniz. Bildiğim kadarıyla cumhurbaşkanı olmak için yükseköğretim mezunu olma şartı vardır. Acaba cumhurbaşkanı olmak için ilgili makamlara verdiği belgeler arasında hangi diploması vardır ve verilen diploma gerçek midir?Eğer araştırıp yayınlayabilirseniz okuyucularınızın kafasında oluşan kuşku giderilmiş olacaktır.
Saygılarımla,
Ünal
____________________________________
Sayın Emin Çölaşan beyefendi,
Merhaba,Umarım sağlığınız ve mutluluğunuz iyidir,size ve sevdiklerinize kucak dolusu sevgi,saygı iletiyorum.
Bugün öğrendiğim bir bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum.
İstanbul da Ataköy 9.Kısım bölgesinde bulunan Spor tesislerinden yüzme havuzları ile onlara ait konaklama kısımlarının Mayıs ayı sonunda yıkılması için boşaltılacağıdır. Bu alanı incelerseniz çok kıymetli bir bölge olduğunu fark edeceksiniz.Burada çalışanlar Mayıs sonunda işten çıkartılacak ve şu anda Gençlik ve Spor bakanlığınca kiralanmış bulunan bu spor kompleksinin yerine Oteller yapılacakmış. Rezidans ve Oteller için mükemmel konuma sahip olan bu alanın şu ana kadar kullanıldığı halk için yararlı sistemden çıkartılacağından endişe duymaktayım.Eğer siz araştırırsanız belki gerçek amacını ortaya koyabilirsiniz.
Şu ana kadar yaşananlara bakarak bu yıkımın sadece yüzme federasyonuna bağlı ulusal ve uluslar arası yarışmalar yapıldığı alanla sınırlı kalmayacağını düşünüyorum.
Saygılarımla.
Erhan
____________________________________
Çok Kıymetli Büyüğüm;
Ben Türk Silahlı Kuvvetlerinin göz bebeği Jandarma Genel Komutanlığının en mahrum yerlerde görev yapan bir personeliyim. Yüksekova’da, Aktütün’de, Çatak’ta, Silvan’da, Hozat’ta, Pülümür’de, Ovacık’ta, Kulp’ta görev yapan ama şikâyet nedir bilmeyen bir personelim
Yeni yapılan kanun tasarısı hiçbirimizin haberi olmadan görüşü sorulmadan adeta dayatılan bir tasarıdır.
Siyasi irade tamamen kendi inisiyatifiyle bizlere bu sözde reformu dayatmıştır.
Üstelik bu tasarı bizlerin disiplin anlayışını tamamen yerle bir etmektedir. Zorlu bölgelerde görev yapan bizlerin tek dayanak noktası sarsılmaz disiplinimizdir.
Jandarmaya siyasetin girmesiyle birlikte emir komuta yapımız derin yara alacaktır. Tayin, terfi ve sicil tamamen siyasi yönlendirmelerle yapılacak, siyasi bağlantısı iyi olan ast rütbe mensupları üstlerini hiçe sayacaktır. Böylece mahrum bölgelerde görev yapmak imkânsız hale gelecektir.
Jandarmanın köküne dinamit koymak demek olan bu yasa tasarısı meclisten geçmeden önce yoğun bir şekilde dile getirmenizi talep ediyorum. En içten saygılarımı sunarım
Emin abi merhaba ,
Yazılarınızı her gün okuyan gazetenızı bızzat bayıden alan bır okuyucu,Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı Türkiye Cumhutiyeti vatandaşım.(Bizim T.C miz akp nin değil).
Bu ülkenin kurucu dünyanın kabul ettiği son yüzyıla değil yeryüzüne gelmiş en büyük lide devlet adamı,deha Atatürk'e hakaret etmek her türlü saldırı ve engellemeye karşı hukuk ve yargı hiç bir şekilde müdahalede bulunmazken,Cumhurbaşkanına hakaret gerekçesiyle kendi milletvekillerini linç edip gözaltına almak ne derece demokratiktir,23 yaşında bir gencim kimse evimdeki bayrağı yüreğimdeki Atatürk sevgisi yıkamayacaktır,sizin gibi abilerimiz oldugu sürece bizler yalnız değiliz.Umarım yazımı okur değerlendirirsiniz.
