Başbakan’ın kızmadığı yok! Hemen herkese kızıyor ama en çok “Köşe yazarlarına”
bozuluyor.
Zaman zaman “Bilip bilmeden, yalan yanlış yazıp duruyorlar” mealinde sert sözlerle öfkesini dile getiriyor.
Başbakan’ın bu sert ve aşağılayıcı tutumuna yazarlar nasıl tepki gösteriyor?
Sayıları az olan bir yazar grubu onurlu duruşlarını bozmuyor, çizgilerini, koruyor.
Yazarların bir kısmı “Ne şiş yansın ne kebap” gibisinden yazılarla Başbakan’ı kızdırmamaya çalışıyor.
Bazı pişkin yazarlar ise sert sözleri afiyetle yutup “Aynada kendimize bakarak gerçeği görelim. Başbakan kızmakta haksız mı?” gibisinden yalakalık yapıyor!
Hani bir deyim vardır: Yalaka inek, kasap bıçağını yalarmış ya... Onun gibi bir şey!
Bu tür omurgasız gazeteci ve yazarlar gerçek gazetecileri utandırıyor!

* * * *

Gazetecilik yağcılık ve şakşakçılık mesleği değildir.
Gazeteci, doğru olan her haberi yazar, yayınlar, doğru olduğuna inandığı her yorumu yapar.
Gazeteci her zaman ezilenden yanadır, halkın ve haklının yanındadır.
Gazeteci, Başbakan’a şirin görünmek için “Evet efendimcilik”, “Şaklabanlık”, “Dalkavukluk” yapmamalıdır.
Gazete ve gazeteci, kişisel çıkarları için, Başbakan dahil, hiç kimsenin önünde ufalmamalı,
virgül gibi kıvrılmamalıdır!
Gazetecinin her zaman, başı dik, alnı ak olmalıdır!
Günümüzde bu nitelikte gazete ve gazeteci sayısı ne yazık ki, her geçen gün biraz daha azalıyor!

Günün birinde iktidar değişince ne olacak?

Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan, iktidarın yolsuzluk ve rüşvet olaylarına
“Çifte standart”la yaklaştığını söylüyor.
Yolsuzluk nedeniyle Deniz Kuvvetleri eski Komutanı İlhami Erdil gibi amiral veya generaller yargılanıyor ama yolsuzlukla suçlanan bakanlar yargılanmıyor.
Tam bir çifte standart!
Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın, Başbakan Erdoğan’ı önce suçlayıp
istifa ettiğini, daha sonra bunu geri aldığını hatırlatan Tantan “Bayraktar’a sanal ortamda bile büyük tepki var. Allah kimseyi o duruma düşürmesin.” diyor.

* * * *

Tantan’a göre yaşanan tartışmalar kirli bir siyasetin sonucu...
Kirli siyasetçi, kendisine yönelik her türlü olumsuzluğu ortadan kaldırmak için mücadele eder. Ama kendi dışındakilerin hak ve hukukunu hiçbir zaman gözetmez!
Sadettin Tantan, hiçbir iktidarın, sonsuza kadar kalmayacağını, günün birinde bu iktidar değiştiğinde “Başbakan Erdoğan ve birçok bakanın, Yüce Divan’da yargılanmalarının söz
konusu olabileceğini” söylüyor.

Memlekete hoş geldin Öcalan!

Meslektaşımız Necdet Pekmezci’nin yazdığı son kitabın adı ilginç:
“Memlekete hoş geldin Öcalan!”
PKK’nın kanlı lideri Abdullah Öcalan’ın Kenya’dan Türkiye’ye getirilişinin öyküsü, Apo’ya düzenlenmek istenen suikastla, MİT Kontr-Terör Dairesi’nin Öcalan’a 6 Mayıs 1996’da Şam’da düzenlediği “Mercedes Operasyonu” heyecanlı bir hikâye halinde anlatılıyor.
Ayrıca... PKK örgütü içindeki infazları “Ajan ve hain” ilan edilerek saf dışı bırakılanların serüvenleri... Ve Öcalan’ın İmralı’daki yeni yaşamı...
...Ve, günümüzde, iktidar temsilcilerinin, “Pazarlık” yaparak siyasette önemli kişi haline getirdiği Öcalan’ın İmralı’daki yeni yaşamı... (Tanyeri Kitap)

Te­bes­süm

Sosyal adalet dedikleri...
İktidar kanadında “Sosyal adalet” lâfından geçilmiyor!
Peki, nedir onların anladıkları sosyal adalet?
Nakledeceğimiz fıkra bunu anlatıyor.
Aslan, eşek ve tilki ava çıkmışlar ve bir geyiği avlayıp gelmişler.
Aslan “Şunu âdil bir şekilde pay edin.” diye emretmiş.
Eşek, avı üç eşit parçaya bölmüş, herkesin payını vermiş ama aslan beğenmeyip kükremiş:
“Hani benim aslan payım?”
Eşek, eşekliğinden olacak anlamamış;
“Ne demek aslan payı?”
Aslan kızıp, bir pençede eşeği parçalamış, sonra tilkiye dönmüş:
“Hadi, sen pay et.”
“Efendim” demiş tilki “Sizin olduğunuz yerde pay etmek ne demek? Hepsi sizin, buyurun!”
Aslan hayretle sormuş:
“Sen bu âdil paylaşmayı nereden öğrendin?”
Tilki, cansız yatan eşeği göstererek:
“Eşeğin akıbetinden öğrendim.” demiş “Bunun adına da sosyal adalet diyorlar!”

Gü­nün Sö­zü

Eğer korku içinde yaşıyorsanız asla hür değilsiniz!