Bize, komşumuzun yanında durmak yakışır. 1919’da verdiğimiz “Kurtuluş Savaşı” benzerini İran halkı yaşıyor. Emperyalist saldırıya karşı “Ya istiklal- Ya Ölüm” kararı vermek zorundaydılar. Rejime iç öfkelerini bastırıp birleştiler. Saldırgan ABD Başkanı ise NATO’yu ve Türk ordusunu alet etmek peşinde olmalı; “Erdoğan, her dediğimi yapıyor” diye pis tuzak bir cümle üretip, dünyaya yaydı. “Al lafını da git cevabı” bekledik.

O cevap, düğüm!

★★★

İkinci Dünya savaşı da bir emperyalist bölüşüm boğazlaşmasıydı. 6 yıl sürdü. 20 milyonu asker, 50 milyonu sivil 70 milyon insan öldü.

Biz tarafsız kaldık.

Evet biz başardık.

Cumhuriyetimiz.

Bağımsızlığımız.

Demokrasimiz.

İkinci Dünya Savaşı’nda tarafsız kalmak sayesinde korunmuş oldu. İran’a yapılan bu saldırgan savaşı da ABD’ nin silah tekelleri, petrol şirketleri, finans ve lojistik tröstlerine alet olmadan “Kazasız-belasız” ve kurtuluş mücadelesi vermiş bir halka yakışır şerefli duruşla atlatmak zorundayız.

★★★

İran’a saldırı 4 haftasını geride bıraktı. ABD Başkanı, savaşı kız okulunda öğrenci, hastanede sivil hasta öldürerek başlattı. Havadan ölüm yağdırarak İran rejimini değiştireceğini planladı. İran halkının ABD ve İsrail saldırganlığının yanında yer alacağını ve rejime karşı isyan edeceğini umdu.

Yanıldı.

Hava saldırısıyla rejim değişmedi. İran halkı, Rusya ve Çin’in ileri teknolojik silah ve istihbarat desteğini arkasına aldı; “Ya İstiklal- Ya Ölüm” diye direniyor.

★★★

ABD Başkanı, arkasında silah tekelleri, petrol kartelleri, finans tröstleri Hürmüz’e saldırıyı başlattı. Her gün konuşuyor ve “İran’ın donanmasını ve ordusunu yok ettik” diyor, her seferinde “İran’ı çok sert vuracağız” tehdidi savuruyor.

Adı palavracıya çıktı.

Alay konusu olmakta.

Savaş ve silah harcamasının maliyetini Avrupa’ya yıkmak istedi. NATO’nun kurucu sahipliğini bırakmakla tehdit ediyor. İngiltere ve Fransa’dan “Bu bizim savaşımız değil” cevabını aldı. Bu savaşın sonunda belki de NATO yanlış yere dikilmiş bir fasulye sırığına dönebilir. Bu savaş ne kadar sürer, kestirmesi zor fakat Dünyanın 5 ayrı güç merkezine (ABD-Çin- Rusya- Avrupa- Hindistan) ayrılacağı ve İran’ın da 6. güç merkezi olabileceği ihtimali bile bugünden söylenmeye, yazılmaya, konuşulmaya başlandı.

★★★

Trump’ın hesabı fos!

İran’ın nükleer kapasitesi yok edilecekti tersi oluyor, İran yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyum varlığı ile atom bombası sahibi ülke olmaya kapı araladı. Bu savaş sadece İran’a yönelik olarak planlanmadı. Bölgemizde Araplar, Farslar, Türkler, Kürtler arasında yıllarca sürecek bir kapışma, boğazlaşma, kan davasına zemin hazırlamak için fiili durumlar yaratmak arzusu da ortaya çıktı, çıkıyor.

★★★

Trump’ın; “İran’da elektrik santrallerini vuracağız” tehdidini savurduğu gün İran Ordusu temsilcisi; “Daha ezici, daha geniş ve daha yıkıcı eylemelerimizi bekleyin. İçinde bulunduğunuz bataklığı daha da derinleştireceğiz” cevabını verdi.

Bataklık yaratmak istedi.

Bataklığa kendi saplandı.

Belli ki, savaş uzuyor.

★★★

Türkiye savaşa petrol ve döviz faturası açısından iki başlı belayla yakalandı. Petrol ve doğal gaz fiyatları arttı, Türkiye’nin enerji faturası yıllık 50- 60 milyar dolardan 80- 90 milyar dolara yükseldi. Türkiye fakirleşme çarkının dişlilerine kapıldı.

Enflasyon daha da beter patlamasın diye dövizi tutabilmek için altın rezervlerini hızla eritme sürecine de girdik. Yüksek faizle sıcak para bulsunlar diye Maliye Bakanı ile Merkez Bankası Başkanı’nı Londra’ya gönderdik. 

Çok zor günlere girdik!