Teşekkür ederim.
Anıl
____________________________________
Emin Agabey
Yazilarini Osmanlica yazmaya ne zaman basliyorsunJ))))
Levent AVCI
Ankarali…Pazar Durakli…Colasanist
ABD Floridadan sevgiler
____________________________________
Sayın Çölaşan
Herseferinde diyorsunuz ya ,çaldıysa benden çaldı kelimesini
bence çok yanlış bir kelime neden çıkıpta çaldıysa benden çaldı diyenler için
ya kardeşim bizdende çalıyor senin olduğun yerde biz yokmuyuz bizim emekliler memurlar
işçiler yokmu sırf senden çaldıysa ozaman sende açıkça ver ne diye çaldırıyorsun.
bizler 3 kuruşa çalışıyoruz zaten emeklilerin hali ortada % 33 ekmeğe zam gelmiş
bize 3+3 veriyorlar eğer bunlar iktidarda kalacaksa bir hesaplayın bakalım ne zaman
ekmek alamama durumuna gelecek bizim para.
Neyse size iyi günler dilerim,çalışmanızda başarılar
Ümit
____________________________________
SN EMİN ÇÖLAŞAN HOCAM nasılsınız. ben Mardinin Kızıltepe ilcesine bağlı büyükboğaziye köyünde. Çalışan bir sinif ogretmeniyim. köyümüz ilçe merkezine 41 km uzakta olup suriye sınırında yer almaktadır. bu sene yeni atandım. hocam okulumuzda hiç fotokopi makinası yok. Bunları temin etmek için bize yardımcı olur musunuz? hocam en azından bize bir sponsor bulsanız yada herhangi bir kurum ile iletişime geçip 1 tane fotokopi makinası temin edebilir misiniz... hocam sizden güzel haberler bekliyorum. saygılarımla
Aziz Saglam azizsaglam34@gmail.com
____________________________________
Yazınız çok güzeldi; fakat tabi Muammer Bey cevap verir mi necip milletimizin şu an umurunda mı, bu konuda çok iyimser değilim. Ancak bakıyorum da; AKP döneminde güveni sarsılmayan kurum kalmadı; Futbolda şike, KPSS ye girmeyenlere torpilli yerleştirme, emniyet partinin hizmetinde MİT hakeza, en ehliyetsiz insanlar yandaşlıktan zirvelerde, yandaşlar her yerde.
Nedir çare bilemiyorum.
Nalan
____________________________________
emin bey chp nin yandaş atama ile ilgil çıkışı ile ilg,ili bir yazı lütfen...kpss sonucunu bekleyen bizler enayi durumundayız
kemal
____________________________________
Sevgili emin bey yazilariniz herzaman gundeme oturmustur. İlgi ile takip ederim. Ama son gundemlerden kpss de torpilide gundeme almanizi ve degerlendirmenizi isterim. Cunku onemli bir mevzu o kadar gencin hakki yenmis durumda. Sizlerin yazilarinizdan ses getireceginden eminim. İyi calismalr.
Yusuf
____________________________________
Sizinle iki görüşümü paylaşmak istiyorum.
1-Osmanlıca öğretilmesindeki istek ve zorlama Osmanlıca metin okunması için değildir. Amaç Arap alfabesine giriş yapıp önümüzdeki senelerde zorunlu olması planlanan Arapça Kuran-ı Kerim dersi için hazırlık yapmaktır.
