Çalışma Bakanlığı İş Müfettişleri geçen yılın mayıs ayında Türkiye Taşkömürü Kurumuna (TTK)  bağlı üç işletmede işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında önemli eksiklikler belirledi. Bu bilinmesine, rağmen 13 Ocak’a kadar o işletmelerde eksiklikler giderilmeden çalışmalar devam etti. Yani, müfettiş raporları “yok” sayıldı. SÖZCÜ, bu konuyu ısrarla gündemde tuttu. Sonunda Kozlu, Üzülmez, Karadon ocaklarında üretim “acil raporu” üzerine  durdurulmuştu. 

Günde 5 bin ton üretim yapılan ocakta, çalışmalar durdurulunca, TTK yetkilileri bir yandan belirlenen eksikliklerin giderilmesi için çaba gösterirken, müfettişlerin belirlediği eksikliklerin üretimin durdurulmasını gerektirecek boyutta olmadığını öne sürdü, kararın iptali için İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Duruşma bugün yapılacak. Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Hakan Yeşil, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin en önemli konu olduğunu, işçinin kafası rahat çalışabilmesi için eksikliklerin giderilmesinin gerekli olduğunu söyledi.

ÖNLEMSİZLİĞİN BEDELİ CANDIR

Madenciliğin iş güvenliği kuralları canlar vererek, bir daha olmasın diye yazılmıştır. Onlar uygulanmalı. Madencilik etkin ve tavizsiz denetim ister.  Madencilikte çalışılmazsa riskler oluşur bahane edilerek, iş güvenliğinde taviz kabul edilemez. Acil bakım ve onarım için izinler mevcuttur. Freni, lastiği patlak araçla yola devam edilemez. Sosyal ve ekonomik gerekçelerle iş güvenliği kurallarında taviz kabul edilemez. Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) eski Genel Müdür Yardımcısı 45 yıllık madenci Dursun Akyürek, şunları söyledi:

“Kuralları perdelemek, eksiklikleri gidermeden işin devamını uygun gören tespitler, madenciliğe, hayatını maden facialarında verenlere ve mevcut madencilere ihanettir. Madencilikte faciaların nedenlerinden biri etkin denetim eksikliği denip, denetimcilerin kararlarını sıfırlamaya çalışanlar yanlışın savunucuları olmaktadır. TTK’da tespit edilenlere yanlış denemez. Çünkü mevcut kurallar bunu zorunlu kılıyor. Eksiklikler, kuralsızlıklar tamamlattırılmalı. Aksini savunmanın bedelini kimse karşılayamaz. Kimse, kuralsızlığın savunucusu olamaz. Çözüm hızla eksikliklerin giderilmesidir. Çözüm bilinirken bahanelere sığınılmasın, basiretsizlik, önlemsizlik ödüllendirilmesin.”

TTK için en güvenli ocak, Amasra ocağıydı. Müfettişlerin belirlediği bazı eksiklikler yeterince dikkate alınmamış, sonuçta kazada 43 işçimiz hayatını kaybetmişti. “Bir şey olmaz” mantığına madencilikte yer yok. Ama, “Bir şey olmaz” diye diye sonuçta kazalar meydana geliyor. O yüzden, bugün yapılacak duruşmada verilecek karar önemli. İşçiler de bir an önce eksikliklerin giderilmesini ve bir an önce inmeyi istiyor.

İşte sektörün durumu: Kömür ithal, işçi ihraç!

Türkiye Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul, ithal kömüre olan ilgi yüzünden yerli kömür üreticilerinin can çekiştiğini, madencilerin hayatta kalma mücadelesi içinde olduğunu söyledi.

Ülkemiz, madencilik politikalarında ithal kömüre dayalı bir üretim modelini benimsemiş, bu durum yalnız madencilik sektörünü değil, istihdamı, bölgesel ekonomileri ve ülkemizin enerji arz güvenliğini doğrudan tehdit eder boyuta ulaşmış. Kamu ve özel sektör santrallerinde ithal kömür kullanımı cazipleştirilmiş, yerli kömür için yapılan teşviklerin yetersizliği sonucu firmalar iflasın eşiğine getirilmiş.

Ülkemizin yerli kömür üretimi ve termik santral işletmeciliği açısından en önemli üretim merkezlerinden biri olan Manisa’nın Soma ilçesine gidelim. Orada da ağır ihmaller sonucu 301 maden işçimiz hayatını kaybetmişti. Sendika Genel Başkanı Nurettin Akçul’la birlikte kabirlerine gidip Fatiha okumuştuk.

Soma’da da “ithal kömür belası” son bulmadığı gibi bölgenin en önemli firmalarını iflasın eşiğine getirmiş. İthal kömürün çekiciliğini koruması ve yerli kömür alımlarının planlananın çok altında kalması bölgedeki üretici firmaları hem teknik hem de finansal açıdan ayakta kalamaz hale getirmiş. Günümüzde ithal kömüre olan rağbet, sadece madencileri ve üretici firmaları  değil, doğrudan Soma halkını ve yöresini büyük bir buhrana doğru sürükledi. Bu yalnız Soma’nın sorunu değil. Soma, bu yükü kaldıramıyor.

ÜRETİM DE İŞÇİ SAYISI DA AZALDI

Ülkemiz, son 10 yılda kömür ithalatına yaklaşık 40 milyar dolar ödedi. Yine ithal kömür yüzünden son beş yılda kömür madenciliğindeki toplam işyeri sayısı 448’den 416’ya, çalışan işçi sayısı da 43.000’den 32.000’e düştü. Birçok işyeri kapandı, üretimdeki en büyük firmalar konkordato ilan etti. 

Soma Termik Santral işletmecisi konumundaki Torku firmasının TKİ’ye olan borcu, taahhüt ettiği alımları gerçekleşmemesi, bölgeyi adeta çıkmaza sokmuş, yanlış yapılan özelleştirme politikalarının vahametini bir kez daha ortaya koymuş. Genel Başkan Nurettin Akçul, “Burası acilen kamulaştırılmalı. Yerli üretimin devamlılığı yalnızca sektörün değil, binlerce ailenin geçiminin ve ülkemizin enerji güvenliğinin meselesine dönüşmüş. Santral çalışmıyor, firmalar üretim yapamıyor, yaptığını satamıyor. İşçiler işsiz kalma korkusuyla yaşıyor. Bölge ekonomisi can çekişiyor. İthal kömür kapıları ardına kadar açılırken, kendi toprağımızın kömürü can çekişiyor” diyor.

Genel Başkan Nurettin Akçul, “Acilen Soma Termik Santralinin tam kapasite ve düzenli çalışması sağlanmalı. Torku firması tarafından beyan edilen kömür alım taahhütleri eksiksiz yerine getirilmeli, yerli kömür alımı cazip hale getirilmeli” diye ekliyor ve ne gibi önlemler alınması gerektiğini de bakanlıklara sunduklarını anlatıyor.

Kömür ocakları “eksiklikler var” diye çalıştırılmıyor. Sürekli kömür ithal edilirken, işçimizi de ihraç ediyoruz. Böyle giderse yine kömür işçileri Ankara yürüyüşü başlatır.