Türk futboluna değer katmak için tasarlanmış, İtalya'nın uyguladığına benzeyen bir Süper Kupa formatını ilk kez deneyimliyoruz. Ancak değer katmaktan bahsederken biraz da şartlara mercek tutmamız şart. Futbolun kalbi Anadolu'da da atsın diye yapılan şehir tercihleri güzel bir düşüncenin ürünü. Ancak gördüğümüz kadarıyla Gaziantep ve Adana'da zeminler futbol değil tarım için daha uygundu. Hava koşulları düşünülmeden yapılan tercihler, 'futbol şöleni'ni boş tribünlere mahkum etti. Finalin de, İstanbul'un hava koşullarına en sert şekilde meydan okuyan Atatürk Olimpiyat Stadı'nda oynanacağını düşününce, yeni format ilk yılında fiyasko olmaya aday.
Hikayesi olan maçların her futbolseverde başka bir yeri olur. İşte Fenerbahçe-Samsunspor karşılaşması da Musaba faktörüyle kendi hikayesini yazdı. İlk maçında eski takımına karşı 2 asistle final biletini aldı Hollandalı. Musaba, Fenerbahçe'ye yaz aylarında 45 milyon Euro'ya mâl olan ve isteneni veremeyen kanat rotasyonuna 6 milyon Euro’luk bedeliyle can suyu oldu. Domenico Tedesco'nun 'adam eksilten, delici özelliklere sahip kanat' talebinin ne kadar haklı olduğunu Musaba ilk maçında izleyenlere gösterdi.
Domenico Tedesco takımın başına geldikten 13 gün sonra kulüpte başkan ve yönetim değişti. Görev süresinde kulübün başından geçenler herkesin malumu. Tedesco, tanımadığı, kendi kurmadığı bir takımı en hasarsız şekilde limana, yani transfer dönemine yanaştırdı.
Tıpkı Musaba transferinde olduğu gibi, 8 numara, forvet ve sol stoper/bek için de Tedesco'nun profil tercihine yönelmek Fenerbahçe açısından sağlıklı olabilir. Adı geçen isimler çehre değiştirmek ve hedeflere yönelik ciddiyeti artırma açısından doğru gözüküyor.
Bunları söylerken Tedesco'yu pohpohlama maksadım yok. İşler biraz kötü gidince sözüm ona ülke futboluna adapte olan hocalardan olmak yerine, mücadele eden, her koşulda saha içinde kalan bir yabancı teknik adama saygımı sunmak asıl amacım. Nihayetinde, Tedesco’yu bir de kendi kurduğu takımın başında görmek adil bir istek olacaktır.
Transfer sürecinde belki de şu sorunun cevabı zor olabilir; 30 milyon Euro üzerinde bir harcama yaparak yeni forvet almak mı, yoksa ritmini bulmuşken Jhon Duran'ın bonservisini alıp, hücum takviyesini kiralama yöntemiyle çözmek mi?