2-Eski milletvekili Feyzi Başaran'a yapılan saldırı bana nedense Kılıçtaroğlu'na mecliste yapılan yumruklu saldırıyı hatırlattı. Hatırlarsanız Kılıçtaoğlu da seçim döneminde bir siyasetçiye hırsız diye epey yüklenmişti ve sonrasında hiç alakasız biri meclise kadar gelerek kendisine yumruklu saldırıda bulunmuştu. Aynı tip iki olay değil mi? Arkasında aynı kişi olabilir mi?
Saygılarımla
Tahsin
____________________________________
Sn ColasanBu resmen vatandasla dalga gecmektir..burasi basaksehir 1.etap alt gecidi..site girislerinede afisler yapistiriyorlar..
____________________________________
Emin bey, günaydın her zamanki gibi ofise gelir gelmez yazınızı okudum. Ayrıca bir bildirimde bulunacağım muhtemelen biliyorsunuzdur; bu adamlar şimdi Osmanlıcayı hortlatmaya çalışsınlar, oysa 1876 yılında ilan edilen Kânûn-i Esâsî’ nin 18. Maddesinde devlet dairelerinde Türkçe kullanılacağı kanun altında alınmıştır.
Sevgiler.
Yalçın
____________________________________
Emin bey, o yazınızda değindiğiniz husus çok önemli. Ek olarak söylemem gerekirse, dil ve zekâ arasındaki ilişki de çok önemli. Gelişmiş bir dil, o toplumun zekâ ve bilinç seviyesini de gösterir. Halkın içinde bulunduğu düşünsel yetersizliğin, Türkçe ve Felsefe konusundaki yetersizliklerine bağlı olduğunu düşünüyorum. Ben de bu dil fakirlerinden birisiyim.
Bu iktidarın istemeyeceği ilk şey, düşünen ve sorgulayan bir halk. Düşünce ve sorgulama ise, kendi diline hakimiyet ve sağlam bir felsefi alt yapı ile mümkün. Türkçemizdeki sorunları gidereceğimize, düşünce dünyamıza hiçbir katkısı olmayacak, zaman israfı bir dile yoğunlaşıyoruz.
Emin bey, yabancı dillere olan merakım yüzünden hayatımın 20 yılı dil öğrenmekle geçti. İngilizce, Çince ve İspanyolca öğrendim. Anadili bu dillerden oluşan insanlardan ders aldım. O dilleri anadil olarak bilen insanlarla çalıştım, onlarla arkadaşlıklarım oldu. Aynı ortamı yıllarca paylaştım. Üniversite eğitimlerim, Elektronik Mühendisliği, Fizik, Uluslararası ilişkiler, İktisat ve Genetik alanlarında oldu. Bu alanların bir kısmında lisans, bir kısmındaa yüksek lisans (master), bir tanesinde de doktora yaptım.
Bugün, İngilizce ya da Çince yazılmış bir Fizik ya da Genetik kitabını çok rahat okuyup anlayabiliyorken, Türkçe yazılan kitaplarda zorlanıyorum. Bunun sorumlusu, sadece ben değilim. Dil devrimine yeterince önem vermeyen iktidarlardır. 500-600 kelime ile yaşatılmaya çalışılan bir dil, elbette bilim dili olamaz. Olacağı varsa da olamaz.
Türkçenin diğer dillerden aşağı kalır bir yanı yok. Hatta Çince ile beraber en köklü dillerden birisi. Çoğu dile göre, tarihi çok daha sağlam ve köklü. Bu dili geliştirmek varken, ölü bir dil olan Osmanlıcayı hortlatmak, en kibar deyimle gereksiz bir duygusallık.
Saygılarımla.
Özgür
____________________________________
Merhaba Sayın Çölaşan, ben Sakarya'dan Dr. …..35 yaşındayım. Gazetenizi ve yazılarınızı hergün severek okuyorum. Sözcü gazetesi ve sizler, bizlerin kalbinden geçenleri dile getiriyorsunuz. Umudumuzu kaybetmeye başladığımız bu günlerde, çocuklarımızı nasıl bir geleceğin beklediğini düşündüğümüz bu günlerde sizin yazılarınız bizim için tünelin ucundaki ışık gibi ümit verici oluyor. Hele hele şu son günlerdeki Osmanlıca denen zırvayla ilgili yazdıklarınız ve bugünkü yazınızda kullandığınız "yine de yenildiniz" ifadesi çok ama çok hoşuma gitti. Bu iki kelime aslında çok şeyin özeti.
