Yaralı halkımızın derdi sadece ekonomi, geçim sıkıntısı, derin yoksulluk mu?
Hayır!
İnsanlarımızı kahreden başka büyük dertler de var!
Her şeyden önce ülkede ahlâk bozuldu...
Akla gelen her türlü kötülüğü görüyoruz ülkemizde... Yolsuzluk, rüşvet, vurgun, soygun, kadına şiddet, cinayet, uyuşturucu, hırsızlık... Daha neler neler!
Gaddar bir toplum olma yolundayız!
Ne yiğitlik kaldı, ne mertlik, ne de asalet!
★★★
92 yaşında aydın, yurtsever, değerli bir okurum var. Adı: Muvaffak Gözaydın... Yaşı ileri ama beyni pırıl pırıl, genç bir beyin...
Bana mektup yazmış, ülkedeki hazin durumu anlatarak soruyor: “Siz ne dersiniz?”
Ah sevgili okurum... Ne diyebilirim ki? “Allah” derim sadece... “Allah bu ülkenin yardımcısı olsun.” derim...
92 yaşındaki okurum Muvaffak Gözaydın’ın mektubunu sizlerle paylaşmak istiyorum:
★★★
“Rahmi Bey,
Her gün 6-8 saat internetteyim...
Ülkemiz bu kadar kötü olamaz!
Hüngür hüngür ağlamak istiyorum...
Biz bu hale gelecek millet miydik?
Ahlâk kalmadı ahlak... Aile terbiyesi yok!
Millet birbirini kazıklamakla meşgul...
Çok yazık be!
Terbiye yok, ahlak yok, dürüstlük yok ama...
Yolsuzluk ahlâksızlık gırla gidiyor!
Çare? Bence yok!
Hayret yahu! Milyonlarca yetişkin insanımız nasıl birbirini kandırır, nasıl birbirinin kuyusunu kazar?
Avantadan lavantaya böyle insanlar topluluğu başka nerede var acaba?
Hadi ben 92 yaşıma geldim...
Allah’a şükür çok çok tatminkâr bir hayatım oldu... Fakir bir kâtibin oğlu olmama rağmen hayatta her istediğimi yaptım.
Her şeyden evvel, hayatta hiç hasta olmadım (Çocuklukta kızamık hariç)
Tahsil hayatım, iş hayatım hep bana göre çok tatminkâr geçti.
Şimdi de torun sefası sürüyorum.
Fakat ülkenin durumu beni kahrediyor!
Siz ne dersiniz?
Bu durum düzelir mi?
Herkes bu kadar kötü nasıl oldu?
Yahu, trilyoner arkadaşım aile yemeğinde (lokantadan) fatura istiyor. Üç kuruşa ihtiyacı yok... Ama vergi kaçağı ruhuna işlemiş!
Ne yapacağız?
Daha doğrusu siz ne yapacaksınız?
Durum düzelir mi?
Yoksa ben boşuna mı kürek çekiyorum?
Beni okuduğunuz için teşekkür ederim.”
(Muvaffak Gözaydın)
Adalet de enkaz altında kaldı!
Dün ıstırap verici hatıralarımızın canlandığı hazin bir gündü...
Büyük 6 Şubat depreminin 3’üncü yılında, aradan geçen bunca yıla rağmen acılar dinmemişti...
Depremzedeler “Felâketin ilk günlerinde iktidarın bize verdikleri sözlere ne oldu?” diye sordular.
360 binden fazla felâket mağduru “konteyner kentlerde” yaşam mücadelesi veriyor.
Gıda, eğitim, sağlık, iş imkânı kısıtlı, geleceğin ne olacağı belirsiz...
53 bin kişinin hayatını kaybettiği Kahramanmaraş merkezli felâkette 11 ilimiz etkilenmiş, en ağır darbeyi alan Hatay yerle bir olmuştu!
İktidar birçok söz verdi “İki yıl içinde bütün mağdurlar yeni evlerine kavuşacak. Olaylar kader diye geçiştirilemez. Sorumlular cezalarını çekecekler” dedi.
Dedi de ne oldu?
Üçüncü yılın sonunda yargılama devam ediyor ama sorumluların çoğu tahliye edilmiş durumda...
Depremde analarını, babalarını, evlatlarını, tüm yakınlarını kaybeden felâketzedeler “Adalet de bizim gibi enkaz altında kaldı!” diye gözyaşı döküyor!
Tebessüm
Vantilatör!
Müjdat Gezen’den FIKRA GİBİ siyasi bir eleştiri:
“Teğmenken ordudan ihraç edildi. Oradan CHP’ye geçti. Oradan bir yere daha gitti, hatırlamıyorum. Oradan AKP’ye geçti.
Bir yerde, döneklik yapanlara ilginç bir ceza veriliyormuş. Kendi etrafında dönüyorlarmış! Biri Mehmet Ali’nin durumunu sormuş, “AAA O MU? O VANTİLATÖR OLDU” demişler.
GÜNÜN SÖZÜ
Söylenen doğru sözler çoğu zaman pek tatlı olmaz!
