CHP lideri Kılıçdaroğlu, önceki gün Habertürk TV’de katıldığı yayında, cumhurbaşkanlığını kazanması halinde İçişleri de dahil üç bakanlığı ve MİT’i Ümit Özdağ’a vereceğine ilişkin gizli mutabakat imzaladıklarını kabul etti.

Kılıçdaroğlu’nun itirafını Sözcü TV’de tartışırken, telefonuma mesaj düştü.

Gönderen, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Selim Temurci’ydi. Temurci, “Kemal bey, bu konuda bana ‘Asla öyle bir şey yok’ demişti” diye yazıyordu.

ÖZDAĞ İFŞA ETTİ

Temurci’nin mesajı beni iki ay öncesine götürdü.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turuna beş gün kalmıştı. Kılıçdaroğlu ile Özdağ arasındaki müzakereye aracılık edenlerden İçişleri ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Zafer Partisi’ne (ZP) bırakılacağını öğrenmiştim.

Bu bilgiyi Sözcü TV’de açıkladım.

24 Mayıs’ta Kılıçdaroğlu, mutabakatı imzalamak için ZP’ye gitmeye hazırlanırken; Özdağ pazarlığı Twitter’da ifşa etti.

CHP’lilerin “Suriyeliler gidecek” yazdığı görüntüleri içeren paylaşımını alıntılayıp “İçişleri Bakanı olduğumda yollayacağım” diye yazdı.

Bugünden bakınca...

Bence Özdağ, Kılıçdaroğlu ile yaptıkları pazarlığın bilinmesini istedi. Belki bir yerlere mesaj verdi, bilemiyorum.

Kılıçdaroğlu’nun ifşaya öfkelendiği, Özdağ ile görüşmeye güçlükle ikna edildiği söylendi o günlerde.

İçeride olan, buydu.

Dışarıda...

CHP’liler Özdağ’a bakanlık sözü verilmediğini açıkladı durdu.

KILIÇDAROĞLU, TEMURCİ’Yİ ARADI

[caption id="attachment_7750554" align="alignnone" width="1200"] Selim Temurci[/caption]

Ancak Özdağ’ın paylaşımı Millet İttifakı bileşenlerini, Yeşil Sol’u ve sosyalistleri kızdırdı.

Tepki verenlerden biri de Temurci’ydi.

Şu tweeti attı:

“Sn. Özdağ günün şakasını yapmış sanırım!

Bir şaka da benden. Bu adam İçişleri Bakanı olacağım diyorsa Sn. Soylu kesin kalacak demektir.

Bir toplumsal barış projesi olan Millet İttifakı göç ve sığınmacı problemini çözmeyi taahhüt etmiştir.

Kazanmak için her yol mübah değildir.”

Ya sonra?

Sonrasını Temurci’nin dün gönderdiği mesajdan öğreniyorum.

Meğer Kılıçdaroğlu, mesajı atar atmaz Temurci’yi aramış.

Hatta yanında Özdağ da varmış.

Temurci, anlatıyor:

“Kemal Bey bana, ‘Selim bey attığınız mesaj için çok teşekkür ederim. Özdağ’a ‘Nedir bu?’ diye sordum. ‘Teşkilatlarımı motive etmek için yaptım’ dedi. Size teminat veriyorum, İçişleri Bakanlığı meselesi söz konusu değil’ dedi.”

Temurci, bu diyalogu hatırlatırken...

Kılıçdaroğlu’nın gizli mutabakatı kabul eden sözleri karşısında şaşkınlığı saklamıyor.

Temurci:

“Doğrusu çok üzgünüm. Altılı Masa liderleri de bunu bilmiyor. Kemal Bey keşke bu bilgileri verseydi. Düşünebiliyor musunuz; Özdağ’ın doğruyu söylediği, Kılıçdaroğlu’nun ise bizi yanılttığı bir süreç yaşanıyor. Doğru olmadı. Çünkü siyaset güven üzerine yürür. Biz de boşa düştük. Mutabakatın içinde ne var, merak ediyorum. İnşallah Kemal Bey, bize doğruyu söylemiştir diye inanmak istiyorum.”

Aynı günlerde Ahmet Davutoğlu’nun da Özdağ’ı yalanladığını söyledim.

“Doğru hatırlıyorsunuz” dedi.

Kılıçdaroğlu’ndan gelen bilgiyi Davutoğlu’na aktardığını ifade etti. Ve ardından gülerek, “Faik Öztrak’ın bilmediği mutabakatı Temurci nasıl bilsin!” diye ekledi.

ÖZKOÇ’A DA SÖZ VERMIŞTİ

Gerçekten öyle.

Kılıçdaroğlu, seçimi kazanabilmek için CHP’nin MYK’sından, sözcüsünden ve Altılı Masa’daki ortaklarından habersiz bir şekilde Özdağ’a üç bakanlığı ve MİT’i vermiş.

Haydi, verdi, diyelim...

Bu pazarlık Özdağ tarafından ifşa edilince doğruları söylemesi gerekirken partisini, ortaklarını ve kamuoyunu yanılttığı görülüyor. Kılıçdaroğlu, dürüst adam imajını iktidar hırsıyla yerle bir ediyor.

Daha da tuhafı aynı makamı iki siyasetçiye birden dağıtmış.