Sizin gibi değerli gazetecilerin ve Sözcü gazetesinin her zaman daim olması en büyük temennilerimden biridir Emin Bey. Tüm yazdıklarınız için, gerçekten bizlerin "sözcüsü" olduğunuz için, dik durduğunuz ve gazeteciliğin nasıl yapılması gerektiğini herkese gösterdiğiniz için ve en önemlisi bizlerin geleceğe dair düşüncelerimizde umudumuz olması gerektiğini hissettirdiğiniz için size sonsuz teşekkürler.
Sizi hergün takip ettiğim ve okuduğum için artık bir abi bir baba gibi görüyorum. Onun için kendinize ve sağlığınıza lütfen dikkat ediniz.
Saygılarımla.
____________________________________
Sayın Çölaşan
D.P. 1950 yılında ilk iktidara geldiğinde Genel Kurmay Başkanlığının adını eski şekline çevirmişlerdi.
Lütfen Erkan-ı harbiye-i umumiye riyaseti isminin tekrar getirilmesi için bir yazınızda teklif edermisiniz?
Zira bir yerden başlanması gerekiyor. Bunun için de en uygun kurumun T:S:K: olduğunu düşünüyorum. Ne dersiniz?
Sağlık dileklerimle
Dr.Kaya
____________________________________
sayın çölaşan,
Ben İzmir'de oturan,her gün Sözcü ve Cumhuriyet gazetesi alan aydın bir kadınım.
gazetelerimi yakınımda olana bir mahalle bakkalından alıyorum. Ancak yine biraz ileride Üçkuyular Tansaş var.oraya da sık giderim. ve her zaman gazete satılan bölümünde Sözcü bulunur. Fakat bir kaç seferdir Sözcü'yü göremedim.Sebebini sorduğumda bitmiş olabileceğini söylediler.Bu gün Tansaş'a tekrar gittiğimde Sözcü'yü göremedim ve bu sefer de mi bitti diye sorduğumda Sözcü Gazetesinin yönetiminin tansaş'a satış yapmadığını iddia ettiler. Eşyanın tabiatına aykırı olan bu duruma kesinlikle inanmadığımı söyledim ancak ısrar ettiler. güya bir ay boyunca 200 TL 'lik alışveriş yapanlara her gün istedikleri bir gazeteyi ücretsiz veriyorlarmış da Sözcü bunu kabul etmemiş. "neden etmesin anlamadım siz gazetenin parasını ödedikten sonra Sözcü de hayır demez" dedim ama ısrarla doğru söylediklerini iddia ettiler. Lütfen araştırır mısınız yoksa yine iktidarın bir ayak oyunuyla mı karşı karşıyayız.
saygılar,
ayşe
____________________________________
Bu kisa notu bazı chp yöneticilerine yolladım ama işe yarayacağını pek zannetmiyorum belki bir miktar kamuoyu yaratılırsa ise yarayabilir...Bu da size düşüyor..
Adam 5 milyar $ harcadı kendine saray yaptı, bırakıp girmeye hiç niyeti yok, 2015 son seçimler olabilir..Boşa gidecek bir oya tahammül yok.
Chp - DSP - İP hattâ HDP
MHP - BBP - Saadet hatta ANAP ve DP kalıntıları seçim birlikteliği yapmak zorundalar...
Sol Birlik
Sağ Birlik
Bir partinin altında birleşmeden, Mecliste herkes kendi grubunu kursun...Hadi artık ..
Koltuk artık önemsiz, kafanızı kesecekler hâlâ anlamadınız mı !!!
