Bu web sitesi ne yazık ki Internet Explorer 9 ve altını desteklememektedir. Lütfen web tarayıcınızı Internet Explorer 10 ve üstü bir sürüme yükseltiniz.
İstanbul Sözleşmesi iptal edilirse kadın cinayetleri artar
İstanbul Sözleşmesi iptal edilirse kadın cinayetleri artar
Cesur kişiliğiyle tanınan ünlü oyuncu Lale Mansur, sessizliğini SÖZCÜ'ye bozdu: “Türkiye zaten kadın mezbahası. İstanbul Sözleşmesi’ni iptal ederlerse ellerine ne geçecek. Yetmedi mi, yetmiyor mu bu kadar adaletsizlik, bu kadar rezalet ve felaket.”
Mehmet PİŞKİN
Magazin 25 Temmuz 2020 - 06:00

Barış için akil insanlar listesinde de yer aldı, hukuksuzluklara karşı yapılan birçok eylemde ön saflarda da… Cesur oyunculuğunun yanı sıra haksızlıklara başkaldıran kişiliğiyle de dikkat çekti… Sinemanın önemli oyuncularından Lale Mansur, evinin kapılarını SÖZCÜ'ye açtı. Arnavutköy'deki ahşap evinde oradan oraya kaçıştırmaları nedeniyle saymayı başaramadığımız kedileriyle birlikte bizi karşılayan Mansur, Türkiye'nin gündemini meşgul eden konularla ilgili Mehmet Pişkin'in sorularını yanıtladı:

ERKEKLER KORUNUYOR!

“Şu sıralar İstanbul Sözleşmesi tartışmaya açıldı. Sizce iptal edilmeli mi, edilirse ne olur?

“Hayır tabi ki de… Zaten ülkemiz bir kadın mezbahası, daha ne olabilir. Yetmedi mi, yetmiyor mu bu kadar adaletsizlik, bu kadar rezalet ve felaket. İstanbul Sözleşmesi iptal edilirse mevcut cinayetler katlanarak artar. Görüyoruz işte, kadın ve erkek ayrılmış, erkek gelip karısına kezzap atıyor, bıçaklıyor ve öldürüyor. Bu durum adli vakadan sayılıyor ve erkekler korunuyorlar. Mantık aramıyorum artık yaptıkları şeylerden.”

Şiddet görmeyen ender birisiyim.

“Boşanma ve şiddetle ilgili ailemde hiç sorun yaşamadık. Bir kere beni döven biriyle dövüşürüm. Hayatımda şiddet görmedim. Şiddet görmeyen çok nadir kadınlardan biriyim Türkiye'de.”

KUTUPLAŞMA ONLARA YARAR

“Toplum giderek kutuplaşıyor. Bunun nedeni ne, kime fayda sağlar?”

“Kutuplaşma çok feci, korkunç bir hale geldi. Aynı toplum içinde yaşıyoruz. Düşünmeyen tartışmayan bir toplum haline geldik. Bir kere haber alınamıyor. İnternette bir takım siteler, Sözcü, Birgün… Haber alınabilen 3-5 yer kaldı. İnsanlar artık haber bile alamıyor. Baştakilere fayda sağlayacak. “Böl-yönet” diye bir şey var. Yüzyıllardır bütün dünyada uygulanan bir politika bu. En medeni bulduğumuz Avrupa ülkeleri bile zamanında çok ciddi sınavlardan geçti. Ama geçtiler, aştılar, yüzleştiler yaptıklarıyla. Biz de yüzleşme yok.”

EZİLENİN YANINDA OLMALI

“Sanatçı hangi tarafta olmalı? Kimler eziliyor?”

Sanatçı gücün değil ezilenin yanında olmalı. Güce tapmaktansa, ona yanaşmaktansa, ona yaltaklanmaktansa ezilenin haksızlığa uğrayanın sesi olmalı bence. Kim ezilmiyor diye değiştirelim bu soruyu. İktidardakiler ezilmiyor. Çünkü bütün güç ellerinde… Bir süre bir liste vardı televizyonlarda ve prodüktörlerde, “Onlarla iş yapılmayacak” diye… Allah'tan benim bir şeye ihtiyacım yok. Bazı arkadaşlarım çok zor durumda kaldılar ve hâlâ da çok zor durumdalar.”

USTA AKTRİS, CORONA VİRÜSÜ DÖNEMİNİ ŞÖYLE ANLATTI:
HEPİMİZ HİNTLİ OLDUK

“Artık namaste selamı veriyoruz, kimse kimseye dokunmuyor, sarılamıyor. Pandemi insan türünün feci halinde olduğunu gösterdi”

Pandemi süreciyle ilgili neler yaşadığını kendine has üslubuyla anlatan Lale Mansur, şunları söyledi: “Hergün bir-iki saat çalışıyorum. Meditasyon yapmayı öğrendim. Çünkü durduramadığımız tek şey beyin. Millet dışarıda oturuyor ama dip dibe.

Biraz şaşırıyorum aslında insanlara. Kurallar belli, maske takacaksın, takmıyorlar. Belli bir mesafede duracaksın, ona dikkat etmiyorlar.

Hepimiz Hintli olduk. Artık Namaste selamı veriyoruz. (Gülüyor) Kimse kimseye dokunmuyor, sarılamıyor çok değişiklik var tabi. Birtakım projeler vardı ama her şey durdu. Mültecilerle ilgili 4 bölümden oluşan, Coen kardeşlerin filmlerini anımsatan bir projeydi. Yeniden başlaması için oldukça zaman geçecek herhalde. Özellikle bizim sektörde o kadar insanın bir araya gelmesi ancak bunun ilacı, aşısı bulunduktan sonra olur ancak bu da pek yakın zamanda görünmüyor.

Bambaşka bir Türkiye olabilirdik

“Akil insanlar döneminde AKP yanlısı olduğum zannedildi ama o bir barış projesiydi. Ben bu ülkede “Rüzgar bugün buradan, yarın oradan eser, bütün yaptıkların çöpe gider” bunu biliyordum. Türkiye'nin 10 yıl sonra nasıl bir Türkiye olacağını hayal etmelerini istemiştik. Bambaşka bir Türkiye olma imkanımız vardı. Ama geçmiş olsun.”

Mansur, bol bol kitap okuduğunu belirtip yeniden İtalyanca öğrenmeye başladığını dile getirdi.

Demokrasi birliği yok

“Bazı konularda Türkiye'de öyle bir bütünlük de var ki… Buyurun Ayasofya'ya bakın. Muharrem İnce, “Davet edilirsem giderim” diyor. Bazı konularda anlaşan çok büyük bir grup var. Muhalefet, muhalefet yapmıyor. Demokrasi isteyenlerin hepsinin bir arada olması gerekirken öyle bir beraberlik göremiyorum.”

Mansur'dan kısa kısa

– İktidarın ‘getirdik' dediği özgürlükler bize ulaşmadı. Maske dağıtımına benzedi biraz.

Kendimi güvende hissetmiyorum. Hukuk yok. En önemli şey, hakkımı arayacağım bir yer yok.

– Tiyatro, müzisyenler, sanatçılar, arkada çalışanlar… Herkes felaket vaziyette. Devletin sektörü desteklemesi gerekiyor.

Son güncelleme: 10:14 - 25.07.2020