Komisyon, 7 ay 15 gününü tamamladı, gece gündüz uğraştı. Alt çalışma grupları kuruldu. Kümeler iş bölümü yaptılar. İmralı’ya gidildi, Ankara’ya dönüldü, Cumhurbaşkanı ile baş başa saatlerce görüşüldü. İstanbul Başsavcısı Adalet Bakanı yani Türkiye başsavcısı, Abdülhamit hayranı vali İçişleri Bakanı yapıldı. Komisyon da raporunu yayımlayıp açıkladı.
Ne çıktı?
Yorumlar.
Analizler.
Özel söyleşiler.
Ankara kulisleri.
★★★
Komisyon’un başkanı ve Meclis Başkanı, raporu açıklarken “Yeni bir anayasa hazırlamanın ortak sorumluluk ve bir ödev olduğu” gereğine de özellikle işaret etti. Rapordan; anayasa değişikliği yapılması, yasamanın yani Meclis’in denetiminin zayıflatılması, buna karşılık yürütmenin yani Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin başkanı olarak Tayyip Erdoğan’ın daha da güçlendirilmesi, terör örgütü PKK’yı kurarak Türkiye’yi bölmek istemiş Abdullah Öcalan’ın hapisten çıkıp sivil siyaset yapabilmesine fırsat yaratacak “Umut hakkı affının yasal bir çerçeveye” oturtulması çıktı.
★★★
Bu kadar çıktının özeti:
Raporun yayımından hem Erdoğan, hem Bahçeli, hem Öcalan çok memnun oldular. Çünkü Komisyon bir kamçı üretti. Bu kamçı şaklayacak; Türkiye’nin gelecek 10 yılında da siyasi hayatı Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’ın yönetmesi için ortam hazırlanacak.
★★★
Lütfen hatırlayın,
Sürekli yazıyorum.
Bu komisyon “Yapılacak seçimde Kürt vatandaşların oylarını CHP’ye kaptırmanın önü kesilsin” diye kuruldu. İşte sonuç: 7 ay 15 günün sonunda DEM Partisi yönetimi Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli’ye can dostu oldular. DEM Parti, ittifaka nerdeyse kabul edildi ve diğer partilerden yeni transferlerle Meclis çoğunluğu ele geçirmenin ışıklı kapısı aralandı.
★★★
Böylece Erdoğan için yeniden Cumhurbaşkanı olma, Devlet Bahçeli için de yeniden ittifak ortağı kalma yolu açılacak. Öcalan’ın yanağına da “Siyaset yapma hayat öpücüğü” kondurulduğu için kendisi raporun yayımlandığı gün; “Siyaset yapacağız, Silah ve şiddet terk edilmiştir” diye sevincini paylaştı.
★★★
Abdullah Öcalan, bu sevinciyle amacından vaz geçmiş değil. Kendisi hedefe kanla silahla gidilir diye PKK’nın kurulmasına ve dış destek bulmasına aracılık etti. Türkiye’ye karşı “Vur gerilla vur, bağımsız Kürdistan’ı kur” sloganıyla silahlı mücadeleyi başlattı. Stratejisi silahlı mücadele olan bu fikir, Abdullah Öcalan’ın beyninden mi doğdu yoksa başka beyinler bu çocuğu doğurdu onu yetiştirsin, büyütsün diye Öcalan mı görevli kılındı?
Cevabı tarih yazacaktır.
★★★
Şehitler verildi.
Sivil, asker 50 bin kişi hayatını kaybetti. Ne zaman ki, Tayyip Erdoğan’ın anayasal olarak yeniden (dördüncü defa) Cumhurbaşkanı olabilmesi gündeme geldi Abdullah Öcalan da bir sabah uyandı; “Yeteri kadar denedik. Silahlı mücadele ile başaramadık. Türk ve Kürtler birlikte Cumhuriyet’e sahip çıktı. Türk ordusunu da yenemedik, Türk ordusu da bizi yenemedi. Biz amacımızdan vazgeçmiş değiliz. Stratejiyi değiştiriyorum. Silah ve şiddeti terk ediyorum yeni mücadele sivil siyaset” diye ilan etti.
★★★
Onu assınlar diye urgan atan Bahçeli’nin gözünde Öcalan “Kurucu Önder” ilan edildi. Öcalan’ın yeni stratejisi; “silahsız mücadelenin” özü sivil itaatsizlik olacak. Sivil itaatsizlik sözlükte; “halk direnişi-pasif kalkışma- barışçıl karşı koyuş- vicdani ayaklanma- yurttaş muhalefeti- silahsız sessiz başkaldırı” diye geçiyor.
★★★
Abdullah Öcalan, yenilenmiş hayatı ile yeni önderlik rolünü oynamaya başlayacak. Büyük küçük kentlerde 50 bin- 100 bin kişinin katılacağı, silaha baş vurmadan marş, pankart, sloganlarla silahsız başkaldırı eylemleri sergileyen; “özerklik-federasyon isteyen” kitlelere önderlik edecek. Bu kez özellikle daha çok kamu kaynağı isteyen Kürt burjuvazisinden de destek alacak.
Rapordan çıkan:
Erdoğan’a yeni koltuk!
Öcalan’a yeni hayat.
Görelim tarih ne yazacak?