Sühan Seldüz
Eski milli sutopucu , ülkeye bunlardan daha fazla faydası olduğundan emin bir vatandaş...
____________________________________
Sayın Emin Bey
1)Osmanlıca diye suni gündem yaratan tayyip 2013 yılında Sultanahmet'teki OSMANLI ARŞİVİ'ni Kağıthane deresinin yanına taşıttı, yerine otel yaptırdı.. Kağıthane'de rutubet olduğundan belgeler hem yıpranıyor hem de siliniyor... Aslında ikaz da edilmişti...BİLGİNİZE.....saygılar.....
2)Bülent Arınç'a suikast balonunda haber uyduran Sabah gazetesinin başlıklarını keşke tarih belirterek verseydiniz...Utanmazlar ama....
Suleyman
____________________________________
İzninizle bir şey daha söyleyeyim. Adam Cumhuriyet'i yıkıyor, açıkça ve sürekli anayasayı ihlal ediyor, anayasayı ortadan kaldırıyor, dinci diktatörlük rejimi kurup halifeliği geri getirmeyi planlıyor, "sokağa çıkıp bunu protesto etmeye, demokratik hakkınızı kullanmaya kalkarsanız sizi öldürtürüm" mealinde tehditler yağdırıyor, kimsenin de gıkı çıkmıyor. Bunca ağır suç karşısında ne savcı kalmış, ne hakim, ne de Cumhuriyet'e sahip çıkacak bir tek kurum... Demek ki güç kimde ise meğer kanun ve hukuk o oluyormuş bizimki gibi Ortadoğu ülkelerinde. Yazık.
Person Alone
____________________________________
Sayın Emin bey ,
Uzun bir zamandır Abdullah Gül ve Huber köşkü haberi yapmıyorsunuz. Evinin tadilatı bitti, Tarabya'dan ayrıldı bizim haberimiz mi olmadı, yoksa siz mi peşini bıraktınız ?
Gültekin
____________________________________
Sevgili, saygıdeğer Emin Çölaşan,
Öncelikle işlerinizde başarılarınızın devamını canı gönülden diliyorum. Bu vatan için size ve sizin gibi düşünen insanlara ihtiyacımız var.
Babam, Prof. Dr. Ahmet Kocabaş (1928 doğumludur) bugünkü yazınızı okuyunca bir not ile yanıma geldi. Eğer Atatürk dil devrimini yapmasaydı, okullarda geometri dersi nasıl olurdu diye bize bu cümleyi söylerler hatta yazarlardı dedi.
Size iletilmek üzere bu yazıyı ilgileneceğinizi düşünerek gönderiyorum.
Sağlık ve sevgiyle kalın.
Dr. Baskın Kocabaş
∙ Şibih münharifin mesai-i sathiyesi, muvazi iki dıl’ı cem’i nısfının irtifaı ile hasıl-ı zarbına müsavidir.
∙ Yamuğun alanı, iki paralel kenarın toplamının yarısı ile yüksekliğinin çarpımına eşittir.

____________________________________
Merhaba Sayın Çölaşan,
Tam 6 yılda tırmalaya tırmalaya ulkenin en buyuk universitelerinden birinde fizik bolumunu bitirdim. Tezsiz yuksek lisans diye 1 yil daha fazladan dirsek çürüttüm. 2 yil ust uste baba parasiyla KPSS kursuna gittim. En yuksek 87 KPSS notu aldim. Bu yüksek nota ragmen atanamadigimda beni teselli eden tek sey herkesin ayni sinava girerek devlet kademelerine gectigini biliyor olmamdı. Ama AKP'nin bu son enişte kayınbirader kayirma muhabbetlerini okuyunca çıldırmamak işten değil. 33 yaşındayım, universite mezunuyum, 2 cocuk babasıyım ve işsizim. Zerre huzurum kalmadi. Esim cocuklarla baba evine dondu. Her dakika intihar dusunuyorum. Bu alçak torpilciler katilim olacak.