14 Mayıs öncesinde MYK üyesi olan, seçim sonrası örgütlerden sorumlu danışmanlığa getirdiği Engin Özkoç’a söz verdiği İçişleri Bakanlığını Özdağ’a da ikram etmiş.

“YEŞİL SOL’A NE VERDİNİZ?”

Şu saatten sonra “Yüzde 2.2’lik Zafer’e üç bakanlığı ve MİT’i verdiyseniz yüzde 8.8’lik Yeşil Sol’a ne verdiniz?” diye soranlar sonuna kadar haklıdır. Kılıçdaroğlu’nun “Hiç bir şey vermedik” demesine artık kim inanır?

Kimse inanmaz.

Kaldı ki...

Yeşil Sol Parti de bu sürecin mağduru sayılır.

Çünkü Kılıçdaroğlu, Özdağ’la gizli mutabakat imzalarken, Yeşil Sol’un genel merkezini bile ziyaret etmedi.

Asıl mağdur elbette ki CHP’lilerdir.

Kılıçdaroğlu beş ortağına cumhurbaşkanı yardımcılığı, peşin peşin beşer bakanlık ve oyları nispetinde artı bakanlıklar sözü vermişti. Bugün ise ZP’yle üç bakanlık için mutabakat imzaladığı ortaya çıkıyor.

Zaten 17 bakanlık var.

En az 10 bakanlık ortaklara dağıtılıyor. Bunlar arasında içişleri ve ekonomi gibi asli organlar da var. CHP’nin elinde herhalde Gençlik ve Spor Bakanlığı kalıyor.

Kılıçdaroğlu’nun aday olmak için ortaklarına 39 milletvekilliği dağıtmasını geçtim de, cumhurbaşkanlığı için kime söz verdi, çok merak ediyorum.

Öztunç: Kılıçdaroğlu, ‘Seçimden sonra bırakıyorum’ demeli


[caption id="attachment_7750555" align="alignnone" width="1200"] Ali Öztunç[/caption]

CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, seçimden sonra MYK’dan çıkarılmıştı.

Şehrinde oyunu arttırdığı, milletvekili sayısını ikiye çıkardığı, MYK’daki ilk dönemi ve yaşı genç olduğu halde cezalandırıldı.

Engin Altay ve Gürsel Erol’la birlikte hareket eden Ali Öztunç, suskunluğunu bozdu.

CHP’deki gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz?

Kontrolsüzlük var. Her önüne gelen konuşuyor ve tweet atıyor. Otorite kalmadı. Bu, partiyi yıpratıyor. Bu parti, ben dahil hiçbirimizin babasının malı değil. Parti uçuruma sürükleniyor. Bir grup milletvekili olarak çok rahatsızız. Yeter, herkesin durması gerekiyor. Parti Meclisi’nde (PM), kongrede, kapalı grupta konuşmak gerekiyor.

Nasıl bir çıkış mümkün?

Genel başkanın mesaj vererek, partiyi sürüklendiği uçurumdan kurtarması gerekiyor. El uzatmaksa el uzatmalı, görevi bırakmaksa bırakmalı.

Ne yapmalı?

Yerel seçimden sonra partinin lider değişimine gideceği mesajı vermeli.

“Seçimden sonra aday olmayacağım” demeli, öyle mi?

Seçimden sonra kurultayda görevi gençlere bırakacağını söylerse her şey durulacak.

Görüntüsü sızan toplantı için ne düşünüyorsunuz?

İnsanlar bir araya gelip tartışır. Partinin geleceğine ilişkin değerlendirme yapar. Orada mesele, bu görüntü nasıl sızdırıldı, nasıl kaydedildi? Kim sızdırdı? Bunu tartışmak gerekir. Evet, (oradaki) bazı arkadaşlarımızdan örgütün rahatsızlığı var, önceki görevleri yüzünden... Onun gereğini delege kurultayda yapar.

Darbe ve ihanet suçlaması yapılıyor.

Niye ihanet olsun ya! Genel merkezde de görüşüyor arkadaşlar, onlar da “Muhalefeti nasıl durdururuz” diyor; o ihanet olmuyor.

Kılıçdaroğlu’nun Özdağ’la gizli mutabakat imzalaması makul müdür?

Değildir. Genel başkanın bu kararlar alınırken, yetkili organları bilgilendirmesi gerekir.

Şöyle savunuluyor: “PM, Kılıçdaroğlu’na her türlü görüşme ve ittifak yapma yetkisini verdi?”

Verdi, doğru. Ama etik olarak MYK’nın bilmesi gerekirdi.

14 Mayıs’tan sonra görevden alındınız. Haksızlığa uğradığınızı düşünüyor musunuz?

Oyumu yüzde 75 arttırdım. Vekil olmayan yerde önce kendimi seçtirdim, sonra ikiye çıkarttım vekil sayısını. Başarının karşılığında ceza aldım. Haksızlığa uğradığımı düşünüyorum. Yüz yıllık Öztrak Ailesi kalıyor, üç yıllık Ali Öztunç gidiyor. Böyle bir şey olur mu!

Neden ceza aldınız?

Her zaman konuşan bir insanım. Belki de başarı sevilmiyor. Başarı cezalandırılır. Onu genel başkana sormak lazım.