Ne olur sesimizi duyurun. Tabi kapınıza polis dayanmadan bunlari haykırabilme şansınız olursa. Malum, memleketteki en mühim, "makul şüpheli"lerin ön sıralarındasınız.
İlginize teşekkur ederim.
ÜMİT
____________________________________
Değerli Emin Bey,
ODTÜ Elektrik 86 mezunuyum ve 15+ yıldır ABD'de oturuyorum. Hayatım boyunca çeşitli yaş ve eğitim düzeylerinden insanlarla iletişim kurdum. Halkımızın güncel Türkçeyi nasıl yazıp, konuştuğu konusundaki görüş ve düşüncelerinize %100 katıldığımı belirtmek istedim...
Hele gençlerimizin güncel Türkçeyi yazma becerileri, gerek dilbilgisi, gerekse sözcük seçimi ve çeşitliliği açılarından tam bir felaket...
Beni en çok üzen ve düşündüren durum ise, gençlerin ve genelde halkın buna hiç önem vermemesi, aldırış etmemesi, dilimizi etkin kullanmak sanki gereksiz bir ayrıntıymış gibi bir vurdumduymazlık içinde bulunması, "dumanı doğru çıksın yeter" anlayışı içinde olmasıdır.
Şurası muhakkak ki Türkiye'de insanlara ne konuşmayı, ne de yazmayı öğretebiliyoruz... ABD'de dikkat ediyorum, gazetelerde, resmi belgelerde tek bir yazım hatası göremiyorum. Sözcükleri kim söylerse söylesin aynı temel vurgu ve enerjiyle söylüyor. Bunları biz neden yapamıyoruz?
Son yıllarda İngilizce vb.'nin etkisiyle iyice bozulan güncel Türkçe, şimdi de bu Osmanlıca saçmalığıyla bakalım nereye gidecek. Amaç Atatürk'ün yaptıklarını bozmak, geri çevirmek olunca ne yazık ki işte bunlar oluyor.
Yazılarınızı eşimle birlikte yakından takip ediyoruz.
Çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.
Saygı ve selamlarımla,
Mehmet Ün
____________________________________
Sevgili Emin Abi,
Sizin de daha önce köşe yazınızda dile getirdiğiniz "asfalt katılım payı" adı altında biz vatandaşlardan istenen fahiş ve haksız paralara bir örnek de ben vermek istiyorum.
Bundan yaklaşık 6 ay kadar önce Ankara Etimesgut Bağlıca Mahallesi'nde daha henüz iskanı dahi alınmamış olan yeni yapılan bir binadan anneme bir ev satın aldık, iskanı da yaklaşık 2 ay kadar önce çıktı ve şimdi bu binada ikamet ediyoruz. Ancak çok ilginçtir ki, geçen hafta bir borç tebligatı geldi, ki asfalt katılım payı hakkında. İşin ilginç yanı istenen para 2012 yılına ait dökülen asfalta ait ki, o dönemde bu bina bile burda yoktu. Bırakın onu, binanın adresine ait 1181.sokak daha birkaç ay önce, biz evi satın aldıktan sonra greyderlerle açıldı, taş toprak döküp sıkıştırıldı, biz de sandık ki asfaltlanacak. Maalesef yok, çamur-pislik kırla kıyamet. Diğer cephedeki 1180 sokak, ki ordan da sadece garaj giriş-çıkışımız mevcut, o yolun asfaltı da yine birkaç ay önce yapıldı. Sonrasında da altyapı eksikliklerinden dolayı defalarca kazıldı, borular döşendi, vs ancak tamir dahi edilmedi. Şimdi nasıl bu evden 2012 yılına ait asfalt katılım payı isteniyor, anlamakta çok güçlük çekiyorum. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki; derdimizi anlatacak ve/veya bizi dinleyecek herhangi bir mercii de yok. "Git derdini Marko Paşa'ya anlat misali". Benim 81 yaşındaki, merdiven bile çıkıp inemeyen bir annem var ki, yolların berbatlığından dışarı çıkmaya bile korkuyor ve o kadın kalkacak bir de bu tip haksızlıklarla uğraşacak, ya da paşa paşa aldığı 1000₺'lik SSK emekli maaşından 1500₺ civarındaki bu haksız parayı ödeyecek. Bunu haketmeden isteyen, ya da arsızca, yüzsüzce ve utanmadan ne üdüğü belirsiz yerlere/kimselere hibe edenlere haram-zehir-zıkkım olsun.
Saygı ve Sevgilerimizle,
Ferit Can
____________________________________
Emin bey merhabalar
12.12.2014 tarihli yazınızı her zamanki gibi büyük bir keyifle okudum. Ellerinize sağlık. Yazınızın son bölümü hariç size tamamen katılıyorum. Son bölümde demişsiniz ki: Ülkenin kanını emen bütün hırsızlara ve yandaşlara, yedikleri helal olsun! Hayır efendim. Her kim ki bu dediklerinizi yapıyor, onlara yedikleri HARAM ZIKKIM OLSUN!!!:-):-):-):-)
Gokhan
____________________________________
Sayın Çölaşan,
Yazılarınızı yıllardır okuyorum.Noktasına ,virgülüne kadar doğru.
Ancak ana sorun ‘’yobazları’’ nasıl ikna etmek olmalıdır.
Ne yaparsanız yapın,ne pislik ortaya çıkarsa çıksın ‘’yobazlar’’ inanmıyor,inanmak istemiyor.
İşte bu zincir nasıl kırılabilir?
Saygılarımla.
____________________________________
İyi günler SAYIN Çölaşan
Ben İmralıdakinin yerinde olsam
İadei itibar isterim (lisede biraz Osmanlıca okumuştuk Rahmetli İsa hocadan)
Devletin en büyük nışanını vermelerini isterim
Emekli yaşı geldiğinden MV lerinin emsalinde emekli maaşı isterim.
Silahlı örgütü zaten dağıtmam,demoklesin kılıcı gibi yan tarafta dursun.
İmralıdan çıkıp istediğim yerde Ev hapsi isterim,ikametgahımın Korumalarını ben seçer
maaşlarını devletten ödetirim.
Avrupadan gelen Türk Düşmanı Siyasetçilerle burada görüşürüm,bir iki sene sonrada
tahliye isterim
Nasıl olsa pazarlık gücü bende Nasıl olsa veriyorlar.
Nasıl olsa PKK ile pazarlık yapan namert demedilermi ??
Hoşça kalın
Mehmet
____________________________________
Sayın Çölaşan,
Mecliste bütçe görüşmeleri sırasında Cumhurbaşkanlığı Sarayı için yapılan harcamaları eleştiren Kamer Genç "Recep Tayyip" diye hitap edince AK Partili başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı mikrofonu kapatıyor ve Kamer Genç'in konuşmasını keserek "Cumhurbaşkanlığı makamında kim olursa olsun saygılı bir dil kullanalım, benim anlayışıma göre sadece ön adıyla hitap edilemez, başbakana bakanlara sadece ön adıyla hitap edilmesini saygı çerçevesinde değerlendiremiyorum" dedi.
Ancak bahsettiği Cumhurbaşkanı şimdiye kadar tüm konuşmalarında bu ülkenin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'e ön adıyla "Mustafa Kemal" diye hitap ediyor. Bir kez bile "Mustafa Kemal Atatürk"veya "Atatürk" diye hitap ettiği duyulmadı.
Yani Sayın Bahçekapılı, bahsettiği gibi şimdiki Cumhurbaşkanı'nın tutumunu da saygı çerçevesinde değerlendiremiyor mu? Kendisi bu konuda bir yorum yapar mı acaba?
Saygılarımla
Tahsin
____________________________________